image
Aydın İbrahim KARA

Tarih : 22.10.2026  E-Mail : ayibkaaikx@gmail.com


vicdan-kilic-merhem

İnsanoğlu tuhaf bir varlık; hem adalet ister hem de merhamet.

Bir yandan zalimin zulmünün son bulmasını beklerken, öte yandan mazlumun yarasının sarılmasını diler. Çatallanma tam da burada başlar.

Çünkü vicdan sahibi olmak, sadece gözyaşı dökmek veya öfkelenmek değildir.

Vicdan bazen keskin bir kılıç, bazen de yaraları iyileştiren şifalı bir melhemdir. İkisinin kusursuzca dengelenmiş halinin adı ise ADALETTİR.

Kılıç yoksa kötülük çoğalır; melhem yoksa insanlığın vicdanı kurur.

Tarihten nice zalimler ve imparatorluklar geldi geçti. Kendilerini sonsuzluğun bekçisi sanıp yalan perdesinin ardına saklandılar.

Bir gün din, bir gün ideoloji adına konuştular. Nihayetinde hepsinin ortak bir korkusu vardı: Vicdan ve vicdan sahibi insanlar.

Vicdan; silahtan, paradan ve makamlardan çok daha güçlüdür; satın alınamaz ve asla susturulamaz.

İşte vicdanın kılıç olduğu yer burasıdır. Haksızlığa "dur" dediği, kalabalıklar susarken gür bir sesle konuştuğu yerdir.

İşte o içimizdeki kutsal mekânın adı vicdandır.

Hayat sadece fikrî ve yönetimsel mücadeleden ibaret değildir. İnsan yalnızca savaşarak da yaşayamaz; bazen bir omuza, bir tas çorbaya muhtaçtır. İşte vicdanın merhem olduğu yer burasıdır.

Bir annenin gözyaşını silen el, bir yetimin başını okşayan avuç, bir garibin hâlini soran komşudur. Ne kanun ne de yönetmelikler bunu yapabilir; bunu ancak vicdanın hayata bürünmüş hâli olan adalet başarır.

Vicdan çekildiğinde önce adalet mahkemelerde, liyakat ise ihtişamlı binaların koridorlarında kaybolur. İnsanlar birbirine yabancılaşır, selam bile menfaat temelli bir beyana dönüşür ve adına modernleşme derler.

Oysa Anadolu irfanı Yunus'un diliyle, Mevlânâ'nın nefesiyle, Hacı Bektaş-ı Veli’nin nuruyla önce insan, sonra adil olmayı öğretti. İnsanı insan, devletleri devlet yapan; servetleri ve mülkleri değil, haksızlığa karşı kılıç, mazluma merhem olabilmeleridir.

Türk milletinin en büyük hasleti, savaşçı bir millet olmasının yanında, her daim mazlumun yanında ve zalimin karşısında durmasıdır.

Yani emri hak vaki olduğunda hepimiz aynı yere varacağız. Tabuta ne unvanımız ne de servetimiz girecek. Devletlerin de tarih önündeki hesabı tam olarak böyledir.

Geride sadece iki soru kalacak:

Zalimin karşısında sustun mu?

Bir mazlumun yarasına dokundun mu?

Kılıç olman gereken yerde kılıç,

merhem olman gereken yerde merhem olabildin mi?

Asıl muhasebe, asıl hesap budur.

En nihayetinde bu satırları, bu uzun soluklu muhasebeyi niye sıraladım?

Bu milletin kaderine yön verenlerin, yıkıma, nifaka ve haksızlığa karşı çelik bir kılıç gibi, yaralı kalplere ve kırgınlıklara karşı da şifalı bir merhem olmalarını arzuladığım içindir.

Yarın öbür gün sokaklarda, çarşıda, pazarda ve hanelerinde kimse "Vicdan lazım, vicdan!" diye feryat etmek zorunda kalmasın.

 




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA