Turizmde İhmalin ve Bahanelerin Anatomisi
Türkiye’nin turizm haritasına bakın. Antalya yıldız gibi parlar. Mersin siliktir; adını bilen yok. Sonra o meşhur cümle gelir: “Turizm Potansiyeli çok ama…” Hayır. Mesele potansiyel meselesi değil. İrade yok. İrade.
Antalya’yı Antalya yapan ne denizi, ne güneşi, ne de tarihi. Bunların hepsinin alası Mersin’de var. Antalya’yı marka yapan tek şey şudur:
Turizmi ciddiye alma ve ona göre hareket etmek. Mersin ise 40 yıldır turizmi konuşur ama sadece konuşur. Mersin Turizminin Antalya’nın yanında Adı vardır, kendisi yoktur.
ANTALYA ÇALIŞTI, MERSİN BEKLEDİ
Antalya turizmi planladı ve kazandı. Mersin turizmi konuştu ve kaybetti. Antalya turist için paket yaptı. Mersin bolca broşür bastı. Bekliyoruz diye haber saldı. Duyan yok.
Her türlü mecradan açın bakın: Ne satılan tek bir Mersin turu var, ne de gastronomi turu var, ne saatli rota, ne hazır paket. Antalya tur operatörüne “al, sat” dedi. Mersin hâlâ “hele bir gelsinler, anlatırız” diyor.
Turiste gelince anlatılmaz. Turist önceden ikna edilir. Turist belirsizlik sevmez. Antalya bunu biliyordu. Antalya Turistin evinden çıkışından, tekrar evine dönüşüne kadar her adımı planladı, paketledi ve sattı. Mersin her yönden dağınık diye kimse teşebbüs bile etmiyor.
Mersin’de ise Mersinli bile hafta sonu denize, yaylaya gidip temiz bir mangal yakacak yer bulamıyor. Siz hâlâ turizmden söz ediyorsunuz.
DENİZ VAR AMA ŞEHİR YOK
Antalya’da sahil bir yaşam alanıdır. İnsan sahile iner; yürür, oturur, yer, içer, görür. Ve para harcar. Mersin’de sahil bir trafik hattıdır. Yaya için risk, sürücü için stres alanıdır. Denizle şehir arasına asfalt dökülmüş, bariyer çekilmiş, otopark ve site dikilmiştir. Gölge yoktur. Yürüyüş yoktur. Hikâye yoktur.
Denizi görürsün ama yaşayamazsın. Bu bir tesadüf değildir. Bu bir tercihtir. Mersin denizi turiste değil, arabaya ve yazlık sitelere bağrını açmıştır. Sonra da “neden turist gelmiyor?” diye sorar. Gelmez. Çünkü şehir onu çağırmıyordur. Aynı durum bakir yaylalarda da başladı. Bolca plansız, hesapsız evler yapılıyor, ne estetik, ne mimari, ne de yöresel kültürü yansıtan ucube binalar.
TARİH VAR, AKIL YOK
Antalya Perge’yi, Aspendos’u, Side’yi sattı. Mersin Yumuktepe’yi unuttu. Mersinlilerin yarısı yerini dahi bilmiyor. Antalya antik kenti şehrin vitrinine koydu. Mersin antik kenti tel örgünün arkasına itti. Ne gelen var ne giden.
Tarih var ama hikâye yok. Taş var ama senaryo yok. Turist arkeolog değildir. Taş saymaz. Her taş onun için aynıdır. Turist anlam arar. Hikâye arar. Cazibe oradadır. Antalya bunu çözdü.
Mersin hâlâ “Bu bahar olmadı, gelecek bahara inşallah” diyor.