Daha geçen gün manşetten yazdık; “Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’e gösterilen hoşgörünün sebebi ne?” diye…
Siyasetin en sivri dilinin kullanıldığı, kardeşin kardeşe acımadığı, baba oğulu ayrı düşürdüğü günümüz Türkiye’sinde nasıl oluyor da CHP’de siyaset yapan Seçer’in Yeni Parti’ye katılması beklenirken, sağ gösterip sol vurarak partisinde kalmasını tercih etmesi anlayışla karşılanabiliyor!
Hadi partisinde kalacaktı o zaman Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini ‘butlan’ ile eleştirmeyecekti!
Özgür Özel’e destek açıklaması yapmayacaktı!
Kongre istemeyecekti!
Ne olduda şimdi CHP’de kalmaya karar verdi?
Bizim bilmediğimiz ne var?
Bu sorular tabiî ki yanıtsız…
Yaverler, saray soytarıları her ne kadar durumu allayıp pullamaya çalışsa da manzara hiç de iç açıcı değil!
Her fırsatta Mersin’de CHP’nin DEM ile yaptığı uzlaşı sonucu aldığı yüze 60’ı aşan oyu kendine mal eden; kendinden makbul şahsiyet Vahap Seçer için adeta sonun başlangıcındayız…
Bunu görmek istemeyenler ve dahi hatta kendilerini üst düzey koltuklarda hayal eden yaverlerin sözüyle gidilen yol, yol değil!
Malum; Kılavuzu karga olanın!...
Peki tüm bunlar Mersin’i nereye sürüklüyor?
Geriye!
Vahap Seçer görevdeki ikinci döneminde yani 7. yılında şehrin büyük denilebilecek neredeyse hiçbir sorununu çözemediği gibi sorunlara sorun ekledi!
Trafik keşmekeşi, kentsel dönüşüm, raylı sistem hepten düğüm oldu!
Siyaseten CHP’yi dizayn ederken DEM’den İyi Parti’ye her kesime dağıttığı mavi boncuk ile koltuğunu sağlamlaştırdığını düşünse de kentteki birliktelik ve beraberliğe zerre katkısı olmadı!
Şehrin yedi emini olarak sesinin Ankara’da duyulmasında ne yazık ki adeta kılını bile kıpırdatmadı!
Ankara ile düşman kardeşleri oynayıp, gün geçirdi…
Belediyede yolsuzluk, rüşvet operasyonu yapıldı ama Seçer; ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ edasıyla takıldı!
Belediye kadrolarına akrabalarını aldığı iddiaları ayyuka çıktı ama tek laf eden olmadı!
Sivil toplum örgütlerinden, odalara, sendikalara ve dahi Kent Konseylerine Seçer’e karşı en ufak bir yanlışa yanlış diyebilecek ses bırakılmadı!
Son olarak İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, yıllarca ezilen halklara karşı yapılan zulümlere ses yükseltirken iddia demeyerek kesin net cümlelerle suçlayıcı ifadeler kullanırken konu Vahap Seçer’in ekibi olunca, emekliliği gelmiş kadın personellerin sürgün ve mobbing ile baskılandığı şikayetlerine ancak ‘iddia’ diyebildi!
Neyse bari en azından onu dedi…
CHP genel başkanlığı, CHP cumhurbaşkanlığı adaylığı ve hatta cumhurbaşkanlığı hayalleri salındı etrafa…
Ama gerçekte ağlanacak halimize gülüyor olmayayım sakın!
Mersin zaten hizmet alamadığı için geri kalmışlığın acısını yaşarken şimdi bir de bu siyasi kavgalar hak ettiğimiz yerden nerelere sürükleyecek bizi?