Askerlik yapanlar bilir.
Yapmayanlar için anlatayım.
Bir askeri birliğin gerçek durumu, en iyi tören geçişinde anlaşılır. Tecrübeli komutanlar için birkaç dakikalık geçit töreni yeterlidir. Birliğin ne kadar eğitim aldığı, ne kadar disiplinli olduğu, ne kadar emek harcadığı, o birkaç dakikalık yürüyüşte ortaya çıkar.
Çünkü yeterince çalışmamış, ter dökmemiş ve emek vermemiş bir birlik; ister elli kişilik olsun ister on bin kişilik, tören alanından geçerken bütün kusurlarını ele verir.
Askerlikte buna kanaat notu derler.
Ben bazen Türkiye'ye de böyle bakıyorum.
Sanki büyük bir tören alanındayız.
Millet yürüyor.
Kurumlar yürüyor.
Devlet yürüyor.
Ve önümüzde dalgalanan beş büyük işaret var.
Dört flama...
Bir de onları denetleyen komutan.
Birinci flama: Eğitim.
İkinci flama: Liyakat.
Üçüncü flama: Enflasyon.
Dördüncü flama: Yurttaş Pasifizmi.
Yukarıdaki platformda ise töreni kabul eden komutan duruyor:
Adalet.
Çünkü askerlikte birliğin yaptığı da yapamadığı da en sonunda komutanın hanesine yazılır.
Bu yüzden adalet yalnızca bir başlık değildir.
Diğer bütün başlıkların sebebi, sonucu ve hakemidir.
Şimdi tören geçişi başlasın. Tören geçişi. Uygun adım marş.
BİRİNCİ FLAMA: EĞİTİM
Her yıl değişen sistem sayesinde öğrencilerimiz sınava değil, sınav sisteminin hangi sürümüne girdiklerini çözmeye çalışıyor.
Çocuk daha çarpım tablosunu öğrenmeden;
üç bakan,
beş müfredat,
sekiz yönetmelik görüyor.
İKİNCİ FLAMA: LİYAKAT
Eskiden insanlar işe girmek için özgeçmiş hazırlardı.
Şimdi soy ağacı ve kartvizit çetelesi.
Kimi üniversite bitiriyor.
Kimi tanıdık biriktiriyor.
Aynı kadroya başvuruyorlar.
Kazananın bilgi ve liyakat seviyesi değil, telefon rehberinin etkinliği ölçülüyor.
Memleketin en hızlı büyüyen sektörü:
Akraba, Eş, Dost ve Tanıdık Teknolojileri A.Ş.
ÜÇÜNCÜ FLAMA: ENFLASYON
Bu meret marangoz törpüsü gibi.
Her geçişinde tahtadan değil, insandan talaş kaldırıyor.
Bir ekmek küçülüyor.
Bir maaş eriyor.
Bir umut gramaj kaybediyor.
Ama üzülmeyin.
Resmî rakamlara göre hepimiz aynı hızla fakirleştiğimiz için fakirlikte eşitlik ilkesi bozulmuyor.
DÖRDÜNCÜ FLAMA: YURTTAŞ PASİFİZMİ
En tehlikelisi bu.
Çünkü ötekiler hastalık ise, bu bağışıklık sisteminin çökmesi.
Elektrik pahalı.
Sessizlik.
Su pahalı.
Sükut.
Hayat pahalı.
…
Bir gün vatandaş, muhtemelen şöyle diyecek:
"Canları sağ olsun... Zaten ölümlü dünya fakir geldik, fakirlik bize kadîm miras"
KOMUTAN PLATFORMU: ADALET
Gözleri bağlı kadın heykeli vardı ya...
Bizimki biraz fazla ciddiye almış işi.
Gözü bağlı.
Kulağı tıkalı.
Bazen de pusulası bozuk.
Dosyalar yürüyerek gidiyor mahkemeye.
Kimi maraton koşuyor.
Kimi daha koridorda emekli oluyor.
Haklı olan bekliyor.
Haksız olan da bekliyor.
Kazanan ise çoğu zaman takvim yaprakları oluyor.
Sonra hep birlikte;
kahvede,
otobüste,
sosyal medyada,
televizyon karşısında
aynı soruyu soruyoruz:
"Bu memleket neden düzelmiyor?"
Memleket cevap vermiyor.
Çünkü o sırada;
enflasyon talaş kaldırıyor,
eğitim güncelleniyor,
liyakat torpil kuyruğunda bekliyor,
Rantdaş ise rant ağacının gölgesinde uyuyor,
ve adalet…?
Tören alanında hâlâ bozulan adalet organizmasını tamir edip hiza istikamete sokmaya çalışıyor.
Geçit bitiyor.
Kanaat notu veriliyor.
Ama kimse dönüp şu soruyu sormuyor:
Sorun, uygun adımda mı? Kaz adımında mı? Başla takipte mi? flamalarda mı, yoksa töreni denetleyen platformda mı?
İşte memleketin asıl problemi, tören geçişi öncesi; eğitim, liyakat, enflasyon derslerine çalışmayanların, tören geçişi ni hakkıyla yapacaklarını sanmaları, işi tastamam edip sonrasını tevekkül ile değil, göç yolda düzülür mantığıyla, günlük düşün günlük yaşa, olur olur gider, herşey olacağına varır kaderci anlayışından kaynaklanmaktadır. İşte içtimadaki kargaşa burada başlıyor. Düzelmez biraz daha yanaşık düzen eğitimi lazım vesselam.