Seçimlere müdahale edilmesin!


 

Yaklaşık 30 bin üyesi bulunan Mersin Ticaret Sanayi Odası’nda Ekim ayında yapılması beklenen seçimler öncesi mevcut başkan Hakan Sefa Çakır, 1 Nolu Meyve ve Sebzelerin İşlenmesi ve Ticareti Meslek Komitesinden adaylığını açıkladı.

Haber Merkezi

 

Mersin iş dünyasının çatı kuruluşu Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim rüzgarları esmeye başladı. Odanın 2023 yılı Temmuz ayında yapılan seçimlerinde tek aday olarak başkan seçilen Hakan Sefa Çakır, ikinci dönem için yeniden aday olduğunu açıkladı.

Yaklaşık 30 bin üyesi ise kuruluşunun 140’ıncı yılını kutlayan Mersin TSO, bünyesindeki 41 meslek komitesinden seçilen 271 asil üyeden 115’inin oluşturduğu meclis ile yönetiliyor. Komiteler için göreve talip olan isimler bir bir adaylıklarını açıklarken son adaylık açıklaması mevcut başkan Hakan Sefa Çakır’dan geldi.

 

ÇAKIR 21 YILDIR MERSİN’DE

1970 Mersin doğumlu Çakır, eğitimini Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamladı. İlk kez 2005 yılında yapılan seçimlerde Oda Meclisine giren Çakır, aynı yıldan itibaren Oda yönetimlerinde yer aldı.

2018 – 2022 döneminde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Çakır ayrıca Oda’nın projeleri arasında yer alan Mersin Agropark’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı, Ulusal Turunçgil Konseyi Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerine de devam etmekte.

Uzun yıllar Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği de yapmış olan Çakır, Eren Tarım Ürünleri San ve Tic. Ltd. Şti ile Situr A.Ş firmaları çatısı altında yaş meyve sebze ticareti ve ihracatıyla uğraşmakta. Evli ve iki çocuk babası olan Çakır, İngilizce bilmekte.

 

MEYVE SEBZELERİN İŞLENMESİ VE TİCARETİ MESLEK KOMİTESİNDEN ADAY

MTSO 1 Nolu Meyve ve Sebzelerin İşlenmesi ve Ticareti Meslek Komitesinden adaylığını katıldığı bir televizyon programında açıklayan hakan Sefa Çakır, adaylık açıklaması ve yeni dönem vizyonunu anlattı.

Modern lojistik merkezi, Ana Konteyner Limanı, sektörel sanayi siteleri, niş OSB’ler ve markalaşma çalışmalarının yeni dönem öncelikleri arasında yer alacağını belirten Çakır, markalaşma çalışmalarına devam edeceklerini açıkladı. Çakır ayrıca savaşların ticarete etkileri, KOBİ’lerin finansmana erişimi, iklim krizi, su yönetimi ve ithal atık politikası hakkında değerlendirmelerde bulundu.

 

“RENGİMİZ TURUNCU SLOGANIYLA KENDİ GRUBUMUZLA YOLA ÇIKTIK”

Çakır adaylık süreciyle ilgili “Bir seçim sürecine girdik. Bizim de rengimiz turuncu sloganıyla kendi grubumuzla yola çıktık. Ben de hem kendi grubumda adayım hem de MTSO başkan adayıyım. Önce kendi komitelerimizden çıktıktan sonra yönetim kurulu başkanı seçimi olacak.

 

“SEÇİMİ KAZANABİLİRSEK ŞEHRİMİZE, KENTİMİZE, SEKTÖRÜMÜZE HİZMET ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Seçimi kazanabilirsek şehrimize, kentimize, sektörümüze hizmet etmeye devam edeceğiz. Ne yapacağız? Mersin artık lojistiğin başkenti oldu. Bu kadar sanayi koridorları, lojistik koridorları Mersin’de birleşiyor. Yapmamız gereken ilk önce ilgili sektör temsilcileri kamu ve yerel yönetimlerle Türkiye’nin en modern lojistik merkezini hayata geçirmek istiyoruz. İkinci vaadimiz artık Mersin Limanı, Hürmüz olayları sonrasında yüzde 90 üzerinde kapasiteyle çalışıyor. Ne kadar büyüse de Doğu Akdeniz’in en büyük limanı ve yeni bir konteyner limanına acil ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Hükümet ve bakanlar da tüm yolların Mersin’e çıktığını görüyor. Mersin, Türkiye’nin çıkış kapısı buraya acil Ana Konteyner Limanı yapılması peşine düşeceğiz. Biz Mersinliler olarak bu limana talibiz dedik.

