image
Raşit DOĞAN

Tarih : 12.04.2026  E-Mail : rasitdogan33@gmail.com


Rekabet var, netice yok

İller arası tatlı rekabet dediğimiz şey, aslında memleketin gelişim motorlarından biri olmalı. Olmalı diyorum çünkü bizde çoğu zaman bu rekabet, tatlıdan çok “şerbeti dökülmüş baklava” kıvamında kalıyor. Görüntü var, lezzet tartışılır.

Mersin ile Adana arasındaki o meşhur rekabet de yıllardır dillerde. 60’lı yıllarda başlayan tarım yarışıyla sahneye çıkmıştı bu hikâye. Bereketli Çukurova topraklarında kim daha çok üretir, kim daha iyi işler, kim daha iyi pazarlar… O dönemlerde bile Adana, işi sadece üretmekle bırakmayıp, işleme ve pazarlama tarafında da birkaç adım öne geçmesini bildi. Hal böyle olunca “Çukurova” denince akla gelen ilk şehir hep Adana oldu. Mersin ise biraz daha “eşlik eden oyuncu” rolünde kaldı.

90’lara gelindiğinde sahne değişti, bu kez sanayi rekabeti başladı. Ama senaryo pek değişmedi. Mersin yine potansiyel konuştu, Adana ise o potansiyeli sahaya sürdü. Yani biri “yapabiliriz” dedi, diğeri yaptı.

Sonra bir umut ışığı doğdu: turizm. Mersin için adeta “kurtarıcı sektör” ilan edildi. Haklı bir özgüven de vardı aslında. Deniz var, doğa var, tarih var… Üstelik bunların hepsi birbirine birkaç kilometre mesafede. “Bu iş tamam” dedik, “turizmde Adana’yı sollarız.” Nitekim kısa bir süreliğine de olsa solladık. Tam “bu kez oldu galiba” derken, Adana boş durmadı; festivallerle, organizasyonlarla sahayı öyle bir kurdu ki, biz daha broşür basmanın heyecanını yaşarken onlar sahne ışıklarını çoktan yakmıştı. Biz turizmi niyet ederken, onlar turizmi etkinliğe çevirdi. Sonuç? Kısa süren bir öne geçiş ve ardından klasik tablo: Başladık ama sürdüremedik.

Oysa mesele sadece Adana’yı geçmek değildi. Asıl mesele, Mersin’i uluslararası bir destinasyon haline getirebilmekti. Ama biz hâlâ yerli turistin hafta sonu planlarına sıkışmış bir turizm anlayışıyla oyalanıyoruz. Yabancı turist için cazibe merkezi olabilecek bir şehir, kendi potansiyelini yerel ölçekte tüketmekle meşgul.

En ironik kısım ise şu: Mersin aslında birçok alanda Adana’ya göre daha avantajlı. Coğrafya desen var, liman desen var, iklim desen var… Ama gel gör ki bu avantajlar yıllardır adeta “kullanılmamış özellik” olarak bekliyor. Hani yeni alınan telefonlarda bazı özellikler vardır da kimse kurcalamaz; Mersin’in durumu biraz ona benziyor.

Peki bu süreçte hiç mi çaba gösterilmedi? Gösterildi elbette. Dernekler kuruldu, platformlar oluşturuldu, çalıştaylar yapıldı, raporlar yazıldı. Hatta öyle ki, bu çalışmaların sayısını saysak başlı başına bir kalkınma hikâyesi çıkar. Ama işte o hikâyenin sonu hep aynı yerde bitiyor: “Toplantı çok verimli geçti.”

Verimli geçti de ne oldu?

Dostlar alışverişte gördü. Ama o alışverişte kimse kasaya gitmedi. Heybe hep elde kaldı, içi de boş kaldı.

Artık mesele yeni bir toplantı yapmak değil, eski toplantılarda konuşulanları hatırlamak. Yeni bir vizyon belgesi yazmak değil, yazılmış olanları uygulamak. Çünkü Mersin’in eksiği fikir değil; fazlasıyla var. Eksik olan şey, o fikirleri hayata geçirecek irade.

Rekabet hâlâ var. Adana hâlâ koşuyor. Mersin ise çoğu zaman ısınma hareketlerinde kalıyor.

Belki de artık koşmaya başlama vakti gelmiştir. Çünkü bu yarış, tribünden izlenerek kazanılmıyor.

 

 




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 



  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 
 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber