Mersin’e yaz geldi hoş geldi.
Yolları ve sokakları denize açılan bu güzel kentte pandemi zamanından sonra level atlayan sandalye ile denizin dibinde oturma keyfini hayatına özen gösteren herkes yaşıyor.
Akın akın sahile geliyorlar.
Şanslı olanlar park yeri bulurken bazıları bu kargaşaya girmiyor ve çoluk çocuk sahile hücum ediyorlar.
Peki, şehrin trafiği yayaya ne kadar nazik acaba?
Medeniyet belirtisi çok yani yaya geçidinde yayaya yol veren araç sayısında artış gözlemliyorum bir sürücü olarak.
Bu Ortadoğu yolunda ilerleyen bir ülke için umut verici bir gelişme fakat kontrolsüz bir şekilde aniden duran araçlar ile bu durum bir kâbusa dönebiliyor.
Aslında kural basit ve biraz pratiklik istiyor.
Yani duruyorsan yaya geçidinde hemen dörtlü ikaz lambalarını yakacaksın.
Sadece fren lambalarına işi bırakmayacaksın.
Bilimsel araştırmalara göre şimdi zorunlu olarak her araçta bulunan 3. Stop lambası arakadan gelen aracın 0.3 saniye erkenden frene basmasına neden oluyormuş.
Bazen trafikte saliseler bile hayat kurtarabilir.
Arkadaki araca “ben aniden frene bastım aman dikkat et” demektir aslında 4 flaşör kullanımı. Birde yayaya yol veren aracın yanından bön bön bakarak geçen sözde sürücüler vardır her an aksiyona hazır ve genelde bu tipler beni bulur trafikte çünkü kornam ile onları terbiye etmeye çalışırken çeşitli diyaloglara girerler.
Siz siz olun kurallara uyun ve bu tiplere bulaşmayın.
Bu arada her araçta bir güvenlik kamerası bulunursa kimse kimseye artistlik yapamaz trafikte ve birçok olayın önüne geçebiliriz.
Eğitim ve kamera şart diyerek yazıma son veriyorum.
Seviyorum seni Mersin.