Cumhuriyet kurulduğunda, imtiyaz kapılarının kapandığı tekrar tekrar ilan edildi.
Eşitlik, çalışma özgürlüğü, imtiyazsızlık anayasal ilke oldu.
Peki sonra ne oldu?
Bugün; ruhsat kiralamaları, taksi plakalarının astronomik değeri, eczacılıkta nüfus kotası, noterlikte sınırlı sayılar, maden, akaryakıt, ekmek ruhsatları…
Cevap ortada:
Gedik öldü ama ruhu hâlâ aramızda dolaşıyor.
Bugün bazı meslek alanlarında şunları görüyoruz: Eczaneler: Nüfus kotasına bağlı, Taksi plakaları: Devredilebilir rant aracı, Noterlik: Kapalı devre sistem
Hukukun diliyle soralım: Bunlar idari düzenleme mi, yoksa modern gedikler mi?
Anayasa çok net:
“Hiçbir kişiye, zümreye, sınıfa imtiyaz tanınamaz.”
Ama bir yeni mezun eczacı gence,
“Bu ilçede 3.500 kişi daha doğmadan eczane açamazsın” dediğinizde, buna düzenleme değil, imtiyaz üretimi denir.
Üstelik “yerleşim birimi” tanımını kanunda geçmediği şekli ile yeni mezun eczacılar aleyhinde yönetmelikle 5 kez değiştirip yaklaşık 10.000 yeni mezun eczacının önüne fiilî set çekiyorsanız; bu, eski eczacılara tanınmış açık bir ayrıcalıktır.
Ancak o dönemde artan Eczacılık Fakülteleri sayılarını görerek, Meclis’te bulunan iktidar/muhalefet fark etmeksizin eczacı milletvekilleri -başta pek demokrat ve adil Eczacı Milletvekili Özgür Özel olmak üzere- ile eczacı odalarının, yaşanacak durumu önceden fark edip kendilerini nüfus-yerleşim-devir-nakil kriterlerine bağlı bir koruma kalkanına almaları;
Bugünde aynı tarzda milletvekillerinin kendilerinin maaş ve sosyal hak artışlarında; menfaat temelli bariz iktidar-muhalefet işbirliğini gösteren mümtaz örneklerdendir.
Hani nerede anayasal imtiyazsızlık ilkesi?
Anayasa Mahkemesi bu konularda ne diyor?
“Sınırlama olabilir ama hakkın özüne dokunamazsınız.”
Bugün yeni mezun işsiz 10.000 eczacıya dayatılan tablo şudur:
“Mesleğin var ama mesleği yapacağın yer yok. Diploman var ama bir şeye yaramıyor, sistem seni kabul etmiyor ”
Üstelik bu kısıtlama; doktorlarda, diş hekimlerinde, veterinerde, hemşirelerde, ebelerde, mühendislerde, mimarlarda, avukatlarda yok…
Ama yeni mezun eczacılarda var.
Bu, çalışma özgürlüğünün özüne dokunmaktır.
Sezar’ın hakkı Sezar’a Eski eczacılar da sistem mağduru: Döviz kurlarına göre ayarlanan ilaç fiyatları, plansız açılan onlarca yeni eczacılık fakültesinin meslek üzerindeki baskısı, mali ve idari düzenlemeler…
Bence Çözüm: Eczacılık fakülteleri 10 yıl boyunca kapatılmasıdır. Aynı uygulama istihdam sağlanamayan tüm Üniversite bölümlere şamil olmalıdır.
Gençlerimizin hayal ve emekleri ile milli servetimiz daha fazla heba edilmemeli;
Mevcut mezun kapasitesi bu suretle eritilmelidir.