image
Raşit DOĞAN

Tarih : 3.05.2026  E-Mail : rasitdogan33@gmail.com


Tarsus’ta fırsat var, fırsatçılık da var

Tarsus son yıllarda yerli turizmde dikkat çeken bir ivme yakaladı. Bunun arkasında elbette tesadüf değil; binlerce yıllık tarihi birikim, korunmaya çalışılan mimari dokular ve kendine özgü mutfak kültürü bu ilgiyi besleyen temel unsur oldu, oluyor. Tarihi evlerin sokaklara verdiği karakter, ziyaretçiye yalnızca bir gezi değil, bir zaman yolculuğu hissi sunuyor. Üstelik artık bu tabloya gastronomi de güçlü biçimde eşlik ediyor. Türkiye’nin dört bir yanından “gastronomi ve kültür turu” başlığıyla organize edilen programlar, Tarsus’u rotalarına dahil ediyor.

Ancak kritik soru şu: Bu talebi ne kadar karşılayabiliyoruz? Açık konuşmak gerekirse, mevcut tablo potansiyelin oldukça gerisinde. Gelen ziyaretçi sayısındaki artış sevindirici olsa da bu artışı sürdürülebilir turizm gelirine dönüştürecek altyapı eksik. Tarsus, çoğu zaman günübirlik ziyaret edilen ya da Adana merkezli turların kısa bir durağı olmaktan öteye geçemiyor. Bunun en temel nedeni ise konaklama kapasitesinin yetersizliği. İnsanlar geliyor, geziyor, yiyor, fotoğraf çekiyor ve akşam olmadan ilçeden ayrılıyor. Turizm ekonomisinin en kritik kalemi olan “geceleme”yi kaybediyorsunuz. Bu da zincirin en zayıf halkasını oluşturuyor.

Bununla birlikte şehir merkezindeki park sorunu da göz ardı edilemez bir başka başlık. Tur otobüsleri ve bireysel araçlar için yeterli ve planlı park alanlarının olmayışı, hem ziyaretçi deneyimini olumsuz etkiliyor hem de şehir içi trafiği kilitliyor. Oysa çözüm karmaşık değil: merkezde konumlandırılacak, iyi planlanmış otopark alanlarıyla bu sorun büyük ölçüde giderilebilir. Turizmi büyütmek istiyorsanız, önce lojistiği çözmek zorundasınız.

Fakat asıl üzerinde durulması gereken mesele, belki de en tehlikelisi: fırsatçılık. Genelleme yapmak haksızlık olur; ancak sahadan gelen veriler ve bireysel gözlemler, bazı esnafın fiyat politikasında ciddi sapmalar olduğunu gösteriyor. “Kocaman bir köy” sıcaklığıyla, uygun fiyatlı yöresel ürünler bulma beklentisiyle gelen ziyaretçi; raflarda, tezgâhlarda bunun tam tersiyle karşılaşıyor. Üstelik bu fiyat artışları istikrarlı bir piyasa dinamiğinin sonucu gibi de görünmüyor. Neredeyse 15-20 günde bir güncellenen, çoğu zaman maliyetle açıklanamayacak seviyelere çıkan fiyatlar söz konusu.

İnsan ister istemez kıyaslama yapıyor.  Aynı ürün, Mersin’de daha ucuz, Adana’da daha ucuz. Hatta geçtiğimiz günlerde İstanbul’dan gelen bir misafirim, “İstanbul’da bile daha uygun” tepkisi, meselenin vahametini özetliyor. Turisti kısa vadeli kazanç kapısı olarak görmek, uzun vadede o turisti tamamen kaybetmek anlamına gelir. Bu, turizm ekonomisinin en temel prensiplerinden biridir.

Serbest piyasa elbette vardır; ancak serbest piyasa ile fırsatçılık arasındaki çizgi nettir. O çizgi aşıldığında devreye kamu otoritesinin girmesi gerekir. Denetim mekanizmaları yalnızca var olmak için değil, caydırıcı olmak için işletilmelidir. Gerekirse sert ve tavizsiz uygulamalarla bu algı kırılmalıdır. Aksi halde Tarsus, kazandığı itibarı aynı hızla kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır.

Bu noktada somut bir örnek durumu daha da netleştiriyor. Tarsus’ta 15 günde bir kurulan ve yöresel ürünlerin sunulduğu “Slow Food Yeryüzü Pazarı”, başlangıçta hem fiyat hem kalite dengesiyle öne çıkan bir girişimdi. Yerel üreticiyi destekleyen, ziyaretçiye de makul fiyatlarla otantik lezzetler sunan bu model, doğru bir turizm enstrümanıydı. Ancak son dönemde buraya yönelik şikayetler artmış durumda.

Bu şikayetler üzerine ben de ziyaret ettim ve gördüm ki, pazarda satılan ürünler, ilçenin diğer noktalarında satılanlarla aynı olmasına rağmen daha yüksek fiyat etiketine sahip. Üstelik bu ürünlerin bir kısmı Tarsus’la özdeşleşmiş, hatta coğrafi işaret almış değerler. Yani burada oluşan fiyat algısı, doğrudan Tarsus markasına zarar veriyor.

Turizm, hassas bir dengedir. Bir yanda tanıtım, diğer yanda memnuniyet. Siz ne kadar tanıtım yaparsanız yapın, eğer ziyaretçi memnun ayrılmıyorsa o tanıtımın sürdürülebilirliği yoktur. Tarsus bugün bir eşikte duruyor: ya bu ilgiyi doğru yönetip kalıcı bir turizm ekonomisi inşa edecek ya da günübirlik ziyaretlerin geçici cazibesine razı olacak.

Tercih açık. Sorumluluk da.

 




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 



  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 
 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber