Mersin yıllardır aynı cümleleri duymaktan yoruldu: “Büyük yatırımlar geliyor”, “Mersin çağ atlayacak”, “Bölgenin yıldızı olacak”. Peki sonuç? Aynı vaatler, aynı gecikmeler ve değişmeyen bir gerçek: Mersin, potansiyeline rağmen hâlâ bekleme odasında.
Kâğıt üzerinde açıklanan projelere bakıldığında her şey güllük gülistanlık gibi görünür. Ancak sahaya inildiğinde tablo değişir. Temeli atılıp unutulan projeler, yıllarca sürüncemede kalan yatırımlar ve sürekli ertelenen takvimler, bu masalların gerçeğe dönüşmediğini açıkça gösteriyor.
Mersin; limanı, tarımı, lojistiği ve genç nüfusuyla yatırımcı için son derece cazip bir kenttir. Sorun yatırımcıda değil; plansızlıkta, ağır işleyen bürokrasidedir.
Her yıl aynı başlıklarla servis edilen “dev projeler yolda” haberleri artık inandırıcılığını yitirmiştir. Liman genişletme projeleri, lojistik merkez vaatleri, organize sanayi bölgeleri…
Hepsi yıllardır “yakında” denilerek erteleniyor. Yakın olan tek şey, Mersin halkının sabrının tükenmesi.
Belki de en büyük yanılgı, Mersin halkının bu duruma sessiz kaldığı algısıdır. Gençler iş bulamadığı için başka şehirlere göç ediyor, tarım üreticisi maliyetlerle boğuşuyor, sanayici ise belirsizlikten şikâyetçi.
Mersin’in sorunu yatırım eksikliği değil; samimiyet eksikliğidir. Şeffaf, planlı ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı olmadan her yeni “müjde”, bir öncekinden daha az heyecan yaratır. Artık Mersin’in süslü cümlelere değil, somut adımlara ihtiyacı var.
Aksi halde bu şehir, potansiyelini konuşmaya devam eder; ama geleceğini başkaları inşa eder.