Mersin yazı yine bildiğimiz gibi karşıladı. Deniz, güneş, tatil... Ama bunların yanında artık değişmeyen bir gerçek daha var: Trafik.
Yıllardır "çözüm" diye sunulan projeler, her yaz yeniden vatandaşın karşısına daha büyük bir sorun olarak çıkıyor. Kentin birçok noktasında peş peşe devreye alınan trafik ışıkları, aynı döneme denk gelen yol çalışmaları ve artan araç sayısı birleşince, birkaç kilometrelik yol bile dakikalar değil, saatler almaya başladı.
Elbette yol yapılacak. Elbette şehir büyüyor ve altyapı yatırımları kaçınılmaz. Kimse buna itiraz etmiyor. Ancak vatandaşın sorduğu çok basit bir soru var: Bu çalışmalar neden en yoğun dönemde yapılıyor? Trafiğin en fazla olduğu yaz aylarında yapılan kazılar, kapanan yollar ve sürekli değişen güzergâhlar, hayatı kolaylaştırmaktan çok zorlaştırıyor.
Bir başka beklenti ise Çeşmeli–Taşucu Otoyolu. Bölgenin yıllardır umut bağladığı bu proje, sadece bir ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda Mersin'in turizmi ve ekonomisi için de büyük önem taşıyor. Defalarca "yakında açılacak" denilen yolun hâlâ tamamlanmamış olması, vatandaşın beklentisini hayal kırıklığına dönüştürüyor.
Bugün Mersin'de direksiyon başına geçen herkes aynı duyguyu yaşıyor: Gideceği yere ne zaman varacağını kestirememenin huzursuzluğu. Trafikte beklemek sadece zaman kaybı değildir; yakıt israfıdır, ekonomik kayıptır, çevre kirliliğidir ve en önemlisi insanların yaşam kalitesinden çalınan zamandır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, günü kurtaran çözümler değil, uzun vadeli ulaşım planlamasıdır. Trafik ışıklarının sayısını artırmak tek başına çözüm değildir. Çalışmaların doğru zamanda yapılması, alternatif güzergâhların oluşturulması ve büyük projelerin verilen takvimlere uygun şekilde tamamlanması artık bir tercih değil, zorunluluktur.