Bir devlet, evladını yüzdeyle mi tartar, yoksa yüreğiyle mi tanır?
Bazı yaralar vardır; kanamaz ama sızlar.
İyileştiği söylenir ama asla kapanmaz.
Ve bazı yaralar vardır ki, devlet görmezden geldikçe daha da derinleşir.
Bugün o derin yaradan söz ediyoruz.
15 Temmuz: Bir Hak Teslimi
15 Temmuz 2016 gecesi, bu milleti, ABD güdümlü hain bir darbe ile sınadılar. Ama Millet iradesi bu alçaklığa müsaade etmedi, kanı ile canı ile karşı koydu.
Sokaklara çıkanlar, tankın önüne yatanlar, göğsünü siper edenler yaralandığında; devlet onlara olması gerektiği gibi sahip çıktı.
"Oran" sormadı, "yüzde" hesaplamadı.
"Sen yeterince yaralandın mı?" diye cetvel tutmadı.
Tazminattan istihdama, faizsiz konut kredisinden eğitim desteğine, vergi muafiyetinden ücretsiz ulaşıma kadar tüm haklar seferber edildi.
Devlet dedi ki: "Sen bu millet için yaralandın, ben senin yanındayım." Diyerek, yaralanma oranına bakmadan gazilik haklarından yararlandırdı. Doğru olan buydu ve millet bu hakkaniyeti alkışladı.
Terörle Mücadele: Bürokrasi ve Barajlar
Şimdi gelin, aynı aynayı başka bir yöne tutalım: Yıllarca dağda, sınırda, operasyonda kurşun yemiş, mayına basmış, vücudunda şarapnel taşıyan kahramanlara. Devlet, terörle mücadelede yaralanan bu evlatlarına ne diyor?
Bakanlık sayfasında soğuk bir başlık açıyor: “Malul Sayılmayanlar.” Ardından bürokratik bir duvar örülüyor: "SGK değerlendirir, kurum bildirir, kurul karar verir..." Yani özetle; YÜZDE 40 BARAJINI GEÇEMİYOR İSEN top taca atılıyor.
15 Temmuz’da %40 barajına bakılmaksızın tüm haklar tanınırken, terörle mücadelede yaralananlar neden bir cetvelin iki çizgisi arasına sıkıştırılıyor?
Biri için hak "teslim" edilirken, diğeri için neden "prosedür" anlatılıyor?
Onur Kırıcı Bir Eşitleme
Mesele sadece ekonomik değil, bir zihniyet kırılmasıdır. İşkur’un istihdam düzenlemesinde, "Terörle Mücadelede Yaralananlar" ile "eski hükümlüler" aynı kontenjan içinde değerlendiriliyor.
Suç işleyip cezasını çekmiş biriyle, vatan için canını ortaya koyup yaralanmış bir asker...
Aynı satırda, aynı başlıkta, aynı torbada. Ayrı kontenjan belirlemek çok mu zor?
Bu bir düzenleme değil; açık bir vebaldir.
Bu mağduriyetlerin seçim meydanlarında ve TV’lerde verilen sözlerle, Meclis’e sunulan önergelerle ve başta siyasi parti genel başkanlarının, milletvekillerinin düzeltileceğine yönelik vaatleri hâlâ hafızalarda.
Ancak bugün ortada söz çok, icraat yok; bekleyen çok, gören yok.
Çözüm Bir Vicdan Borcudur
Devlet sadece kanun yazmaz; hatırlar, tanır ve hakkı teslim eder. İvedilikle:
Hakkaniyet: 15 Temmuz’da uygulanan ölçütler, terörle mücadelede yaralananların tümüne istisnasız uygulanmalıdır.
Kriter: Hak sahipliğinde "oran" değil, "vatan için yaralanma" esas alınmalıdır.
İade-i İtibar: İŞKUR’un İstihdamdaki onur kırıcı durum derhal kaldırılmalı, bu kahramanlara ayrı bir cetvelde ayrı bir istihdam oranı verilmeli, hak ettikleri itibar verilmelidir.
Kurşun herkese eşit değiyor. Eğer devlet hâlâ eşit davranmıyorsa, orada iyileşmesi imkânsız bir yara açılmış demektir.