19 Mayıs…
Sadece bir tarih değil; Türk milletinin yeniden ayağa kalktığı gün.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı yaklaşıyor…
Ve benim içimde, yıllardır dinmeyen bir sızı yeniden depreşiyor.
Bizim oralarda…Kayseri’nin Sarıoğlan’ında…
Bozkırın ortasında, köyden biraz büyükçe bir Anadolu kasabasında,19 Mayıs öyle sıradan bir “resmî tören” değildi. O gün…Sanki Mustafa Kemal Atatürk yeniden gelecek, Sanki Samsun’a çıkış, bir kez daha yaşanacak gibi,
Hazırlıklar günler öncesinden başlardı. Mahalle muhtarları kapı kapı dolaşır, 16 Mayıs Bayrak Koşusuna hazırlanırdı. Herkes gücü nispetinde katkı verirdi. Kimi bulgur getirirdi, kimi kurbanlar için para… Kimi de duasını.
Evlerde ayrı bir telaş… Tepsiler dolusu börekler, baklavalar, keteler, katmerler, yaprak sarmaları…Bu bir bayram değil, adeta bir seferberlikti.
16 Mayıs geldi mi…
Sivas sınırındaki Beştepeler ’den yükselen heyecan dalga dalga yayılırdı.
Samsun’dan gelen “Sevgi Bayrağı”, atletlerin ellerinde değil; yüreklerinde taşınarak Kayserili gençlere teslim edilirdi. Sonra… Davul zurna eşliğinde; traktörler, at arabaları, motosikletler… Gençler, çocuklar, ihtiyarlar…
Herkes bayrağın peşine düşerdi. Koşan atletin etrafında, tek yürek, tek nefes…“Yaşa! Var ol!” nidalarıyla bir millet akardı ilçe meydanına. Meydan dolup taşardı. Kurbanlar kesilir, kazanlar kaynardı. Etli bulgur pilavı, ayran, baklava…
Ama aslında paylaşılan yemek değil, ruhtu.
Ve benim hafızamda kalan bir isim: Zeynep Hala…
Bayrağın ilçeye giriş yaptığı yolun kenarında beklerdi. Ama bu sıradan bir bekleyiş değildi. Bir askerin nöbeti gibi… Sessiz ama kararlı.
Önce yıllarca bayrağın yanında koştu.
Sonra…O azmi, o sevgisi, o saf bağlılığı görüldü.
Ve izin verildi. Zeynep Hala artık sadece bayrağın yanında değildi…
Bayrağı taşıyordu.
200 metre… 300 metre… Ama o mesafe, aslında bir ömür kadardı. Koşarken yüzündeki gurur, sevinç ve o tarifsiz coşku… Ben hâlâ dışarıdan bakan bir göz olarak hissediyorum.
Bizim oralarda buna ne derler bilir misiniz? “Bayrak kaçırmak.”
Zeynep Hala yıllarca bayrak kaçırdı… Ömrünün sonuna kadar. Sonra oturur, o günü bir yıl boyunca anlatırdı. Bir sonraki 19 Mayıs’ı çocuk gibi, heyecanla ve aşkla beklerdi.
Şimdi…Ne Zeynep Hala var…Ne bayrak kaçıranlar…Ne de o eski heyecan…
2012 yılında, Hükümet tarafından her ne gerekçeyle olursa olsun, bu uygulama kaldırıldı. Aslında bir ruh söndürüldü. Oysa bu sadece bir koşu değildi. Bu; bir milletin kendini hatırlamasıydı. Gençlerin bayrağı sadece elde değil, yürekte taşımasıydı.
Buradan çağrımdır: Samsun’dan başlayan o kutlu yürüyüş yeniden canlandırılsın. O bayrak… Atatürk’ün aziz hatırasına binaen önce ellerde, sonra yüreklerde taşınsın.
Ve unutulmasın: Bir yerde hâlâ birileri, bırakın gerçeğini, hayallerinde bile hala bayrak kaçırıyorsa; gönlünde o ‘’Sevgi Bayrağı’’nı taşımaya devam ediyorsa… o memleket henüz tükenmemiştir.