image
Yüksel EKİCİ

Tarih : 24.09.2026  E-Mail : facebook.com/Yüksel Ekici


MERSİN’İN ÇEKTİĞİ!...

    Başlığımız biraz dramatik ama aynı zamanda Mersin’imizin de gerçeği...

    Mersin’imizin dününü yaşayıp, bugününü gören, yarınından endişe edenlerin çizdiği çerçeveyi anlatma gayretindeyim.

    Mersinli olan veya Mersin'de yaşamış benim yaşıma yakın, aklı başında kime sorsanız tamamı "ahh, nerede o eski Mersin" der...

    Aslında doğuştan talihsiz değildir bu kent...

    Başına ne geldiyse hep 60'lı yıllardan sonra gelmiştir. Ve hala da gelmeye devam etmektedir...

    Nedir Mersin'i talihsiz yapan?...

    Sorunun cevabı basittir...

    Mersin'i yönetmeye talip olan ve yöneten insanlardır Mersin'in talihsizliği...

    Yoksa Mersin her şeyiyle bir "incidir..."

    Türkiye'nin en güzel sahil kentidir...

    Altmışlardan doksanlı yıllara kadar geleceğin yıldız kenti olmaya adaydır...

    Ama işte o yönetenler yok mu?..

    İşlenmeyi bekleyen inciyi alıp, her şeyini berbat edip işe yaramaz bir kaya parçasına çevirdiler...

    Ellerini attıkları her şeyi, her yeri berbat ettiler...

    Bir canı, ruhu olan bu kenti yoksulluğun, çaresizliğin, çirkinliğin merkezi yaptılar bugün...

    Yani ne çektiyse bu acemi, çapsız, hoyrat belediye başkanlarından, o dar, vizyonsuz kafalardan çekti bu kent...

    Altın gibi sahilleri ucube taşlarla doldurup, sonra "temiz deniz" vadedenlerden çekti bu kent..

    İki adım sonrasını göremeyip, elli yılda beş kere otogar yeri değiştirenlerden çekti bu kent..

    Şehrin içine bir tane bulvar konduramayıp dağlara, denizlere bulvar yapıyorum diye şişinenlerden çekti bu kent...

    Sahile çok katlı sur gibi yapıları doldurup bir gram melteme, lodosa sokakları kapatanlardan çekti bu kent...

    En güzel yerlerine el koyup sonra peşkeş çektirenlerden çekti bu kent...

    Bilmem kaç yaşına gelip hala "ben, ben" diyenlerden çekti bu kent...

    Bu kente yıllar önce bahşedilen tren raylarını bir metre öteye götüremeyip, sokakları, caddeleri, kaldırımları bile dolmuş, otobüs, otomobil karabasanına emanet edenlerden çekti bu kent...

    Turunç, portakal, yasemin çiçeklerini kurutup, dandik çiçeklere üstelik bu kentin parasıyla çevre düzenlemesi yapanlardan çekti bu kent...

    Mezarlıkta "yer" kalmayınca akıllarına ancak yeni mezarlık yeri gelenlerden çekti bu kent..

    İki taşı üst üste koymayı becerince kendini "büyük başkan" sanıp daha yaşarken adlarına tabelalar diktirenlerden çekti bu kent...

    Tantuni-ayran ucuzluğu ile sözde kendi dönemini anlatacağı iddiasıyla özel logo yaptıran imparator heveslisi tiplerden çekti, çekiyor bu kent.

    Bu saydıklarıma daha onlarca ilavede bulunabilirim.

    Başka Mersin sevdalıları da bulur...

    Ama en çokta havasını, suyunu, denizini, yaylasını altın gibi güneşini, yumuşacık kumlarını, içini serinleten karlı dağlarını, çiçekti, böcekti, benzersiz yeşilini "alın, kullanın, beni yaşayın" diye sunduğu insanlardan çekti bu kent...

    Hesap sormayan, sahip çıkmayan, umursamaz, bencil, akılsız üstelikte bedava kullanıcı olan insanlardan!..

    Yönetsin diye makam verdiklerini sorgulamayan insanlar çok olduğu sürece Mersin talihsizliğinden kurtulabilir mi sizce?..

    Demem o ki;

    Asiye belki kurtulur diye umudum var ama, Mersin umutsuz vaka!..

    **

    Sevdiğim laflar:

    “AL ALLAHIM KULUNU, SEN ZAPTEYLE DELİNİ!..”   




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber