HEDİYE EROĞLU
Mersin İli Toroslar, ilçesi sınırları içerisinde Berus Maden İşletmeleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan 57154 Ruhsat Numaralı (ER:2453267) IV. Grup Maden (Boksit) Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Kapasite Artışı projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED Raporu’na tepkiler sürerken, bürokratik süreç hızlandı
Çevre Bakanlığınca inceleme değerlendirme süreci başlatılan proje ile ilgili 14 Ekim 2026 tarihinde İnceleme Değerlendirme toplantısı gerçekleştirilecek.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri, proje sahipleri ve ÇED raporunu hazırlayan firmanın katılacağı toplantıda proje için nihai karar niteliğinde olacak.
“BOKSİT MADENİ GENİŞLEME PROJESİNE KARŞIYIZ”
Öte yandan Mersin ise projeye karşı ses yükseltmeye devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Arslanköy’de “Boksit Madeni Genişleme Projesine Karşıyız” programı düzenleyen Mersin Çevre Platformu’nun etkinliği geniş katılımla yapılmıştı.
Yeni Parti Mersin Milletvekili Talat Dinçer ile İl Başkanı Cengiz Gökçel’in de katıldığı etkinlikte, Toroslar Arslanköy’de planlanan boksit madeni genişleme projesinin doğaya, yaşam alanlarına ve bölgenin geleceğine etkilerine ilişkin değerlendirmeler ele alınmıştı.
“BOKSİT MADENİNE KARŞI MERSİN BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİ”
Mücadele sürecini gazetemize anlatan Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Aslan, proje karşı çıkılan gerekçelerin Mersin için hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekti. Bugüne kadara düzenledikleri pek çok farklı etkinlikle projenin zararlarını anlattıklarını ve yöre halkının da bu projeyi istemediğinin defalarca dile getirdiklerinin söyleyen Aslan, ancak mücadelenin tüm kent olarak birlikte verilmesinin önemli olduğunu söyledi.
“MERSİN’İN DOĞASINI, SUYUNU, TOPRAĞINI VE YAŞAM ALANLARINI KORUMAYA ÇALIŞIYORUZ”
“Mersin’in doğasını, suyunu, toprağını ve yaşam alanlarını korumaya çalışıyoruz” diyen Aslan, mevcut 23,77 hektarlık ÇED alanının yaklaşık 21 kat artırılarak 510,66 hektara çıkarılmak istendiğini anımsattı. Aslan; yılda 1 milyon ton cevher ve pasa üretimi yapılacağını, bunun 800 bin tonunun pasa olacağını vurguladı.
“PROJE ALANI, ORMAN, MERA VE EKOLOJİK NİTELİĞİ KORUNACAK ALAN’ OLARAK TANIMLI”
Burada özellikle üzerinde durmamız gereken bir başka konu ise projenin gerçekleşeceği alanın niteliğidir. Proje alanı, Çevre Düzeni Planı’nda ‘Orman Alanı’, ‘Mera Alanı’ ve ‘Ekolojik Niteliği Korunacak Alan’ olarak tanımlanan alanlar içerisinde kalmaktadır. Yani söz konusu proje yalnızca bir maden işletmesi değildir. Aynı zamanda ormanlarımızı, meralarımızı, su kaynaklarımızı ve ekolojik dengemizi doğrudan ilgilendiren büyük ölçekli bir müdahaledir” dedi.
PATLATMALAR VE DOĞAL YAŞAM
Projenin işletme aşamasında 3 günde iki kez patlatma yapılmasının planlandığını da dile getiren Aslan, “Bu kadar yoğun patlatma faaliyetlerinin; kayaç yapısı, yeraltı ve yüzey suları, toprak, bitki örtüsü ve yaban hayatı üzerindeki etkilerinin çok ciddi biçimde değerlendirilmesi gerekir. Patlatmalar sırasında oluşacak toz, titreşim ve gürültü, yalnızca maden sahasını değil, çevrede yaşayan insanları ve doğal yaşamı da etkileyebilecek niteliktedir. Maden alanının Arslanköy’e yaklaşık 25 kilometre mesafede olması da ayrıca değerlendirilmelidir.
HAVA, SU, TOPRAK VE HALK SAĞLIĞI NE OLACAK?
Yılda 1 milyon tonluk malzemenin çıkarılması, işlenmesi, depolanması ve taşınması sırasında
önemli miktarda toz ve emisyon oluşma riski bulunmaktadır. Özellikle maden faaliyetlerinden kaynaklanabilecek silis içeren tozlar, arsenik ve diğer ağır metaller ve diğer kirleticiler ile taşıma faaliyetlerinden kaynaklanacak egzoz emisyonları; gerekli önlemler alınmadığı takdirde hava, su ve toprak kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle meseleye yalnızca ‘maden üretimi’ olarak bakamayız. Mesele; insanın yaşam hakkı, temiz hava hakkı, temiz su hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı ve gelecek kuşakların doğal varlıklara erişim hakkıdır. Üstelik Doğu Akdeniz’in iklim değişikliği ve kuraklığın etkilerini giderek daha fazla yaşadığı bir dönemde, su kaynaklarını besleyen ormanların ve doğal alanların korunması her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.
“DOĞAYI, İNSANI RİSKE ATAN BİR MADENCİLİK ANLAYIŞINI KABUL ETMİYORUZ”
Doğamızı korumak için mücadele edeceğiz. Madencilik faaliyetleri ekolojik açıdan hassas alanlarda, orman ve mera alanlarında, su kaynaklarını tehdit edebilecek projelerde kamu yararı ve ekolojik sürdürülebilirlik öncelikli olmak zorundadır. Doğanın taşıma kapasitesini aşan, ormanları ve doğal yaşam alanlarını tahrip eden, su kaynaklarını riske atan bir madencilik anlayışını kabul etmiyoruz.
“MADENLER TÜKENİR AMA DOĞA YOK OLURSA GERİ GETİRİLEMEZ”
Boksit uğruna ormanlarımızı, suyumuzu, toprağımızı ve geleceğimizi feda etmek istemiyoruz. Bu nedenle Arslanköy başta olmak üzere bölge halkının, bilim insanlarının, meslek odalarının ve çevre örgütlerinin birlikte hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. Vahşi ve ekolojik dengeleri göz ardı eden boksit madeni kapasite artışı projesine karşı hukuki, bilimsel ve demokratik mücadeleyi birlikte yürütmeliyiz. Doğamızı, suyumuzu, ormanlarımızı ve yaşam alanlarımızı korumak için hep birlikte mücadele edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki: Madenler tükenir, ama doğa yok olursa geri getirilemez” şeklinde konuştu.