Büyükşehir Meclisi’nin Temmuz ayı ilk toplantısı yapıldı haftanın ilk günü.
Kayda değer ne vardı derseniz; Beyefendi’nin pek tadı tuzu yoktu derim.
Kafası başka yerlerde gibiydi sanki.
Partisinin içerisinde bulunduğu durum Beyefendi’yi etkilemiş sanki.
Konunun neresinde durduğu tartışmaları bitmiyor çünkü.
Üstüne bir de Cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki kulis iddiaları dolaşıma çıkarılınca kafa karışıklığı artıyor haliyle.
Mevcut siyasi konjonktürde kafa karışıklığının olmaması zaten mümkün değil.
Sonuçta su akar yolunu bulur.
Beyefendi’de kendisine bir yol, bir hedef seçecektir elbette.
Çünkü artık “partimizi korumamız lazım” söylemi hızla zemin kaybederek orta yolcu bir siyasetçi tarzının simgesi haline geliyor.
İşin sonunda orta yolcular eskisi gibi kolay kazanamayabilir.
Demem o ki;
CHP içerisindeki güç mücadelesi ilerideki günlerde daha da sertleşecek.
Daha sade bir deyimle anlatırsam;
Siyaset kazanmayacak!.
Siyasetçiler kazanacak!.
Ülke kazanacak mı peki diye hiç sormayın, cevabını kendiniz verin der geçerim şahsen.
Biraz daha ileri gideyim;
Bahsettiğim sertleşmenin çok yıkıcı etkileri olacağını düşünüyorum.
Böyle düşünmemin sebeplerinden biri Kemal Kılıçdaroğlu ekibinde önemli görevler üstlenen gazeteci Necdet Saraç’ın açıklamalarıdır.
Sosyal medyada bulup okumanızı tavsiye ederim..
Yazıyı bütünsel olarak ele aldığımızda çok başarılı bir teşhis ve durum raporu ortaya çıkmış diyebilirim.
Kısa bir bölümünü paylaşayım ki ne demek istediğim daha iyi anlaşılsın.
Buyurun:
**
“Oysa hepsi oradaydı;
Özgür Özel, Veli Ağbaba, Bülent Tezcan, Sezgin Tanrıkulu, Tekin Bingöl, Mahmut Tanal, Ali Mahir Başarır, Selin Sayek Böke, Gökhan Günaydın, Engin Altay, Erdoğan Toprak, Yaşar Tüzün, Engin Özkoç, Tuncay Özkan, Murat Emir, Gamze Taşçıer, Gökhan Zeybek, Zeynel Emre, Umut Akdoğan, Yunus Emre…
Kimi 7 dönemdir, kimi 6, en azı 3 dönemdir yalnızca milletvekili değil aynı zamanda yönetici!
Evet, tereddütsüz Kılıçdaroğlu Genel Başkan olduğu yıl olan 2010’dan itibaren bütün kararlardan doğrudan sorumlu ama her kararda “onların”da imzası var; Bugün “yok” saydıkları, Kılıçdaroğlu’na fatura ettikleri o kararlara ne itiraz etmişler, ne de muhalefet şerhi düşmüşler! Bazen Grup Başkanvekili, bazen Genel Sekreter veya Genel Başkan Yardımcısı, bazen de milletvekili olarak“olumsuz” olarak ilan ettikleriher kararda onların da imzası var…
Örneğin Ekmelettin İhsanoğlu kararında onlar var.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasında da, 2015’de “İstikşafi görüşmelerde”, 2017’de mühürsüz oyların onaylanmasında da…
Yetmez!
2024 yerel seçimlerini CHP adayı olarak kazandıktan sonra AKP’ye geçen 17 CHP’li belediye başkanının belirlenmesinde de onlar var!
**
Saraç’ın yazısının can alıcı bölümleri okuduklarımız.
Bizim Beyefendi’de o dönemlerin yakın tanığıdır.
Haliyle ne yapacağına da karar vermiştir.
Açıklaması zaman meselesidir o kadar.
**
Sevdiğim Laflar:
“DÜN YENİLEN HURMALAR, GÜN GELİR SENİ TIRMALAR!..”