image
Raşit DOĞAN

Tarih : 18.01.2026  E-Mail : rasitdogan33@gmail.com


Denetim var mı, yok mu?

Türkiye’de devletin ve yerel yönetimlerin, vatandaş yararına aldığı çok sayıda karar, yasa ve düzenleme bulunuyor. Kâğıt üzerinde bakıldığında, özellikle insan sağlığını ilgilendiren alanlarda oldukça kapsamlı bir mevzuat söz konusu. Ancak mesele, bu düzenlemelerin varlığı değil; ne ölçüde uygulandığıdır ki, asıl endişe de tam olarak burada başlıyor.

Bu sorunun en hayati karşılık bulduğu alanların başında gıda güvenliği geliyor. Çünkü gıda konusu, ertelenebilir ya da telafi edilebilir bir mevzu değil. Denetimde yapılacak her ihmal, doğrudan insan sağlığını tehdit ediyor. Buna rağmen, sahadaki tablo ile mevzuat arasında ciddi bir uçurum olduğu izlenimi giderek güçleniyor.

Zaman zaman kamuoyuna yansıyan denetim haberleri var. Bir markette tarihi geçmiş ürünler ele geçiriliyor, bir depoda bozuk et ya da tavuk yakalanıyor, zabıta ekipleri denetime çıkıyor. Ancak bu tablo, bütüncül ve sürdürülebilir bir denetim mekanizmasından ziyade, dönemsel ve sınırlı uygulamalar görüntüsü veriyor. Üstelik bu tür haberler çoğu zaman “yakalandıktan sonra” geliyor. Oysa esas olan, sorun ortaya çıkmadan önce önlem almak.

Kendi yaşadığım iki örnek, meselenin ne kadar sıradan ve yaygın hale geldiğini gösteriyor. Mersin merkezde bir dönercide yediğim kıymalı börek, açıkça bozuktu ve fena kokuyordu. Bunu işletme yetkililerine ilettim. Ardından resmi şikâyette bulunmak istedim. Ancak süreç, beni caydıracak kadar detaylı ve zahmetliydi. O noktada insan ister istemez şu soruyu soruyor: Vatandaş mı denetçi olacak, yoksa ilgili kurumlar mı görevini yapacak?

Bir diğer örnek ise daha da çarpıcı. Büyük bir zincir marketin şubesinden aldığım kıyma da bozuk çıktı. Kokusunu eve geldiğimde fark ettim. Ürünü iade etmeye gittiğimde başkaca kişilerin de ellerinde kokan kıyma ile iade sırasına girdiğini gördüm. Bu durumla ilgili sosyal medya üzerinden uyarı amaçlı bir paylaşım yaptım. Burada sorun, iadenin kabul edilmesi değil. Asıl sorun, bu ürünün nasıl olup da raflara kadar gelebildiği.

Tüm bunlar, insanın başına geldikten sonra “müdahale” edilen durumlar. Oysa vatandaşın beklentisi çok net: Bu sorunlar yaşanmadan önce önlem alınması. Bunun yolu da güçlü, yaygın ve sürekli denetimden geçiyor.

Mersin’de gıda üzerine hizmet veren binlerce işletme var. Marketler, kasaplar, manavlar, restoranlar, fırınlar, oteller ve açıkta satılan sayısız ürün… Peki bu işletmelerin ne kadarı düzenli denetleniyor? Devlete bağlı ilgili kurumlar ile büyükşehir ve ilçe belediyelerine bağlı zabıta ekipleri bu alanın ne kadarına gerçekten hâkim?

Denetim, şikâyet gelince yapılan bir işlem olmaktan çıkarılmadıkça, caydırıcılıktan söz etmek mümkün değil. Bugün birçok işletme, yakalanma ihtimalinin düşük, cezanın ise karşılanabilir olduğunu düşünerek hareket ediyor.

Vatandaş, satın aldığı ürünün güvenli olduğundan emin olmak istiyor. Bunun için sosyal medyada uyarı yapmak, iade kuyruğuna girmek ya da uzun şikâyet formları doldurmak zorunda kalmak istemiyor.

Aksi halde, en iyi yasa bile uygulanmadığında anlamsızlaşıyor. Denetimin zayıf olduğu yerde ise bedel her zaman aynı kesim tarafından ödeniyor: Vatandaş. Bazen cebinden, bazen de sağlığından.

Bu nedenle soruyu yeniden ve daha yüksek sesle sormak gerekiyor: Denetim gerçekten var mı, yoksa sadece varmış gibi mi yapılıyor?




 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 
  YORUMLAR
 
 
  YORUM YAZIN
 
Adınız Soyadınız :

Yorumunuz          :

Güvenlik Kodu     : Güvenlik Kodu
Kod                        :

 



  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 
 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA