Mersin ‘de Termometreler her yıl biraz daha yükseliyor. Yağış rejimi değişiyor. Toprak daha çabuk kuruyor. Orman yangınları daha sık yaşanıyor. Denizin suyu ısınıyor; tarım ve balıkçılık bu değişimden etkileniyor…
Mersin'in sokaklarında, tarlalarında, kıyılarında ve günlük yaşamında hissedilen bir gerçek… Sıcak…
Mersin, Türkiye'nin en özel şehirlerinden biri..
Verimli Çukurova toprakları, Toros Dağları'nın su kaynakları, uluslararası ticarete açılan limanı, gelişen sanayisi ve uzun Akdeniz kıyılarıyla büyük bir potansiyele sahip..
Ancak aynı özellikler, şehir nüfusu arttıkça, betonlaşma çoğaldıkça iklim krizine karşı daha kırılgan hâle de getiriyor…
Şehir büyüyor…
Beton yüzeyler artıyor…Doğal geçirgen zeminler azalıyor.. Her yer asfalt.. Su toprağa akacak yer bulamıyor ki toprak suya doysun..
Tarım cephesinde de tablo düşündürücü… Narenciye, muz, sera üretimi ve diğer ürünler; değişen sıcaklıklar, düzensiz yağışlar ve su stresi nedeniyle yeni risklerle karşı karşıya… Bu yalnızca çiftçiyi değil, Mersin ekonomisini de ilgilendiriyor…
Öte yandan Mersin'in önemli avantajları da var. Türkiye'nin en yüksek güneşlenme sürelerinden birine sahip olan şehir, yenilenebilir enerji yatırımları için güçlü bir potansiyele sahip…
Çatılarda güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaştırılması, kamu binalarının enerji verimli hâle getirilmesi ve elektrikli toplu taşıma araçlarının artırılması, hem karbon salımını azaltabilir hem de uzun vadede ekonomik tasarruf sağlayabilir…
Ancak iklim değişikliğiyle mücadele yalnızca enerjiyle sınırlı değil…
Şehirde gölgelendirme sağlayan ağaçlandırma çalışmaları artırılmalı, yeni parklar ve yeşil koridorlar oluşturulmalı, yağmur suyu hasadı teşvik edilmeli ve yeni yapılaşmalarda iklim uyumunu gözeten standartlar benimsenmeli.. Yani dört koldan işe girişmeli..
Dünyanın birçok şehri bu dönüşümü başlattı. Yeşil çatılar, geçirgen kaldırımlar, bisiklet ağları, akıllı sulama sistemleri ve iklim uyum planları artık çağdaş şehir yönetiminin temel unsurları arasında yer alıyor. Mersin'in de bu deneyimlerden yararlanarak kendi coğrafyasına ve ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirmesi mümkün…
Bu süreçte yalnızca kamu kurumlarına değil, iş dünyasına, üniversitelere, meslek odalarına ve vatandaşlara da önemli sorumluluk düşüyor.. Enerji tasarrufu yapmak, suyu bilinçli kullanmak, toplu taşımayı tercih etmek, geri dönüşüme katkı sağlamak ve doğaya sahip çıkmak; büyük dönüşümün küçük ama etkili adımları..
İklim değişikliğiyle mücadele, yalnızca doğayı koruma meselesi değildir; ekonomik kalkınmanın, halk sağlığının ve yaşam kalitesinin de temelidir… Mersin'in geleceği, bugünden atacağımız adımlara bağlıdır. Gecikmek, yalnızca maliyetleri artırır; kararlı ve bilim temelli adımlar ise şehri daha dirençli, daha yaşanabilir ve daha rekabetçi hâle getirir.
Mersin'in geleceği, betonun gölgesinde değil; bilimin, ortak aklın ve yeşilin ışığında şekillenmelidir.