Gece olmak üzere..Şehir uykuya hazırlanıyor ama onlar Mersin’de direksiyon başında..uykusuz… Farlar yanıyor, kornalar konuşuyor. Sessizliğin içinde yükselen ses, sadece bir protesto değil; geçim derdinin, meslek onurunun ve “yarın ne olacak?” sorusunun sesi.
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası’nın Martı Tag uygulamasına karşı açtığı dava, kağıt üzerinde bir “hukuk süreci” gibi görünebilir. Oysa direksiyon başında hayat kazanan binlerce taksici için bu dava, ekmek kapısının kilidiyle doğrudan ilgili. 19 Aralık Cuma günü Çağlayan Adliyesi’nde görülecek duruşma, bu yüzden sadece İstanbul’u değil, Mersin’i de ayağa kaldırdı.
Mersin Şoförler ve Otomobilciler Odası üyesi taksiciler, resmî izin almadan faaliyet gösterildiği iddiasına karşı açılan davaya destek vermek için konvoylar oluşturdu. Korna sesleri, aslında bir çağrı.. “Bizi de duyun.” Açılan pankartta yazan “Korsana Karşıyız” ifadesi, meselenin özeti gibi..Çünkü taksici esnafı, teknolojinin değil; denetimsizliğin, kuralsızlığın ve eşitsiz rekabetin karşısında durduğunu söylüyor.
Bir yanda yıllardır ağır ruhsat bedelleri, vergiler, sigortalar ve denetimlerle ayakta kalmaya çalışan taksiciler… Diğer yanda “uygulama” etiketiyle sahaya giren yeni modeller. Elbette dünya değişiyor, ulaşım da değişiyor. Ama değişim, kuralları sadece bir kesim için geçerli kılıyorsa, buna itiraz yükselir. Mersin’den İstanbul’a doğru yola çıkan bu otobüsler de işte bu itirazın tekerlekleri oldu..
Bu dava, sadece Martı Tag ile taksici esnafı arasında bir çekişme değil. Aynı zamanda “şehir içi ulaşım kimin, nasıl yapılacak?” sorusunun da cevabını arıyor. Hukuk, teknolojiyi yok saymadan; ama emeği de ezmeden bir denge kurmak zorunda. Aksi halde bugün taksici, yarın başka bir meslek grubu aynı belirsizliğin içinde kalır.
Çağlayan Adliyesi’nin koridorlarında verilecek karar, belki tek bir dosyayı kapatacak. Ama sokaktaki yankısı çok daha büyük olacak. Çünkü bu ülkede direksiyon başında kazanılan ekmek, hâlâ en gerçek, en somut emeklerden biri. Ve o emeğin sahipleri, “korsana hayır” derken aslında “Kurallı rekabet, adil kazanç ve herkes için eşit hukuk “ diyor..
Cuma günü sadece bir duruşma yapılmayacak. Ulaşımın geleceği, emeğin sınırı ve adaletin direksiyonu da test edilecek. Bakalım hukuk, bu virajı nasıl dönecek?