image
Aydın İbrahim KARA

Tarih : 29.03.2026  E-Mail : ayibkaaikx@gmail.com


İKİ NESÎMÎ, İKİ YOL (I)

 Aşkın Sesi ve Gölgesi

28 Şubat 2026 tarihinden itibaren dünya artık eski dünya değil.

İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik hamleleri, Büyük Ortadoğu Projesi’nin son perdesini sahneye sürdü.

Bu kez İran’da bir "can pazarı" kuruluyor; yine mezhepsel, ırksal ve tarihsel ayrılıklar kaşınıyor; vekâlet savaşları için yeni figüranlar ayartılmaya çalışılıyor.

İşi bitince "deliğe süpürülenler" yine rol kapma gayretinde ancak bölge halkları oyunun farkına vardı; bu kez işleri zor.

Tarihten ders almak tam da böyle bir şey: Sahne aynı ama oyuncular, zaman ve mekân değişmiş; emperyalizm sadece kılık değiştirerek karşımıza dikilmiş.

Bu karanlık tablo karşısında, ana dilleri Türkçe olan iki isim düştü aklıma:

Biri, 14. yüzyılda Halep’te derisi yüzülen, Oğuz Türkçesinin ilk lirik şairi...

Diğeri, 17. yüzyılda Anadolu’nun düştüğü yangının ortasında sazıyla direnen bir Alevî-Bektaşî halk ozanı...

Seyyid Nesîmî ve ona saygısından aynı mahlası kullanan Kul Nesîmî.

İkisi de aynı mahlası taşıdı, aynı doğrunun savunucusu oldular: Nesîm.

Yani bir esinti; Hak’tan, adaletten ve insanın Yaradan katındaki eşitliğinden yana bir rüzgâr... O esinti, gerektiğinde hakikatin fırtınasına dönüştü; nağmeleri bugün bile yüreklerimizi titretmeye devam ediyor.

Halep’te Bir Çığlık

Seyyid Nesîmî, 1417’de Halep’te katledildi.
Günahı neydi?
“İnsan, Hakk’ın tecellisidir” demek.

Moğol ve Timur istilalarının parçaladığı, insanın değersizleştirildiği bir çağda o, insanın kutsiyetini savundu.
Bu yüzden susturulmak istendi.

Ama tarihin en kadim yanılgısıdır bu:
Hakikati söyleyenin bedeni yok edilebilir; fakat sözü asla.

Rivayet edilir ki derisi yüzülürken şöyle demiştir:
“Gül gülistan içindeyim.”
Yani işkencenin en koyu anında bile ilahî aşkın menzilindeydi.

Bugün başta Gazze, Lübnan ve İran olmak üzere İslam coğrafyasında yükselen feryatlar, sanki aynı kaderin modern bir tekrarını yaşar gibidir.

Çare açıktır:
Zalime zalim demek, mazlumun yanında saf tutmak ve her tür işbirlikçi taşeronluğa son vermek.

Elbette bölgeyi yönetenler (İran, Körfez ülkeleri) bütünüyle masum değildir.
Ancak bizim yüreğimizi yakan; iktidarlar değil, halkların çektiği acıdır.

Nesîmî’nin öğretisi nettir:
İnsanı tanımayan, Hakk’ı tanıyamaz; Hakk’ı inkâr edenin menzili ise ebedî bir azaptır.

Zalimler, er ya da geç tarihin tozlu sayfalarında kaybolur.
Hak ise mutlaka tecelli eder.

İşte bu hakikat, 2026’nın mezhepçi ve parçalayıcı politikalarına verilebilecek en kısa, en sert cevaptır.

Duyana…
Görene…
Bilene…

 




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 



  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 
 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber