Mersin’de Vicdan Retoriği, Hukuk Pratiği ve Altyapı Gerçeği
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer iyi bir hatip.
Hakkını teslim edelim: Kürsüye hâkimdir, sözün temposunu bilir, ironiyi sever.
Deyimlerle konuşur, metaforlarla bağlar.
“Kılçık” der.
“Vicdan” der.
“Tüccar değilim” der.
“Herkes dersine iyi çalışacak” der.
Cümleleri akıcıdır, hedefini merkezinden vurur; alkışlık yerleri de boldur. Her siyasetçi gibi Alkışı sever.
Ama tam burada durdum. Bir nefes aldım ve içimden şunu söyledim:
Sayın Başkan;
hitabetle hukuk,
retorikle altyapı,
vicdan söylemiyle idari sorumluluk
bir yerde gelir tıkanır.
Tıpkı Mersin’in taşan dereleri, ana su boru hat arızaları, tıkanan trafiği, otopark sorunu…
I. KILÇIK: HUKUKTAKİ KILÇIK:
BEN KARAR ALMADIM, FATURAYI SEN ÖDE
441 mahallenin “kırsal mahalle” ilanı, vatandaşa bir müjde gibi sunuldu.
Yanına da cazip bir parantez eklendi: %75 indirimli su.
Ama Sayın Başkan’ın Meclis’te kurduğu şu cümle, meselenin özüdür:
“Bu olağanüstü toplantıyı yapmasaydık, 806 mahalle tam tarifeye kılçıksız giriyordu.”
Bu bir hukuk tespiti değildir.
Bu, Zorlayıcı Retoriğin en bariz örneğidir
Çünkü 2021 tarihli Kırsal Mahalle ve Kırsal Yerleşik Alan Yönetmeliği açıktır:
Karar alınır; uygulama, kararı izleyen takvim yılının başında başlar.
Yönetmelikte şunlar yazmaz:
- “Karar almazsam herkes yanar.”
- “Almadığım kararın faturasını vatandaşa keserim.”
- “Ombudsman’la durumu kurtarırım.”
Mezitli ve Yenişehir Belediyeleri, 2021 yılında kırsal mahalle kararlarını alıp Büyükşehir’e göndermiştir.
Büyükşehir bu kararları 90 gün içinde görüşmek zorundaydı.
Görüşüldü mü?
Hayır.
Neden?
Ankara ve İstanbul Belediyeleri 2021’den itibaren kararlarını aldı ama Mersin bekledi, bekledi, yine bekledi, her zamanki gibi…
Beklendi.
Oyalandı.
Sürüncemede bırakıldı.
Bu bir ihmal mi, yoksa sonuçlarını tam öngörememek mi? tam olarak anlaşılamayan çelişik bir durum. Ancak sonuç değişmez: Zarar vatandaşa yansımıştır.
İşte hukuktaki kılçık tam da budur:
İdarenin kusurunu vatandaşa yutkundurmak.