Hep derler ya ‘İtalyanlarla Türkler birbirlerine çok benzer’ diye.
Gerçekten de öyleymiş.
Bir haftalık İtalya gezisinde gördüm, yaşadım.
Malum Akdeniz insanı.
Bazı noktalarda ciddi farklar var elbette ama genelleme yapınca benzerlik çok bariz.
Hem fiziksel hem davranış açısından…
En çok benzerlik beni olduğu gibi sizi de şaşırtacaktır sanırım.
O da trafikteki korna sesleri.
Tıpkı bizde olduğu gibi onlar da trafikte kornaya basmaktan hiç çekinmiyor.
Özellikle Napoli başta olmak üzere güneydeki şehirler pislik içinde.
Yerlerde izmaritler, kağıttan plastiğe her türlü atık, çöpler ana caddeleri bile esir almış.
Kuzeye çıktıkça durum biraz düzeliyor.
Bir başka bariz benzerlik, turistik bölgeler başta olmak üzere başkent Roma dahil göçmenlerin çokluğu.
Özellikle seyyar satıcıların büyük bölümü Afrika kökenli ve aynı bizdeki gibi elindekini satabilmek için turiste yapışıyor.
Hatta bazıları turisti canından bezdiriyor.
Güney şehirleri zenginlik ve refah açısından çok kötü durumda; kuzeye çıktıkça durum değişiyor.
Özellikle Napoli, tipik gelişmemiş bir kasaba görünümünde.
Ana caddelerde kaldırım kenarlarında, duvar diplerinde yatan evsizlerin sayısı oldukça fazla.
Çerçöp içinde yatıyor bu yoksul insanlar.
***
Hizmet sektörüne gelirsek, istisnasız tüm şehirlerde sektör çalışanlarının yüzü pek gülmüyor.
Turiste öylesine doymuşlar ki, bir gülümsemeyi çok görüyorlar.
Elbette çok yoğun çalışıyorlar, bu sirkülasyonun altından kalkmak kolay değil.
Elbette çok yoruluyorlar, zira her yer turist kaynıyor.
Ama hafif bir gülümseme gününüzü güzelleştirmeye yetecekken bazı işletmelerde ‘ne işin var burada, neden geldin’ der gibi dik dik bakıyor çalışanlar.
Bizdeki o samimiyet, sıcaklık, espri anlayışı yok maalesef.
Evet, Akdeniz insanıyız ama bizim insanımız bu konuda fersah fersah önde.
O sıcak ilgiyi İtalya’da bulmak zor.
***
Ancak, tarihe saygı, geçmişine sahip çıkmak konusunda da onlar bizden fersah fersah önde.
Binlerce yıllık tarihlerini korumuşlar.
300-400 yıllık binalarını korumuşlar ve hala bu binalarda yaşam var.
Roma, Floransa, Milano gibi ana kentlerde de Verona, Siena, Toskana gibi küçük kentlerde de yüzlerce yıllık binalar süslüyor caddeleri, meydanları.
Hatta bazı şehirlerde imar izni verilmiyormuş tarihi korumak adına.
Buna Roma merkezinin bazı önemli bölgeleri de dahil.
Size de doya doya bu tarihi yaşamak düşüyor.
***
Bir de yeşili unutmamak gerek..
İtalya da inanılmaz yeşil bir ülke.
Şehir merkezlerinde de şehirler arası yolculuklarda da yeşilin her tonunu görüyorsunuz.
İçiniz açılıyor, ‘huzur’ kelimesi tam yerini buluyor.
İrili ufaklı göller birer turistik merkez haline gelmiş.
Yeşille mavinin muhteşem buluşmasına etrafındaki tarihi şatolar, kaleler eşlik ediyor.
Size de bu harika manzarayı doyasıya yaşamak düşüyor.
***
İtalya’yı gezerken bir taraftan ülkemle, insanlarımla gurur duydum; diğer taraftan şehirlerimizdeki tarihimizi, geçmişimizi koruyamadığımıza üzüldüm.
Şehirlerimizi beton yığınına döndürmemize isyan ettim.
Canım ülkem bu beton yığınlarını hak etmiyor.
Artık bir durun yahu!..