Kardiyolog tahlile baktı. Kaşları çatıldı, ses tonu ciddileşti:
- LDL hâlâ yüksek… Kolesterol ilacını 40 mg’a çıkarıyorum.
Hasta, çekingen bir sesle: - Ama zaten kullanıyorum; kas ağrısı yapıyor.
Doktor sakin. - Yanına bir destekleyici takviye ekleyelim.
İşin özeti: İlacın verdiği zararı başka bir ilaç düzeltiyor. Önce ayağına sık, sonra baston sat. Çünkü modern tıp, artık çoğu zaman hastalığı değil, yan etkileri yönetme sanatına dönüşmüş durumda.
- Sürekli yorgunum.
-Zihin açıcı hap. Yanına vitamin ve mineral takviyeleri; şimdi tamam.
Hasta değil, sanki her sabah kendini güncelleyen bir laptop.
- Hafızam bulanık.
- Hafıza güçlendirici.
Muhteşem sistem: İlaç yüzünden unutuyorsun, unutmamak için yenisini alıyorsun. Yakında adam kendi adını unutsa, Doktor: “Akşam dozunu aksatmışsınız,” diyecek.
- Uyuyamıyorum.
- Uyku hapı yazdım, gitti.
- Bağımlılık yapıyormuş.
- Kaygı gidericiyle hallederiz.
Artık ilaçların torununu, hatta torununun torununu gördüğümüzde şaşırmayalım.
-Kan şekerim yükseldi.
-Şeker dengeleyici.
-İshal yaptı.
- Bağırsak düzenleyici-yavaşlatıcı.
İnsan ister istemez soruyor: Metabolizmayı mı yönetiyoruz, kalorifer tesisatını mı?
-Kilo aldım.
- Zayıflatıcı iğne.
- Midem bulanıyor.
- Bulantı önleyici.
Nihayetinde tablo şu: Sabah aç karnına üç hap. Tok karnına iki kapsül. Yemek öncesi mide koruyucu. Yemek sonrası bağırsak düzenleyici. Gece uyku ilacı. Uyuyamazsan takviyesi ilaç. Sabah uyuklarsan ayıltıcı.
Hasta değil, araştırma enstitüsünün kimya laboratuvarı mübarek.
Hasta: On iki ilaç kullanmak istemiyorum.
Doktor: Anksiyete yapmış. Normal… Hemen bir antidepresan ekleyelim.
Trajikomedi tam da burada başlıyor: Adam ilaç kullanmaktan korkuyor, çözüm yine ilaçta.
Son umut: İlaçları bıraksam mı? Doktor birden ciddileşiyor: Kesinlikle hayır!
Sebep belli; uluslararası tıp literatürü başka konuşuyor, ekranlardaki yorumlar başka… Biri “ömür boyu kullan” diyor, diğeri “sakın kullanma.” Milletin aklı karıştı.
Sofralarda artık zeytin, peynir, domates yok; ilaç kutuları var. Sabahları sadece kahvaltı değil, ecza dolabı sayımı yapıyoruz.
Son yirmi yıldır televizyonlar ve sosyal medya her altı ayda bir yeni bir mucize keşfediyor. Bir dönem chia, sonra kinoa, ardından Hindistan cevizi yağı, elma sirkesi, kefir, avokado, şimdi de kantaron. Çünkü bu çağda herkes uzman: Sabah beslenme gurusu, öğlen detoksçu, akşam biyokimyacı, gece nefes terapisti. Arada da hem doktor hem eczacı.
Sağlıklı olacağız diye bir hapla başlıyoruz. Eczane deposu olarak dükkânı kapatıyoruz.
ÖNEMLİ UYARI: Bu metin edebi bir kurgu ve toplumsal eleştiri yazısıdır. Metinde yer alan ifadeler tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Sağlığınızla ilgili tüm kararlar için mutlaka bir hekime danışınız. Hekim onayı olmadan ilaç kullanımınızı değiştirmeyin.