Kimsenin aleyhine konuşma,
Güzel söylemiş, hak söylemiş.
Ama haksızlık karşısında da sus demiyor.
Gıybet başka şeydir, hakkı söylemek başka.
İftira başka şeydir, yanlışa yanlış demek ve söylemek başka.
Kem söz başka şeydir, hak sözü söylemek başka.
İnsanları yargılamamak, yapılan yanlışı görmezden gelmek değildir.
Zanla hüküm vermemek gerekir;
ama açıkça görülen haksızlığa da
“Ben kimseyi yargılamam” diyerek sırt dönülmez.
Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor:
“Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin.”
(Müslim, Îmân, 78)
Demek ki susmak her zaman tevazu değildir.
Bazen korkudur.
Bazen menfaattir.
Bazen de haksızlığın işine gelen sessizliktir.
Gıybet etme; tabi ki.
İftira atma; elbette.
Zanla hüküm verme; kesinlikle.
Ama gördüğün haksızlık karşısında da dilini kilitleme.
Çünkü hakikati söylemek insanları aşağılamak, iftira atma değil, haksızlığı aşağılamaktır.
Yani:
Her suskunluk hikmet değildir.