İskenderun ve Adana’ya da yapılsın ama ana merkez Mersin olacak. Sektörel sanayi sitelerinin kurulması gerekiyor. Gelecek dönem kümelenme modelini yapacağız. Kümelenme modeliyle firmalarımızı birbiriyle eşleştireceğiz.

 

SANAYİ KORİDORLARI MERSİN’DE BULUŞUYOR

Sanayi koridorları da Mersin’de buluşuyor. Artık sanayimizin teknolojik ve yeşil dönüşümü olan savunma sanayinin de içinde olduğu niş OSB’lere ihtiyaç var. Artık isteyen burada dükkan açıp sanayici olmamalı. Bizim istediğimiz sanayici, Mersin’e katma değer sağlayacak sanayiciyi getireceğiz. Onlara uygun öğrenciler yetiştireceğimiz OSB’lerin olmasını sağlayacağız. OSB ile birlikte hareket ediyoruz zaten.

Bizim için meslek okulları çok kritik. DAHİ Mersin Projesiyle meslek lisesi mezunlarına sanayide garantili iş verdiğimiz sistemler yaptık. Başarılı devam etti. Yeni dönemde bunu biraz daha güçlendirip OSB ile MEB ile birlikte belki ilçe odaları da alacağımız daha geniş bir ağ oluşturacağız” ifadelerini kullandı.

 

“KİMSENİN GRUBUNA ÇOK MÜDAHALE EDİLMEMESİNİ İSTİYORUZ”

MTSO’nun, Mersin’in en büyük meslek örgütü olduğunu vurgulayan Çakır, “41 komitemiz seçime giriyor. Huzurlu şekilde, bize yakışan şekilde seçime gidiyoruz. Tüm üyelerimizden arkadaşlık ayrıdır, liyakata önem vererek doğru destekler verilmesini, huzur içinde seçime gidilmesini sağlamak lazım. Sektörlere doğru hizmet edecek insanlarla akrabalık ilişkileriyle değil, saygı çerçevesinde hareket ederek seçime gitmeliyiz. Demokratik şekilde biz seçime katılıyoruz. Kimsenin grubuna çok müdahale edilmemesini istiyoruz. Seçim bittikten sonra da tokalaşarak o gruba destek vermeye devam etmek lazım. Tüm adaylara başarılar diliyorum. Şehrimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

 

“DÜNYA EKONOMİSİ, SİYASİ VE EKONOMİK OLARAK ANLAŞILMASI ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR”

Programda ekonomiye dair değerlendirmelerde de bulunan hakan Sefa Çakır, “Dünya ekonomisi, siyasi ve ekonomik olarak anlaşılması zor bir dönemden geçiyoruz. Buna da öngörüsüzlük diyorlar. Kimse önünü göremiyor. Bir sene sonrasının planını yapamıyor. İş dünyası olarak da ne yapacağımızı bilmediğimiz bir dönemden geçiliyor.

Trump gibi uç noktadaki liderler iktidarlarda. Avrupa’da da bazı iktidarlar böyle hareket ediyor. Maalesef bu öngörüsüzlük dönemi sürüyor. Savaşlar sürüyor. Bunlar tüm dünya gibi bizi de etkiledi. Olumlu yönleri de olumsuz yönleri de var.

Savaş nedeniyle bu kadar yüksek fiyatlara enerji alınması hepimizi etkiliyor. Burada psikolojik de ekonomik de bir savaş var. Artık savaşın İran’ın ekonomik yönden zor duruma sokulmasıyla uzun vadeli devam ettirilmesi planlanıyor. Şu anda Hürmüz Boğazı ablukaya alındı. İran’ın en büyük geliri petrol geliri ve bunu da kısıtlanmaya çalışılıyor.

