Bu konu, özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle toplumun çok geniş bir kesiminin ortak duygusunu yansıtıyor.
"Tatil" kelimesini duyunca insanın aklına ne geliyor?
Eskiden deniz, yayla, akraba ziyareti, çocukların neşesi, ailece geçirilen güzel günler gelirdi.
Bugün ise birçok insanın aklına ilk gelen şey ne yazık ki masraf ..
Otel fiyatları...Ulaşım giderleri...Restoran ücretleri...Şezlong parası...Bir top dondurmanın bile aile bütçesini düşündürdüğü bir ülkede tatil konuşuyoruz.Peki, dar gelirli bir aile tatili nasıl planlasın?
Asgari ücretle geçinmeye çalışan, emekli maaşıyla ay sonunu getirmeye uğraşan ya da işsiz evladına destek olmaya çalışan milyonlarca insan için tatil, artık bir hayal olmaya başladı.
Eskiden insanlar "Bu yaz nereye gidelim?" diye konuşurdu.
Şimdi ise, "Bu yaz evde elektriği nasıl daha az yakarız?" diye hesap yapıyor.
Çünkü ekonomik şartlar değişti. Hayat pahalı. Dinlenmek bile lüks oldu. Oysa tatil, insanın en temel ihtiyaçlarından biri..
Bir makinenin bile bakıma ihtiyacı varsa, sabahın köründe işe gidip akşam yorgun dönen emekçinin, yıl boyunca çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele eden annenin, ömrünü çalışarak geçirmiş emeklinin dinlenmeye hakkı yok mudur?
Bugün tatil denildiğinde aklımıza ilk olarak harcama geliyorsa, burada sorgulamamız gereken yalnızca fiyatlar değil…Tatil anlayışımız..
Çünkü tatil sadece beş yıldızlı oteller değil…Bir ağacın gölgesinde içilen çaydır. Deniz kenarında gün batımını izlemektir. Çocuklarla birlikte parka gitmektir. Yaylada temiz havayı içine çekmektir. Akşamüstü sahilde yürümek insana huzur verir. Âmâ burada önemli bir gerçek daha var. Bugün birçok aile, yaşadığı şehrin sahiline gitmeyi bile hesaplamak zorunda kalıyor.
Yakıt pahalı. Toplu ulaşım pahalı. Kafede oturmak pahalı. Hele WC leri sormayın. Çocuklara birer dondurma almak bile bütçeyi zorluyor.
Hal böyle olunca insanlar evlerine kapanıyor. Evine kapanan insan ise yalnızca tatilden değil, sosyal hayattan da uzaklaşıyor.
İşte bu nedenle tatil, sadece bireysel değil, aynı zamanda sosyal bir haktır.
Yerel yönetimlerin ücretsiz plajlar, güvenli piknik alanları, açık hava sinemaları, kültür gezileri, çocuk şenlikleri, spor etkinlikleri ve yaz konserleri düzenlemesi büyük önem taşıyor. Çünkü herkesin tatil yapacak maddi gücü olmayabilir; ama herkesin nefes almaya, dinlenmeye ve mutlu olmaya ihtiyacı vardır.Mersin gibi deniziyle, yaylasıyla, tarihiyle ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bir şehirde yaşıyoruz.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:Bu şehrin güzelliklerinden en çok kim yararlanabiliyor?
Sahiller gerçekten herkesin mi?Kültürel etkinliklere her çocuk ulaşabiliyor mu?
Dar gelirli aileler de çocuklarına güzel bir yaz yaşatabiliyor mu?
Çünkü bir ülkede tatil yalnızca ekonomik durumu iyi olan insanların ulaşabildiği bir ayrıcalığa dönüşmüşse, orada sadece turizm değil, sosyal adalet de sorgulanmalı..
Benim hayalim, çocukların "Babamın parası yetmedi." diye denizi uzaktan seyretmediği bir Türkiye..
Emeklinin aylar öncesinden para biriktirmeden birkaç gün dinlenebildiği bir Türkiye...
Gençlerin tatil fotoğraflarına imrenmek yerine kendi anılarını biriktirebildiği bir Türkiye...
Çünkü tatil, lüks değildir.
İnsanın yeniden güç toplamasını sağlayan bir ihtiyaçtır.
Ve bir toplumun gerçek zenginliği, kaç tane beş yıldızlı oteli olduğu değil; o otellerin gölgesinde yaşayan insanların da huzur içinde dinlenebildiği günlerdir.
Dilerim bir gün, "Tatil" kelimesini duyduğumuzda aklımıza ilk gelen şey fiyat etiketleri değil; huzur, umut ve sevdiklerimizle geçireceğimiz güzel zamanlar olur.