Nefsime dedim: “Gel kapışalım oğul.”
Nefs dedi: “Önce gölgeni yen de gel ha!”
Tevazu giyindim; hırka dar geldi bana,
Kibir fısıldadı: “Ben senden büyük, bilsen ya!”
“Gel, otur konuşak” dedim nefsime.
Nefs dedi: “Sen konuş ben seni dinlemem.”
Tevazu dar, nefes dar, yürek dar geldi,
Kibir dedi: “Geniş beden bende evladım.”
“Gel gel, dövüşek” dedim bu kez.
Nefs dedi: “Ben çoktan paralel evrendeyim.”
Tevazu giyindim; ışık hızında,
Kibir dedi: “Ben ışıktan hızlıyım, dön önüne!”
“Gel dövüşelim!” dedim.
Nefs güldü: “Sen uyurken ben üç tur attım.”
Tevazu dar geldi, dünya dar geldi,
Kibir dedi: “Ben genişim, gel buraya ”
“Bugün öleceksin!” dedim.
Nefs güldü: “Sen, ölsen de ben ölmem.”
Tevazu dediler; “Giy!” dedim: “Giysem mi?”
Kibir dikildi önüme: “Ben buradayım ha!”
“Geber ulan bugün!” diye çıkıştım.
Nefs dedi: “Sen önce biraz sus çocuğum.”
Tevazu giysisi yakışmaz gurura;
Kibir giyenin dizi taşa değer sonunda.
“Akıl yener seni!” dedim.
Nefs dedi: “Ben aklı isteyenim evlat.”
Tevazu giyindim, akıl dar geldi bana,
Kibir dedi: “Ben aklı kullananım.”
“Işık yakar seni!” dedim.
Nefs dedi: “Ben ışığı bulmuş olanım.”
Tevazu giyindim, ışık dar geldi bana,
Kibir dedi: “Ben ışığı yaratanım.”
“Evren taşar seni!” dedim.
Nefs dedi: “Ben evreni aşanım zaten.”
Tevazu giyindim—evren dar geldi bana,
Kibir dedi: “Ben evreni kucaklayanım.”
“Ötekisizlik biter seni!” dedim.
Nefs dedi: “Ben öteki olmadan önceki.”
Tevazu giyindim, ‘öteki’ dar geldi bana,
Kibir dedi: “Ben bütün ötekilerin anasıyım.”