Metroyu Mersin’e yapamadık ama maşallah, açıklamalarla sözlü hafif raylı sistemi kurduk. Her durakta başka beyan, her virajda başka gerekçe… Kentin altına tünel kazılamadı belki ama vatandaşın zihninde ciddi bir söylem trafiği oluştu.
Mersin’de metro artık yalnızca bir ulaşım yatırımı değil; yıllara yayılan söylemler, iddialar ve geri adımlarla şekillenen bir siyasi iletişim vakası haline geldi. Zamana yayılan tutarsız söylemler, kilerden çıkartılıp çıkartılıp önümüze kondu. Başlangıçta güçlü bir vizyon olarak sunulan proje, bugün daha çok çelişkili açıklamaların gölgesinde tartışılıyor.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, göreve geldiği ilk dönemde metroyu kentin geleceği için vazgeçilmez bir yatırım olarak konumlandırdı. Bu yaklaşım, Mersin gibi hızla büyüyen bir şehir için oldukça makuldü. Ancak sorun, projenin kendisinden çok, bu proje etrafında kurulan söylemin zamanla değişmesiyle ortaya çıktı.
Sayın Seçer, ara ara merkezi hükümetten gerekli izin ve destek gelmediğinden dem vurdu. Bir zaman sonra “Devlet bize destek vermese de biz gereken krediyi bulduk, yakında kazmayı vuruyoruz” dedi.
Sonrası… Sonrası yok.
Sonrası yoktu ve dile getirilen ifade şu oldu: “Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan yurt dışı finansman izni çıkmadığı için süreç ilerlemedi.”
İşte kırılma tam da burada yaşandı.
Çünkü kamuoyu açısından iki farklı gerçeklik oluştu:
Bir yanda “kredi işini çözdük” diyen bir yönetim,
Diğer yanda “finansman izni çıkmadı” gerekçesi.
Bu iki söylem aynı anda doğru olabilir mi?
Eğer finansman gerçekten çözülmüşse, izin neden engel olmaya devam etti?
Eğer izin süreci belirleyiciyse, kamuoyuna neden “çözdük” mesajı verildi?
Bu noktada mesele artık teknik bir finansman tartışması değil; doğrudan güven meselesidir. Çünkü büyük projelerde gecikme anlaşılabilir, bürokratik engeller öngörülebilir. Ancak aynı konuda farklı zamanlarda birbirini boşa düşüren açıklamalar yapılması, yönetim zafiyeti algısını güçlendirir.
Bugün gelinen noktada Vahap Seçer’in metro konusundaki en büyük açmazı, projenin kendisi değil, bu söylem sarmalıdır. Bir tarafta çözülmüş olduğu söylenen bir finansman, diğer tarafta ilerlemeyi durduran izin gerekçesi… Bu tablo, kamuoyunda doğal olarak “gerçeklik” sorgusuna doğuruyor.
Mersin için metro projesi ya da raylı sistem veyahut metrobüs hâlâ gerekli, hâlâ önemli. Ancak artık tartışılan şey, metronun teknik detayları değil; verilen sözlerle yaşanan gerçeklik arasındaki mesafe. Bununla birlikte metroya alternatif ulaşım sistemlerinin de masaya yatırılması gerekiyor. Metro için Mersin’in fiziki yapısı yeterli olmayabilir; bunu bilemem ama raylı sistem ve metrobüs için oldukça uygun olduğunu biliyorum.
Son olarak; şehir artık yeni vaatler duymak istemiyor, netlik istiyor.