“Yaşlanma bitirir seni!” dedim.
Nefs dedi: “Ben senden önce varım.”
Tevazu giyindim, zaman dar geldi bana,
Kibir dedi: “Ben zamanda gezenim.”
“Mutluluk boğar seni!” dedim.
Nefs dedi: “Mutluluk benim eksikliğim.”
Tevazu giyindim, mutluluk zor geldi bana,
Kibir dedi: “Ben mutsuzluğu hak edeni bulurum.”
“Kader yazar seni!” dedim.
Nefs dedi: “Ben kalemi tutanım ”
Tevazu giyindim, kader dar geldi bana,
Kibir dedi: “Ben kaderi okuyanım.”
Sonra dedim ki: “Ben’de erirsin.”
Nefs dedi: “Ben zaten faniyim.”
Tevazu giyindim, varlık dar geldi bana,
Kibir dedi: “Ben yoklukta bile varım.”
“Mutlak önünde durursun!” dedim.
Nefs dedi: “Beni durduran O’nun emri.”
Tevazu giyindim, emir dar geldi bana,
Kibir dedi: “O emri ben aldım, unutma!”
En sonunda dedim ki: “Artık sen de yoksun.”
Nefs sustu, yüzde ince bir gülüş.
Tevazu giyindim… ama giymeye gerek yoktu:
Hırka bir anda gökyüzü kadar genişledi.
“Kibir de çekildi.” dedim.
Kibir dedi: “Ben yokken bile ben varım…”
Tevazu dar geldi; anlam dar geldi.
Ve mutlak sonda:
Ne tevazu kaldı,
Ne kibir,
Ne de nefse meydan.
Sadece O kaldı.