Türkiye’nin sağlık alanındaki en büyük yatırımlarından biri olan Mersin Şehir Hastanesi, sağlık hizmeti kalitesiyle önemli bir noktada duruyor.
Doktorundan sağlık çalışanına kadar içeride büyük bir emek var. Bunu inkâr etmek haksızlık olur.
Vatandaş memnuniyeti üst seviyede. Ameliyatlar başarılı.
Ancak mesele artık sadece sağlık hizmeti değil…
Mesele, sistemin vatandaşın yükünü taşıyamamaya başlamasıdır.
Bugün hastane çevresinde yaşanan trafik sorunu sıradan bir yoğunluk değil, ciddi bir problemdir.
Hastane giriş ve çıkışlarında oluşan araç kuyrukları, kilitlenen yollar, dakikalarca ilerleyemeyen ambulanslar ve çaresizlik içinde bekleyen vatandaşlar artık günlük rutine dönüşmüş durumda.
En tehlikeli tarafı ise bu tabloya alışılmış olması.
Çünkü Türkiye’de birçok kurumun en büyük hatası tam da burada başlıyor:
Sorun büyüyor, vatandaş bağırıyor ama herkes sessiz kalıyor.
Mersin Büyükşehir Belediyesi ulaşım konusunda önemli bir adım atmış ve vatandaşın hastaneye erişimini kolaylaştırmış durumda.
Demek ki istenildiğinde çözüm üretilebiliyor. O halde aynı kararlılık neden trafik düzenlemesinde gösterilmiyor?
Bir diğer rahatsızlık ise hastane içerisindeki bazı işletmelerin hizmet anlayışı.
Vatandaşın şikâyeti açık: ilgisiz tavırlar, yetersiz hizmet ve empati eksikliği.
Oysa burası sıradan bir sosyal tesis değil.
Burası insanların umut aradığı bir sağlık merkezi.
Hasta yakınlarının psikolojisini, yaşlı insanların durumunu, saatlerce koridorda bekleyen vatandaşın ruh hâlini anlamayan bir hizmet anlayışı sürdürülebilir değildir.
Buradan hastane yönetimine ve hemşehrim Başhekim Prof. DR. Mehmet Ballı’ya bir uyarı yapmam gerekiyor:
Vatandaşın sesi duyulmalıdır.
Çünkü kurumları ayakta tutan binalar değil, memnuniyettir.
Bugün görmezden gelinen trafik sorunu yarın daha büyük krizlere dönüşebilir. Bugün küçük görülen hizmet problemleri ise yarın kurumun itibarını tartışmalı hâle getirebilir.
Hiç kimse vatandaşın sabrını sınırsız zannetmemeli.
Çünkü vatandaş artık yalnızca tedavi olmak değil, insan yerine konulmak istiyor.