Perşembe sabahına gözümüzü İstanbul’da çöken bina haberiyle açtık.
Yine canlar yandı.
Yüreklere ateşler düştü.
Bizim ellerde olmayacak işler olur.
Ölümün en garip örneklerine rastlarız yıllardır.
Araçta, uçakta, trende, bisiklette, hatta yaya olarak her an her şey gelebilir buralarda.
Çöken binaya ek katlar çıkıldığı konuşuluyor haberlerde.
Eciş bücüş üstelik denetimsiz, çürük çarık yapılar yıllardır canlarımızı alırda üç gün sonra unutur gider umarsız yaşantımıza devam eder gideriz.
Ta ki; bir başka felaket yine ocaklara ateş düşürüp, yine canları yakana kadar.
Dün TV kanallarında yaşanan bu felaketi ve sebeplerini izlerken sosyal medyada bir vatandaşın paylaşımına takıldı gözlerim:
Paylaşım İstanbul’daki felaketle birebir örtüşüyor.
Paylaşım sahibi dikkate alınmadığını, başvurularının ciddiyetle incelenmediğini, İstanbul’da ki felaket benzeri bir durumla karşılaşma endişesinde olduğunu dile getiriyor.
Mersin gibi zemin ve yapı stokları sıkıntılı bir şehirde ciddiyetsizlik sorunu olduğunu biliyoruz.
İlgili ve yetkililerin ev, ev, bina bina yapmaları gerekenleri vatandaş kendi yapma derdine düşmüş.
Aldığı cevaplardan ikna olmamış.
Bu nedenle paylaşmak istedim.
İsim vermiyorum.
Paylaşımdan anlıyorum ki vatandaşın başvurmadığı ilgili, yetkili kişi ve kurum kalmamış.
Yani isteyen isterse küçük bir zahmetle ulaşabilir.
Bakın vatandaş nasıl sesleniyor:
**
“İstanbul'da bina çöktü. Benzer durum kendi apartmanımda da var.
oturduğum apartmanda da benzer sıkıntıların olduğunu defalarca Yenişehir Belediyesi'ne bildirmeme, onlarca dilekçeme rağmen hiç karşılık bulamadım.
En son Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne dilekçe verdim, onlardan da bir ses çıkmadı. Mersin'in göbeğinde bir binada büyük bir sıkıntı olduğunu defalarca dile getirmeme rağmen hiçbir müdahalede bulunulmadı:
• Balkonlar yıkılıyor.
• Apartmanın altındaki 5 dükkan birleştirilmiş, aralar tamamen açılmış.
• Zemin depo kısmında çorba pişiriliyor; havalandırma yok, sürekli nem var.
• Kendilerine özel (ki yasal olarak yapmak zorundalar) pis su tahliye borusu yok. Ona rağmen şikayetlerimin karşılığında var diye cevap alınıyor. Yani insan aklıyla oynuyorlar!
Bunların hepsini ayrıntılı bir şekilde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne, belediyelere ve her yere söylememe rağmen hiçbir işlem yapılmadı.
Bakın, benzer olay İstanbul'da yaşandı; orada 14 kişi vardı, burada ise apartmanda 150 kişi var! Bilinçli bir insan olarak kendimi parçaladım ama bürokrasiyi aşamadım.
Her şikayetimde, daha dilekçeyi bile okumadan "Ruhsat tam" diye cevaplar verildi. Ki oysa ruhsat da tam değilmiş; 3 tane dükkan senelerdir ruhsatsız işletiliyormuş.
Yani belediyelerin, bürokrasinin eliyle —özellikle belediyelerin eliyle— insanlar ölüyor. Umarım başımıza böyle bir şey gelmez.”
**
Vatandaş görevini yapıp uyarıyor.
Vatandaşı ikna etmek, güven vermek, işlerin hakkıyla yapıldığını anlatmak, belgeleriyle göstermek etkili ve yetkililerin asli görevidir.
Unutulmasın bu konu ciddiyetsizliği kaldırmaz.
**
Sevdiğim Laflar:
“DAĞLARA ÇIKMAYAN UZAKLARI GÖREMEZ!..”