Çin, İran’dan petrol alırken bunu azaltma noktasına geçti. Bizim de tabii bunu iyi takip etmemiz, savaşın uzun süreceğini ön görmemiz ve ona göre konuşlanmamız lazım. Türkiye olarak ne yapacağımızı bilmemiz lazım.

 

“SAVAŞ TAŞIMA MALİYETLERİNİN ARTTIRIYOR, BU DA MERSİN AÇISINDAN OLUMSUZ BİR YAN”

Bunun dışında bir de Ukrayna - Rusya savaşı var. Gıda gemilerinin burada bombalanması sorunu var. 5 – 6 tane buğday ve meyve - sebze gemisi bombalandı. Buraya ürün taşıyacak gemi bulunamamaya başladı. Mürettebat bulunamamaya başladı. Güvenlik koridoru oluşturulmalı. 30 liralık şeftalinin 10 liraya düşmesine domatesin salça olmasına sebep verdi. Ciddi bir krizden geçilecek.

Rusya’ya ciddi ihracatımız var. Ukrayna da bunu bilip tedarik kanallarını durdurmaya çalışıyor. Bizim Cumhurbaşkanımız da Rus Cumhurbaşkanı ile görüşüyor. Belki burada bir güvenlik koridoru oluşturulacak. Narenciye sezonu başlıyor, narenciyenin yüzde 40’ını Rusya’ya gönderiyoruz. Gemilerden dolayı Ağustos ayında ticarete başlarken, Eylül geldi 1 kilo alışveriş olmadı. Bu da, üreticiyi de ihracatçıyı da ciddi şekilde etkileyecek. 50 bin üzerinde işçi çalışamaz oldu. TIR’lar duruyor.

Bu savaşlar bizi olumsuz yönde etkiliyor. Enerji fiyatlarını etkiliyor. Şu anda navlun fiyatlarından sigorta maliyetlerinden ve yakıt fiyatları nedeniyle ciddi artışlar meydana geldi. Rusya özelinde de diğer taşımalar özelinde de. Bu da Mersin açısından olumsuz bir yan” dedi.

 

“BİZİM YAPMAMIZ GEREKEN FİRMALARA DESTEK MEKANİZMASI SAĞLAMAK”

İhracatçının rekabet günün arttırılması için gerekenlere de değinen Çakır, “Biraz Türkiye ekonomisini de anlatayım. Enflasyon, yüksek faiz, krediye erişilememe ve düşük kur politikası devam ediyor. Yani uzun zamandan beri üyelerimiz ciddi bir süreçten geçiyor. KOBİ’ler zorlu sınavdan geçiyor. 2025 yaz aylarında bitecek acı reçetenin savaşlar nedeniyle disiplinli bir politika uygulanıyor. Bitmesi lazımdı savaşlar nedeniyle uzadı. Burada bizim yapmamız gereken firmalara destek mekanizması sağlamak.

 

“MERSİN, 150’DEN FAZLA ÜLKEYLE DIŞ TİCARET İLİŞKİSİ OLAN BİR KENT”

Mersin, 150’den fazla ülkeyle dış ticaret ilişkisi olan bir kent. Ekonomiyle ilgili zor duruma ihracat yaparak direniyoruz. Para kazanarak değil pazarları kaybetmemek için çalışıyoruz. Ciddi mal satılıyor ama maliyetine ya da küçük zararlarla. İhracatçıya yüzde 3 oranında destek veriliyor ama enflasyonla kuru karşılaştırınca arada ciddi fark var. Enflasyon artışı kur artışının çok üzerinde. Biz de diyoruz ki ihracatta, gıda da dahil olmak üzere, yüzde 3’lük kur desteğinin yüzde 10’a çıkarılması lazım. Bunu tüm Türkiye için söylüyoruz. Yurtdışındaki pazarları kaybetmemeli, ülkemize döviz kazandırmamız lazım. Bu konuda çalışma yapılmalı.

 

“KAMU BANKALARI FAİZ DÜŞÜRECEĞİNİ SÖYLEDİ AMA ÇARE OLACAK MI?”

