Meydan doldu taştı,
lakin yankı aynı, ses aynı,
hoparlörde hep aynı ses,
"Ben yapmadım" korosu,
kesilir mi bu şak şakçı nefesi?
atın eti sindi de,
vicdanlarda sızı yok,
Herkes "haklı" bu yerde,
"doğru" diyen bir numune yok!
Od düştü mutfağa,
tencere kaynar at’la,
Halkın payı kılçıktır,
doyar mı bu zilletle?
Billboardlar gülümsedikçe,
Memmuniyet’ten kentin kalbi daralır,
Gerçek, o sağır sultanın
duvarının arkasına saklanır.
Us firarda ey şehir!
Akıl tutulmuş dilde,
Emanet rüzgâr olmuş,
savrulur her yelde.
Belediye, tedarikçi, imza, onay, mühür. Ve müdür..
Hepsi birer birer tam, asıl mühürlü hür!
Bak hele Hoca Nasreddin’in eşeğine ters binenler
Hâlâ "istikamet" der,
Son sözüm:
Aranmasın sorumlu, o aynanın içindedir,
at kişner, sel taşar, mühür vurur bir el;
Sorumluluk bulunmaz, o artık "antika" bir yel!