Bir çocuğun en ihtiyaç duyduğu şey “mükemmel cevap” değildir ..
Çocuklar büyürken bir çok soru sorar, bu soruların hiçbirinin bilgiye ihtiyacı yoktur.!
Bu soruların insana ihtiyacı vardır… Çocuğun gözlerinin içine bakacak bir anneye…
Elini tutacak bir babaya…Onu dinleyecek bir öğretmene…Düştüğünde kaldıracak bir aileye…
Hata yaptığında yeniden başlayabileceğini gösterecek bir topluma ihtiyacı vardır…
Yapay zekâ bize çok şey öğretebilir. Âmâ çocuklarımıza “insan olmayı öğretme görevini” bize bırakır..
Çözüm teknolojiden uzaklaşmak değil, insandan uzaklaşmamak..Çocuklarımızı teknolojiden tamamen uzak tutamayız.
Zaten buna gerek de yok.Yapay zekâ artık eğitimde, sağlıkta, bilimde ve hayatın pek çok alanında ..
Fakat bir sınır çizmek zorundayız..Teknoloji çocuğun hayatını kolaylaştırabilir, fakat çocuğun hayatındaki insan ilişkilerinin yerini alamaz..
Evlerinizde yeniden sohbet etmeli…Çocuklarınızla yemek yerken telefonlarınızı bırakmalı..Onlara yalnızca derslerini değil, nasıl olduklarını da sormalı..Onların karnelerini değil, duygularını da merak etmeli..
Ve belki de en önemlisi…Çocuklarımızın yanında sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da bulunmalıyız.
Bugünün çocukları yarının anne-babaları, öğretmenleri, yöneticileri, esnafları ve toplumun bireyleri olacak.
Onlara bıraktığımız miras yalnızca teknoloji olmayacak.Onlara nasıl sevileceğini, nasıl güvenileceğini, nasıl affedileceğini, nasıl dayanışma kurulacağını ve bir başka insanın acısına nasıl ortak olunacağını da öğretmiş olacağız.Yapay zekâ çok daha gelişecek. Çocuklarımızın sorularına daha hızlı cevap verecek .Belki onların davranışlarını bizden daha iyi analiz edecek…
Ama bütün bunların arasında bir şeyi unutmamalı..
Bir çocuğun kalbine ulaşmak için yalnızca doğru cevabı vermek yetmez.Bazen çocuğun ihtiyacı olan şey bir cevap değil,
bir çift göz, bir sıcak el, bir omuz ve “Ben buradayım” diyen bir sestir..
Çünkü geleceğin en büyük teknolojik başarısı belki de yapay zekânın insan gibi düşünmesi olmayacak.
Asıl başarımız, yapay zekâ çağında çocuklarımızın hâlâ insan gibi hissedebilmesini sağlamak olacaktır…
Ve bunun sorumluluğu ne bilgisayarlara ne de yapay zekâya aittir..
Bu sorumluluk biz yetişkinlerin omuzlarında..
Çünkü duygudan yoksun bir nesil yetiştirmek, geleceğe yalnızca mutsuz bireyler değil, birbirini anlamakta zorlanan bir toplum bırakmak demek.. Çocuklarımızın geleceğini teknolojiye teslim etmeyelim.
Teknolojiyi çocuklarımızın geleceğine hizmet eden bir araç olarak kullanalım.
Çünkü bir çocuğun geleceğini gerçekten inşa eden şey, sahip olduğu teknoloji kadar,
Gördüğü sevgi, yaşadığı güven ve öğrendiği insanlıktır..