Herhâlde yaşlılıktan…
Koltukta uyuya kalmışım.
Rüyamda “Mandalina Cumhuriyeti” diye bir ülkedeyim. Haritada yok ama rüya âleminin gündeminde baş köşede. Düzenli bir yer; kimin düzenlediği belli değil. Huzurlu deniyor ama huzur hep izinli.
Garip bir memleket… Alışıyorsun, sonra fark ediyorsun ki zaten senden beklenen tam da bu. Yetkililer net: “Alışırlar, alışırlar.” Modunda.
Derken bir ses yankılanıyor:
“Bir kasa mandalina yüz liraaa!”
İrkilip bakıyorum. Markette kilosu kırk. Aradaki farkı soracak oluyorum, vazgeçiyorum. Çünkü bu ülkede farklar sorulmaz, fiyatlar ayarlanır. Diyorlar ki: Fiyatlar serbesttir ama merak uzaktan kumandalı pek sıkı denetimde.
Rakamlar kusursuz. Tablolar ütülü. Jilet gibi. İstatistikler konuşuyor ama gerçek her ne hikmetse, toplantılara hep geç kalıyor. Hesap makineleri şıkır şıkır; vicdan ise daimi bakımda. “Hayat pahalı değil,” diyorlar, “algı pahalı.” Mutfak yanıyor, grafikler serin; klimalar ise son sistem.
Konuşmak riskli. Susmak kariyer. Yazmak hâlâ babayiğit işi. Eskiden fikir vardı; şimdi “ifade sınırı.” Eskiden basın vardı; şimdi “genel çerçeve.” Çerçevenin dışına çıkanların resimleri sessizce köşesinden indiriliyor.
Seçimler yapılıyor. Sandık yerinde. Belediye binası sabah açık, akşam kapalı. Seçilen başka yerde. Gerekçe bol: güvenlik, düzen, kamu yararı… Susmak “olağan”, itiraz etmek “olağandışı.” Normal olmak için sadece susman yeterli.
Büyük kelimeler havada uçuşuyor: “güçlü”, “istikrarlı”, “terörsüz.” Parlak ambalaj, hafif hamasi içerik. Süreçler uzuyor, sorular “arşiv” rafına kaldırılıyor. Zaman kazanılıyor; kimin kazandığı pek sorulmuyor.
Felaketler sıradan. Deprem kader, yangın takdir, ölümler incelemede. Sorumlular aranıyor ama adresler sabit, isimler kaygan. Dosyalar açılıp kapanıyor; acılar hep açıkta.
Bankaya gidiyorum. Limitim artmış. Seviniyorum. Param yok ama teminatla borçlanma özgürlüğüm geniş. Yeni refahın tanımı bu: sahip olmak değil, erişebilmek. Hayat pahalı değil; hayat peşin, sen vadeli-vadeli tüketiyorsun ömrü.
Tam “Bu memlekette her şeyin fiyatı var da vicdan neden belirsiz?” diyecektim ki nefes nefese uyandım. Uyku apnesiymiş. Yine unuttum burun halkamı takmayı!
Rüyaydı di mi?
Hâlâ kendime gelemedim de.
"Not: Bu yazı tamamen rüya ürünüdür. Gerçek kişi ve kurumlarla benzerliği, yakınlığı, hısımlığı, tanıdıklığı ve partidaşlığı olmayıp; tamamen uykusuzluğun cilvesidir.