image
Raşit DOĞAN

Tarih : 2.08.2026  E-Mail : rasitdogan33@gmail.com


Mersin’in yeni lezzeti!

Mersin gastronomi şehri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor! Ancak galiba bu yol biraz farklı bir istikamete sapmış durumda. Çünkü neredeyse gün geçmiyor ki Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yayımladığı taklit ve tağşiş listelerinde Mersin'den birkaç işletmenin adına rastlamayalım. Bu kez de bazı restoran ve tantunicilerde tek tırnaklı hayvan eti tespit edildi.

Artık insanın aklına şu soru geliyor: Mersin'de dana eti yemek mi daha zor, yoksa at eti yememek mi?

Hatırlarsınız... Daha önce de Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin mahalle mutfaklarında vatandaşa sunulan kavurmada tek tırnaklı hayvan eti tespit edilmişti. Elbette olayın doğrudan sorumlusu tedarikçi firmaydı. Ancak vatandaşın tabağına giren lokmanın sorumluluğu da denetim mekanizmasına aittir. "Ben sadece satın aldım." demek, ne vicdanı ne de kamu sorumluluğunu kurtarır.

Şimdi yeni işletmeler, yeni teşhirler...

İşin en düşündürücü tarafı ise bunların yalnızca yapılan denetimlerde yakalanabilenler olması. İnsan ister istemez düşünüyor; acaba kapsamlı ve eş zamanlı bir denetim yapılsa Mersin'de kaç işletme temiz çıkacak?

Galiba Mersin'in yarısı yıllardır farkında olmadan dört nala koşmuş olacak!

Bu gidişle damak tadımız da değişecek gibi görünüyor. Yakında biri önümüze gerçek dana eti koysa, "Bu et niye böyle farklı?" diye garipseyeceğiz. Hatta "Benim geçen hafta yediğim herhalde safkan İngiliz atıydı. İnşallah bu kez emekli bir eşeğe denk gelmem." diye espriler yapan vatandaşların sayısı her geçen gün artıyor.

Gülüyoruz...

Çünkü ağlasak tantuninin içine gözyaşımız düşecek. Çünkü başka türlü sinir krizi geçireceğiz.

Fakat işin şakası yok.

Bir insanın cebinden para alabilirsiniz; yeniden kazanır. Ama sağlığını çalarsanız bunun telafisi yoktur. Üç kuruş daha fazla kazanacağım diye vatandaşın ne yediğini bilmeden sofraya oturmasına sebep olmak, sadece ticari ahlaksızlık değil, toplum sağlığına karşı işlenmiş ciddi bir kötülüktür.

Asıl can sıkıcı olan ise yaptırımların caydırıcı görünmemesi.

Bakanlığın yayımladığı son listelerde aynı beyrancının hem 14 Haziran'da hem de sadece bir hafta sonra, 21 Haziran'da yeniden teşhir edildiğini görüyoruz. Demek ki ilk teşhirin pek de can yakıcı bir etkisi olmamış. "Yakalanırsam ismim internette birkaç gün dolaşır, sonra kaldığım yerden devam ederim." anlayışı oluşmuşsa, burada oturup cezaların yeterliliğini yeniden konuşmak gerekir.

Yıllardır söylediğimiz gibi mesele yalnızca denetim yapmak değil; denetimin sürekli olması ve cezanın gerçekten caydırıcı hale gelmesidir. Yakalanmanın maliyeti, hile yapmanın kazancından düşük kaldığı sürece bu haberleri okumaya devam ederiz.

Devlet meselelerine kafa yoran bir dostumun bu konuda oldukça sert bir önerisi var. "Bunları meydanda teşhir edeceksin, sonra da yirmi yıl hapis vereceksin; bak bakalım bir daha yapan çıkıyor mu?" diyor.

Elbette hukuk devleti, öfkeyle değil hukuk kurallarıyla yönetilir. Kimsenin aşağılanmasını veya hukuk dışı uygulamaları savunmak mümkün değildir. Ama şu soruyu sormadan da edemiyorum:

Bugünkü cezalar gerçekten caydırıcı olsaydı, aynı işletmeyi birkaç gün arayla yeniden teşhir listesinde görür müydük?

Belki dostumun yöntemi değil ama anlattığı öfke, toplumun ortak vicdanının tercümesidir.

Çünkü vatandaş artık menüye değil, laboratuvar raporuna güvenmek istiyor.

Ve bir şehir için bundan daha acı bir tablo olabilir mi?




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber