image
Volkan TOSLAK

Tarih : 26.08.2026  E-Mail : Email


MERSİN’DE SİYASİ FIRTINA!

Mersin son birkaç gündür Türkiye gündeminin tam ortasında.

Mersin, CHP içindeki büyük hesaplaşmanın sahnesi hâline getirildi.

Her şey Toroslar’da düzenlenen 2. Kardeş Göçerler Yörük Etkinliği ile başladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Mersin’e geldi.

Yanında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer vardı.

Seçer, yaptığı konuşmada CHP’nin köklü geçmişine, partiye olan bağlılığına ve partinin yaşadığı sıkıntıların hep birlikte aşılması gerektiğine vurgu yaptı.

Ve kıyamet koptu!

Bir belediye başkanının kendi partisinin tarihine, örgütüne ve siyasi geçmişine sahip çıkması neden bu kadar büyük bir suçmuş gibi sunuldu?

Seçer ne dedi?

“Ben başka partiye geçiyorum” mu dedi?

“Özgür Özel’i tanımıyorum” mu dedi?

“CHP’den ayrılıyorum” mu dedi?

Hayır.

O hâlde mesele gerçekten Vahap Seçer’in sözleri mi?

Yoksa mesele, Seçer’in henüz bir taraf ilan etmemiş olması mı?

İşte asıl soru burada.

Seçer neden hedefte?

Çünkü Vahap Seçer sıradan bir belediye başkanı değil.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı.

Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı.

Ve CHP’nin en önemli büyükşehir belediye başkanlarından biri.

Dolayısıyla CHP’deki siyasi parçalanmanın ortasında Seçer’in nerede duracağı, yalnızca Mersin’i değil, Türkiye siyasetini de ilgilendiriyor.

CHP Genel Başkanları değişebilir.

Siyasi dengeler değişebilir.

İttifaklar değişebilir.

Seçer’in söylediği aslında son derece basit:

“Ben CHP’liyim.”

Bundan daha doğal ne olabilir?

Asıl tartışılması gereken: Bir telefon görüşmesi neden kamuoyuna anlatıldı?

Bence olayın en dikkat çekici kısmı burası.

Özgür Özel, Seçer ile yaptığı telefon görüşmesinin ayrıntılarını kamuoyuyla paylaştı. Görüşmede Seçer’in kendisine söylediklerini de anlattı.

Şimdi sormak gerekiyor:

Bu görüşmenin kamuoyuna açıklanacağı konusunda Vahap Seçer’in rızası var mıydı?

Bilmiyoruz.

Seçer, “Benim iznimle açıklandı” dedi mi?

Böyle bir açıklama görmedik.

O hâlde ortada cevaplanmamış bir soru var.

Siyasette telefon görüşmeleri elbette yapılır.

İnsanlar birbirini arar.

Siyasetçiler konuşur.

Kırgınlıklarını giderir.

Fikir alışverişinde bulunur.

Ama özel bir görüşmenin ayrıntılarını kamuoyuna taşımak başka bir şeydir.

Hele ki o görüşme, tarafların siyasi pozisyonlarını açıklamaya yarayacak şekilde kullanılıyorsa…

İşte burada siyasi etik tartışması başlar.

Ama Vahap Seçer’in “Ben CHP’liyim” demesi, bunların hiçbirini inkâr etmiyor.

Son söz…

Vahap Seçer’in hangi partide kalacağı, kiminle yol yürüyeceği elbette kendi siyasi tercihidir.

Ama bir belediye başkanını, kendi partisinin tarihine sahip çıktığı için linç etmek…

Bir telefon görüşmesinin ayrıntılarını kamuoyu önünde tartışmaya açmak…

Bir fotoğraftan siyasi ihanet hikâyesi çıkarmak…

Bunlar siyaseti büyütmez.

Tam tersine küçültür.

Vahap Seçer de kimsenin siyasi satranç tahtasındaki piyonu değildir.

Ve unutulmasın:

Mersin’in bir belediye başkanı vardır.

Ama Mersin’in sahibi yoktur.

Bu kent, Ankara’daki hiçbir siyasi hesabın arka bahçesi değildir.




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber