Daha önce şöyle yazmıştım:
“CHP orada duruyor.
Kimsenin onu alıp bir yere götüreceği yok.
Zaten mümkünde değil.
Sayın ki emanettedir.
Lazım olan güçlü bir geri dönüştür.
Bu nedenle yeni parti çok ama çok önemlidir.”
Yine aynı fikirdeyim.
Önceki gece bir TV kanalında gazetecilerin konuğu olan Özgür Özel’i dinledikten sonra bu fikrim daha da pekişti.
Özgür Özel durumu tam anlamıyla anlamış bir görüntü verdi.
Ama ekibindekilerin hepsinin durumu tam kavradıkları konusunda şüphelerim var.
Özgür Özel netice itibariyle bir insan.
Çok çalışıyor.
Her yere, her meseleye yetişmeye çalışıyor.
Az veya çok bunu başarıyor, üstüne koyarak gidiyor, yakalanan rüzgarın kadrini bilip değerlendirmek için resmen koşuyor.
Ama bir Süpermen değil.
Her sorunu çözemez.
Desteğe, morale, yardıma, yardımlaşmaya ihtiyacı var.
Siyasette rüzgar beklemez;
Eser geçer, gider.
Bunu biliyor.
Esen rüzgarın her santiminden faydalanmanın gayretinde.
Ama her şey bir kişi ile olmaz.
Ekibinde sakin ve akil ikinci, üçüncü isimlere ihtiyaç duyduğunu görüyorum kendi adıma.
Bulmuşta değil.
Belediye başkanlarının yeni partiye katılımlarındaki tereddüt hali bunu gösteriyor.
Mansur Yavaş dışındaki başkanların sözde duruş adına sergiledikleri tavır siyaset mühendisliği falan değildir.
Kimin ne olduğunun herkes tarafından bilindiği belediye meclislerindeki dengeler hikayesi bir mazaret değil bildiğiniz safsatadır.
Daha da Türkçesi;
Yerel siyasetçilerin yediği hurmaların ortaya çıkacağı korkusu yeni partiye gitmemelerinin, gidememelerinin bir numaralı sebebidir.
Özgür Özel açısından “her şey yeni” demek elbette önemlidir.
Ama;
Yerel yöneticilerin eskide bırakılmaları da bu tezin tam tersidir.
Çatlakların görünme korkusunu anlatır.
Oysa siyaset belirsizliği uzun süre taşımaz, taşıyamaz.
Üstelik dananın kuyruğunu koparacak asıl mesele “teşkilatlanma” aşamasıdır.
Bukalemun rolündeki yerel yöneticilerin gerçek halleri o zaman ortaya dökülecektir zaten.
Az sabır!.
Eli kulağındadır.
**
Sevdiğim Laflar:
“UMUT KÖTÜLÜKLERİN EN KÖTÜSÜDÜR. ÇÜNKÜ İŞKENCEYİ UZATIR.”
(Nietzsche)