image
İnci TULUNAY

Tarih : 8.09.2026  E-Mail : 


SUYU AKILCI YÖNETMEK

"Medeniyetler suyun olduğu yerde doğdu, suyun tükendiği yerde ise tarih oldular…

 Bugün Mersin'in önünde duran en büyük sınavlardan biri de suyu nasıl yöneteceğidir.”

 

Musluğu açtığımızda akan su bize sonsuzmuş gibi geliyor…Oysa gerçek çok farklı…

 

Dünyada suyun yaklaşık yüzde 97'si tuzlu.  Geriye kalan tatlı suyun önemli bir bölümü buzullarda veya yer altının derinliklerinde. İnsanlığın doğrudan  kullanabildiği tatlı su miktarı ise son derece sınırlı.

 

İklim değişikliği, kuraklık, nüfus artışı ve bilinçsiz tüketim bu sınırlı kaynağı her geçen gün daha değerli hâle getiriyor. Mersin ‘de artık suyu bol bir şehir  değil; suyunu akıllıca yönetmek zorunda olan bir şehir..

 

Bugünün en büyük yanılgısı, su sorununu yalnızca yağış miktarıyla açıklamak..Asıl mesele, elimizdeki suyu nasıl kullandığımız..

Şebekelerde yaşanan kayıp ve kaçaklar, tarımda düşük verimli sulama yöntemleri, yağmur suyunun değerlendirilememesi, arıtılmış suyun yeniden kullanılmaması ve kentleşmeyle birlikte doğal su döngüsünün bozulması; geleceğin en büyük riskleri arasında yer alıyor.

 

Kuraklık yalnızca yağışların az olması değildir. Kuraklık, suyu yanlış yönetmektir.

 

Bugün alınmayan önlemler, yarın hem tarımı hem sanayiyi hem de günlük yaşamı doğrudan etkileyecektir.

 

Mersin, Toros Dağları'nın zengin su kaynakları sayesinde uzun yıllar boyunca su açısından avantajlı şehirlerinden biri ..Ancak iklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimi değişiyor…Kış yağışları düzensizleşiyor…Yaz ayları daha uzun ve daha sıcak geçiyor. Buharlaşma artıyor…Kent nüfusu büyüyor…Tarımsal sulama ihtiyacı yükseliyor.

 

Narenciye bahçeleri, muz seraları ve sebze üretim alanları her yıl milyonlarca metreküp su tüketiyor.

 

Bunun yanında sanayi, turizm ve artan konut alanları da su talebini sürekli yükseltiyor.

 

Şehir merkezinde ise yağmur yağdığında suyun büyük bölümü asfalt ve beton yüzeylerden hızla denize ulaşıyor.

 

Toprak, kendisine düşen suyu yeterince depolayamıyor.

 

Bir tarafta kısa süreli taşkınlar yaşanırken, diğer tarafta yaz aylarında kuraklık konuşuluyor.Bu tablo bize tek bir gerçeği gösteriyor:

Sorun suyun azlığı değil; suyun doğru yönetilememesidir.

 

Dünyanın birçok şehri artık suyu yalnızca tüketmiyor; yeniden kazanıyor.

 

Mersin'in bereketi Toroslardan doğan sularla, Çukurova'nın verimli topraklarıyla ve Akdeniz'in mavisiyle şekillendi.Bu mirası korumak, bugünün yöneticilerinin olduğu kadar her vatandaşın da sorumluluğu..

 

Yeşil dönüşüm, yalnızca daha fazla ağaç dikmek ya da daha az enerji tüketmek değil..her damlanın değerini bilmektir.

 

Eğer bugün suyu akılcı yönetebilirsek, yarın çocuklarımız kuraklık korkusuyla değil, bereket umuduyla büyüyecek. Çünkü  Mersin'in geleceği yeni barajlarda değil; mevcut suyu bilimle, teknolojiyle ve ortak akılla yönetebilmesinde yatıyor.

Suyu koruyan şehirler yalnızca doğayı değil, ekonomisini, tarımını, sağlığını ve geleceğini de korur. Mersin bunu başarabilecek bilgiye, insan kaynağına ve potansiyele fazlasıyla sahip..




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber