Biraz ironi yaparsak, daha doğrusu yapmaya çabalarsak mutlak butlan kararının memlekete tek bir faydası olduğunu görebiliriz.
Faydadan kastım siyasetçilerimizin gerçek yüzünü görmüş olmamızdan ibarettir.
Kimlerin aslında ne olduğunu seyrediyoruz bir süredir.
Bu siyasetçi yapısıyla bugüne kadar ayakta kalmış olmamız bile kendi başına bir mucizedir.
Lord Acton: “Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlak yozlaştırır” demiş bir zamanlar.
Acton’un söylediği bugün yaşadıklarımızın aynasıdır.
Güç sarhoşluğuna tutulmuş siyasetçilerimizin o sarhoşluğu kaybetmemek veya daha çok sarhoş olabilmek adına ortaya koyduklarını görüyoruz günlerdir.
“Bende isterim” diye koşturanları da hesaba katarsanız kasaba panayırından farkının kalmadığını görürüz siyaset kurumumuzun.
Birkaç düzgün karakterli gerçek siyasetçiyi bir kenara ayırırsak bu kafalarla yönetiliyoruz yıllardır.
Yönetilmeye de devam edeceğiz anladığımız kadarıyla.
Benim bu meseleden kendi adıma çıkardığım ders bu.
Herkes kendi dersini çıkartıyordur mutlaka deyip sözü başka bir siyasetçi tiplemesine getireyim izninizle.
Yerel siyasetçilik stajını çok önceden tamamlamış, şimdilerde ise elit politikacı sınıfına atlamaya çabalayan çok yakından tanıdığımız bir siyasetçi figürümüz var önümüzde.
Gerçek arkadaşları yok.
Şahsını eleştirebilecek dostları yok.
İşine gelen tanıdıkları var.
İşlerine geldiği kervandaşları var.
Aynı çemberin içinde mutlu mesut yaşayıp gidiyorlar.
Bu nedenle gücün sarhoşluğundan çıkamıyor.
Çıkmak bir yana elindeki kamusal güce sarıldıkça sarılıyor, hep daha fazlasını istiyor.
Bu nedenle dik duramıyor.
Bir o tarafa eğiliyor.
Bir bu tarafa yatıyor.
Muş gibi, miş gibi yapmayı çok iyi biliyor.
Her nabza göre şerbet vermenin ustası.
“Şartlar değişirse bende fikrimi değiştiririm..” diyen Keynes’in yolundan gidip her duruma, her şarta başarı ile uyum sağlayabiliyor.
Yakın dönem yerel solcularımızın yorumuna göre ise tam bir orta yolcu.
Mikrofon hastası!..
Açmayı, kapamayı birde konuşmayı çok seviyor.
“Kontrol bende” takıntısı var diyor yakın tanıdıkları.
Konuşmadan duramıyor.
Dinleyenlere bir zararı yok aslında.
Ama;
Söylediklerine kendisinin de inanması pek normal değil diyor psikoloji dünyasının aklı erenleri.
Allah beterinden korusun deyip özet geçeyim sizler için.
Gün gelir seçim görünürse.
Sandık orta yere konursa.
Kime oy vermeyeceğinize dikkat edin gari.
**
Sevdiğim Laflar:
“KÜÇÜK SUDA BÜYÜK BALIK ARAMA!..”