Ramazan ayında ana gündem her yıl olduğu gibi yine iftar sofraları.
Bu sofraların siyasilerin vazgeçilmez gösteri alanlarına dönüşmesi kamuoyunda hoş karşılanmasa da önüne geçmek mümkün değil.
Ne zaman başladı.
Kim başlattı.
Neden başladı bilinmiyor.
Ama her yıl çoğalıyor.
Şaşaa ve israf artıyor.
İhtiyaç varmıdır sorusu da cevapsız bir şekilde ortada boş boş dolaşıyor.
Olay sosyal belediyecilik düzleminden çıktı özellikle yerel yöneticilerin miting alanlarına dönüştü.
Süslü laflarla, manevi duygulara sarılıp sarmalanarak servis edilmeye çalışılsa da bu sofraların siyasete araç yapılması gözlerden kaçırılamıyor artık.
Ancak yazılması, çizilmesi netameli bir konu anlayacağınız.
Haliyle özellikle gazeteler, gazeteciler tarafından dillendirilmiyor, eleştirilmiyor.
Haliyle yerel yönetimlerden gelen basın bültenleri iyi bir şey yapılmış havası ile değiştirilmeden okuyuculara, izleyicilere servis ediliyor o kadar.
Eşin, dostun buluşması olarak düşünün bu sofraları.
Veya;
Partidaşların hasret giderdiği bir etkinlik.
Birilerinin birilerini gördüğü, birilerinin birilerine göründüğü türden bir buluşma organizasyonu.
Meselenin tek ortak yanı parasının milletten çıktığı bir etkinlik olması ve “hizmet” olarak sunulması.
Haliyle hesabı tutulmaz, sorulmaz.
Soranlarda ayıplanır.
Konunun özü de, cevabı da sofrayı kurduran siyasinin burada yaptığı konuşmalarda vardır aslında.
Genelde şöyle başlar siyasinin konuşması:
“Değerli misafirler, öncelikle hoş geldiniz, şerefler verdiniz.
Hiçbir siyasetçi cebinden para harcayarak bu hizmetleri yapmıyor, bu sofraları kurdurmuyor.
Her şey sizin, her şey milletimizindir.
Sizlerin çalışarak verdiğiniz vergilerden gelen kaynaklardan bu sofralar kuruluyor.
Elinize, emeğinize sağlık.
Alın terinize sağlık.
Afiyet olsun.”
Demem o ki:
İşin özeti bu kadardır.
Bütün etkinlik bir siyasetçinin yukarıdakine benzer bir konuşma yapabilmesi üzerine kurulur.
Geriye kalan nedir derseniz kısaca söyleyeyim;
Temizliğe muhtaç bir alan.
Kartondan bardaklar.
Tabaklar.
Çatal, bıçak, kaşıklar.
Peçeteler, ıslak mendiller.
Afişler, pankartlar.
Sandalyeler, masalar.
Vızır, vızır gidip gelen, kim olduklarını bilmediğimiz birilerini taşıyan hizmet araçları.
Havaya giden yakıt bedelleri.
Ses düzenleri.
Işık düzenleri.
Görevli sayısız personel.
Bedava yemek biter, hepsi gider.
Sadece ortalığı toparlamayla görevli temizlik ekipleri kalır orta yerde.
Yarın olur; bir başka yerde bir başka sofra kurulur.
Millet kesesinden verilen iftarların, kurulan devasa sofraların özeti budur Ramazan aylarında.
Bir özet daha yapayım sizlere,
Denk gelirseniz çekinmeden gidin, iftarınızı yapın, vecibelerinizi gönül rahatlığıyla yerine getirin..
Parası bizden çıkıyor nasıl olsa.
Helaldir.
**
Sevdiğim Laflar:
“ELİNİ VEREN KOLUNU ALAMAZ!...”