image
İnci TULUNAY

Tarih : 20.07.2026  E-Mail : 


MERSİN’İN KIYILARINDA GÖRÜNMEYEN İŞGAL -1-

Bir kenti öldürmek için bazen ne silaha ne de savaşa ihtiyaç vardır. Sessizce büyüyen bir ihmal yeter!!

 

Bugün Mersin'in kıyılarında yaşanan tam da bu!  Türkiye’nin en uzun kıyı şeritlerinden birine sahip olan, deniziyle övünen, turizmiyle büyüyen, balıkçılığıyla binlerce aileye ekmek kapısı olan Mersin, gözle görülmeyen bir istilanın ortasında.

 

Adı mikroplastik. Kumun arasında fark edilmiyor. Denizin yüzeyinde görünmüyor.

 

Ama orada...Balıkların midesinde var. Deniz kaplumbağalarının yaşam alanlarında var. Midyelerde var. Tuzda var. Ve artık insan vücudunda bile var. Bilim insanları yıllardır aynı gerçeği söyleyip duruyor.. Söylüyor da ne yapılıyor, kim dinliyor?

 

Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin yaptığı değerlendirmelerde, Mersin Körfezi kıyılarında yalnızca mikro plastiklerin değil, zamanla mikro plastiğe dönüşen makro ve mikro atıkların da yoğun biçimde biriktiği belirtiliyor. Üstelik bu kirlilik artık sadece sahilde değil; deniz çayırlarından kayalık resiflere, su kolonundan dip çamurlarına kadar ekosistemin her noktasına yayılmış durumda.

Peki biz ne yapıyoruz?

 

Yaz gelsin diye bekliyoruz.Mavi bayrak konuşuyoruz.Turist gelsin istiyoruz.Sosyal medyada gün batımı fotoğrafları paylaşıyoruz.Ama denizin altında büyüyen felaketi görmezden geliyoruz.Daha acısı ise şu...Bu kirlilik gökten yağmıyor.

 

Derelerle geliyor.Kontrolsüz plastik atıklarla geliyor.Sorumsuz tüketim alışkanlıklarıyla geliyor.

 

Kıyılara bırakılan çöplerle geliyor.Bilimsel araştırmalar, Mersin Körfezi'ne ulaşan nehirlerin her yıl çok büyük miktarda mikroplastik taşıdığını ortaya koyuyor. Atık su arıtma tesisleri de önemli ölçüde mikroplastik tutsa bile, bir kısmı yine deniz ortamına ulaşabiliyor.

 

Bugün mesele yalnızca çevre değildir...Bu mesele ekonomidir…

 

Turizmdir…Balıkçılıktır...İhracattır….

 

Halk sağlığıdır….Çocuklarımızın geleceğidir….

 

Şimdi şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmedi mi?....

 

Mersin'i gerçekten seviyor muyuz?

 

Eğer seviyorsak neden her yıl biraz daha kirlenmesine seyirci kalıyoruz?

 

Neden bu mesele seçim dönemlerinde konuşulup sonra unutuluyor?

 

Neden denize ulaşan her dere düzenli olarak izlenmiyor?

 

Neden plastik atıkların kaynağına yönelik daha sert denetimler uygulanmıyor?

 

Neden çevreyi kirletenler, doğayı koruyanlardan daha rahat hareket edebiliyor?

 

Bu sorular yalnızca belediyelere değil; merkezi idareye, sanayi kuruluşlarına, liman işletmelerine ve hepimize yönelik.

 

Çünkü doğa, sorumluluğu paylaşmayan toplumların hesabını yıllar sonra çok ağır sorar.

 

Bugün kıyıya vuran plastik, yarın soframıza gelen balığın içinde karşımıza çıkacaktır.

 

Bugün görmezden geldiğimiz mikroplastikler, yarın çocuklarımızın sağlığıyla ilgili en büyük endişelerden biri olacaktır.

 

Mersin hâlâ kurtarılabilir.

 

Ama bunun için önce şu gerçeği kabul etmek gerekiyor:

 

Deniz kendini kirletmiyor…Onu biz kirletiyoruz.

 

Ve kirlettiğimiz deniz, bir gün bize sessiz kalmayacak!!  Devam edecek..




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 




  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber