Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde “Laiklik Suç Değildir” bildirisine imza atan hukukçu, akademisyen ve gazeteciler hakkında suç duyurusu yapılıyor. Anayasamızda bulanan ve siyasetçilerin, namusu ve şerefleri üstüne yemin ettikleri laikliği, anayasamızda bulunan bu özel kavramı tartışmaya açmak kadar saçma bir durum yoktur. Laiklik en kaba tabir ile din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Yani günümüzde çokça yapılan ve cumhuriyetimizin temellerine dinamit koyan dinin siyasete alet edilmesinin önündeki en büyük bariyerdir. Dünyada, modern ve gelişmiş Cumhuriyetimizi diğer Müslüman ülkelerin önünde yer almasının en sağlayan laiklik kavramının üç beş oy uğruna siyasete alet edilmesinin ileri dönem için çok büyük sıkıntıları vardır. Dünyanın farklı birçok coğrafyasında görev yapmış Atatürk’ün modern Türkiye Cumhuriyetini kurarken, Osmanlı imparatorluğu döneminde çarpıştığı cephelerde; dinin devlet işlerinden ayrılması gerektiğinin farkına vardı. Bağımsız ve modern bir Müslüman ülke kurma hayali ile Laik Türkiye Cumhuriyet’i hayat bulmuştur. Laiklik kavramını alakasız bir şekilde dinsizlik gibi göstermeye çalışan zihniyete en büyük cevap Türkiye Cumhuriyeti’dir. Birlik ve beraberliğimizin yegâne temellerinden biride laik yapımızdır. Ortadoğu bataklığındaki ülkelere bakacak olursak yönetim sistemleri yüzünden ya hak ve özgürlüklerinden mahrum kalmışlardır ya modern dünya ya ayak uyduramayarak emperyalist güçlerin kölesi ya da cezalandırdığı bir ülke olmuşlardır. Modern tarihimizi, yalanlarla karalamaya çalışan siyasetçiler bir gün tarih sahnesinden çekileceklerdir ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Ez cümle “Laiklik”, Türklerin ruhunda var.