Köylerin mahalleye dönüştürülme ağırlıklı gündem ile toplanan olağanüstü büyükşehir meclisi geçtiğimiz haftaya damga vurdu.
Beklenildiği gibi hararetli geçti.
Sonunda Bizim Beyefendinin dediği oldu.
Peki aslında ne oldu?.
Bazı köyler köy statülerini korumayı başardı.
Diğerleri köy statülerini kaybederek mahalleye dönüştü.
Mahalle demek suyu daha pahalı ödemek demek.
Bazı vergilerle muhatap olmak demek.
Konu basit ama bizim yerel siyasetçilerin elinde bilmeceye dönüştü.
Kim ne istiyor birbirine karıştı.
Eller, ayaklar birbirine dolaştı.
Dertlerini anlatamadılar.
Tartışmalardan ortaya çıkan sonuç ise kendilerinin de anlamadığını gösterdi bizlere.
O harala gürele arasında hafızalarda tek kalan Bizim Beyefendi’nin ısrarlı feryadı oldu.
İndirimli fiyattan su kullanan köylerin kullandığı elektrik fiyatlarının indirimli olmadığına şehir fiyatı ile aynı olduğuna vurgu yapmak için sözü adeta çivi gibi çaktı hafızalarımıza.
“ELEKTRİK NE OLACAK?.”
Elektriğe bir şey olmadı ama, köylünün içeceği su Mersinli’nin içtiği su fiyatına yükseldi.
Birilerinin hükümetin acımadığına ben niye acıyayım mantığı kimilerini üzdü, kimilerimizi de güldürdü o arada.
Adı lazım değil;
Bir Beyefendinin dediği gibi kasketliler üzüldü.
Kasketlileri övmek mi, istedi yermek mi anlayamadık.
Lakin;
Amaç hasıl oldu.
MESKİ kazandı.
Birilerinin genel iktidara geldiklerinde hangi yoldan gidecekleri de bizlere biraz fikirde vermiş oldu böylece.
Kimlerin haklı veya haksız olduğu konusuna girmek istemem.
Bizleri yöneten veya yönetmeye aday olan kafaların birbirlerinden farklı olmadıklarını anlamamızdır önemli olan.
Hatta:
Üzerimize yapıştırılan, “altta kalanın canı çıksın” vecizesini hiç silemeyeceğimiz algısıdır beni üzen.
Mesela:
Liyakat.
Adalet.
Beceri.
Vizyon.
Bu melekelerin Mersin’e neden uğramadığıdır.
“Soğuklar gelince sinekler gider” sallamasına ses çıkartmayanların “ELEKTRİK NE OLACAK!..” vızıldamasına teslim olması işte bu yüzdendir.
Demem o ki;
Hayırlı olsun.
Hayrını görün gari..
**
Sevdiğim Laflar:
“ELİNDEKİYLE YETİNMEYEN, ELDE EDECEĞİYLE DE YETİNEMEZ!...”