Bilindik bir laf vardır;
Şöyledir:
“Eleştirecek dostunuz yoksa yoldan çıkmanız kolaydır” der.
Eleştiri güç sarhoşu olmanın panzehiridir.
Muhatabına düşünme, gözden geçirme, daha geniş bir açıdan bakma fırsatı verir insana.
Akıllı insanlar bunu bilir.
Ve kullanır.
Kimsenin şahsına değil siyasileredir lafım.
Liyakatına, bilgisine, birikimine, vizyonuna bakmadan kendisini orta yere atıp vekil olacağım, belediye başkanı olacağım diye dolaşanlaradır.
Özellikle de yerel belediye başkanlarınadır.
Seçilmiş olmayı, erişilmez olma zannetme hastalığına yakalanıyorlar hemen hepsi.
Çevrelerinde dostları olmayışındandır bu amansız hastalığa yakalanmalarının ilk nedeni.
Yandaşları vardır.
Yalakaları vardır.
Hatta sponsorları vardır.
Mesela hiçbir belediye başkanı tek başına seçilmez, seçilemez.
Onunla beraber kendilerinin de seçildiğini zanneden kraldan çok kralcı amigo kafalı aveneleri vardır yerel başkanların.
Kaçınılmaz güç sarhoşluğu böyle başlar yerel başkanlarımızda.
Başkan onları kullanır.
Onlar başkanı.
Kamusal avantaja sahip olmanın yarattığı çıkarları paylaşmanın tadını çıkarırlar hep beraber.
Onlar bu avantajın kerevetine çıkıp derdüstü, muradüstü yaşarken vatandaş ne yapıyor derseniz halimiz ortadadır derim.
Bu kurumların verdiği hizmetler muhtarlık hizmetleri düzeyinde kalır çoğunlukla.
Şehirlerin yarınlarına aktarabilecekleri bir hizmet, bir dönüşüm çabası, bir vizyon projesi görmek zordur.
Olanları da bitirmeleri yıllar alır, yılan hikayesine döner.
Metro projesi örnektir mesela.
Sinek istilası altındaki Mersin’de çocuklarımız sineklerle ortak olmadan bir külah dondurmasını yiyemez, emeklisi bir parkta cam bardakta çayını yudumlayamaz keyifle.
Ama;
Belediye binasında kuyruklu piyano tınıları eşliğinde “Antalya’nın mor üzümü, severler boyu uzunu” türküsünü dinleyebilir.
Türkü boyu uzun şahsı anlatır ama Mersin’in boyu nedense bir karış bile olsa uzamaz.
Sadede gel, özet ver diyorsanız söyleyeyim;
Zülfü Livaneli’nin “uzun boylu cüceler” şarkısı meselemizin özüdür.
Keyfini çıkarın gari!..
**
Sevdiğim Laflar:
“BÖYLE GELMİŞ, BÖYLE GİDER!...”