Bir insanın fiziksel gücü, insan olarak değerini belirlemez.
Nasıl bir erkeğin daha güçlü olması ona kadın üzerinde hak vermiyorsa, bir kadının çocuk doğurabilmesi de ona evin bütün işlerini yapma zorunluluğu vermez.
Evde dört kişi varsa, dört kişi elinden geleni yapar.
İş yapılacaksa yapılır.
Çocuk varsa bakılır.
Yemek gerekiyorsa yapılır.
Bulaşık varsa yıkanır.
Bunun üzerine “Ama sen kızsın” diye bir dipnot eklemeye gerek yok.
Ve “Eskiden beri böyle” cümlesi de artık bir açıklama değil. Eskiden beri yanlış olan şeyleri sırf eskiden beri yapıyoruz diye doğru kabul edeceksek, insanlık zaten hiçbir zaman ilerleyemezdi.
Bazen gelenek dediğimiz şey, sadece çok uzun süredir düzeltilmemiş bir yanlıştır.
Bazen bir kadının hayatını mahveden şey büyük bir yasak değildir.
Bin tane küçük cümledir.
“Sus.”
“İdare et.”
“Erkektir.”
“Sen kadınsın.”
“Yuvanı bozma.”
“Biraz alttan al.”
“Baban ne der?”
“Kocan ne der?”
Ve bütün bunların sonunda kadın kendi hayatının başrolü olması gerekirken, başkalarının huzurunu korumak için yaşayan figürana dönüşür.
Sonra da buna “iyi kadın” derler.
Ben buna iyi kadın demiyorum.
Ben buna kendisine ait olması gereken hayatın yavaş yavaş elinden alınması diyorum.
Ve erkeklerin bir adım önde olduğunu savunan kadınlara özellikle şunu söylemek istiyorum:
Siz erkeklerden aşağı değilsiniz.
Size bunu öğreten insanlar da sizin üstünüzde değildi.
Sadece size öyle davranmayı öğrettiler.
Ve siz bunu kabullenince onların işi kolaylaştı.
Artık bir erkeğin size “Sen geride dur” demesine bile gerek kalmadı; siz kendinizi onun arkasına kendiniz koydunuz.
İşte benim asıl itirazım buna.
Erkekleri aşağı çekmek istemiyorum.
Kadınları yukarı çıkarmak da istemiyorum.
Sadece ikisini aynı yere koymak istiyorum.
Çünkü gerçekten eşitlikten korkacak kadar üstün olduğunu düşünen biri varsa, kusura bakmasın:
Bir kadının sizinle aynı seviyede durması sizi aşağı çekiyorsa, belki de siz hiçbir zaman sandığınız kadar yukarıda değildiniz.