Olmayacak. İş dünyası uzun süredir çalışıyor. Bankalara büyük destekler veriliyor, para kazandırıldı, bankalar büyütüldü. Bunun iyi günü kötü günü var. İş dünyası zor durumda ve artık destek verilmeli. Hep garantili firmalar değil, bu firma sizinle 20 yıl çalışmış destek vermiş. Tüm bölge müdürlüklerine sesleniyorum biraz zor durumdaki firmalara pozitif ayrımcılık yapmalıyız.

TOBB’a bağlı KGF var. Size TOBB kefil oluyor ve bunun karşılığında bankalara para verin diyor. Kredi faizi yüzde 50-60’ken yüzde 30 faizle kredi veriliyor. Bunu da güçlü firmalara veriyorlar. Asıl bunun verilme sebebi ihtiyacı olana nefes sağlamak. Bankalar burada biraz riske girip doğru firmalara bu paraları ulaştırmalı. Durumu iyi olan firmalara da sesleniyorum. Onlar da paraları almamalı. Onları da eleştiriyoruz. Uygun şartlı krediler ihtiyacı olan firmalar için. KOBİ’lerin yaşaması lazım. KOBİ’leri kaybedersek tekrar bulamayız” dedi.

 

“MERSİN’İ GELECEĞE HAZIRLAMAK İSTİYORUZ”

İklim değişikliğini 8-10 yıl önce söyledik buna hazır olmalıyız diye konferanslar verdik. Tabi katılım çok yüksek olmayınca çok inanmadılar. O zaman inanmadıkları gerçek oldu. Nepal’de de olanlar bu, buzullarda olanlar da.

Mersin bugün çok yağmur aldı. Normal olmayan yağışlar alıyoruz. En son Uzakdoğu’da futbol topu büyüklüğünde dolu yağdı. Bunları görüp önlem almamız lazım.

Mersin özelinde, tarım özelinde ne yapabileceksek o konuda çalışma yapıyoruz. İklimin değişmesiyle ilgili projeksiyonumuzu, ürün desenimizi değiştirmemiz gerekiyor. Az suya göre, hava sıcaklığına göre bölgemizde ne yetişebileceğinin çalışmalarını yapıyoruz. Akademisyenlerle çalışıyoruz. Boğaziçi Üniversitesi’nden hocalar geliyor.

Tarım Bakanlığımız başta olmak üzere valilik, büyükşehirle birlikte Mersin’in bir su haritasını çıkarmalıyız. Gelecekte iklimle ilgili durumlarımız ne olacak, tarım, imar durumu ne olacak iyi hesaplar yapmalıyız. Doğru suyu kullanarak denizden suyu nasıl arıtacağımızı araştırarak hareket etmeli hazırlık yapmalıyız.

Şimdi yağmur çok yağdı değil sonuçta su azalacak. İklim değişikliğine karşı durmayıp kendimizi dönüştürmemiz lazım.

 

“ATIK POLİTİKASININ MUTLAKA DEĞİŞMESİ GEREKİYOR”

Mikro plastik konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bizim projeksiyonlarımızdan birisi de bu. Çalışmalarına başladık. Ekim ayında seçimimiz olacak tekrar kazanırsak projeksiyonumuzdan biri de Temiz Akdeniz olacak. Biz bu konuya kafayı taktık. Çocuklarımızın geleceği için biz bu işi çalışacağız.

Bunun başlangıcı ithal atık politikamızın değişmesiyle başlıyor. Hükümetimizle, Sayın Valimizle konuşarak konuyu izah ediyoruz. Bakanlara, ilgili kurumlara izah ediyoruz. Buraya atık ismiyle kağıt ve plastik atıklar geliyor. Bunları özellikle Adana bölgesindeki sanayiciler geri dönüşümde kullanıyor. Hammadde olarak kullanıyorlar ama bu geldiğinde günde ortalama 250-300 konteyner oluyor.

Yurtdışında geri dönüşüm çok pahalı olduğundan bu atıkları bize bir bedelle satıyorlar. Biz de bunları alıyoruz ve bunlar granüle çevriliyor çevrilmeyen bir bölüm de toprağa, derelere karışıyor. Seyhan nehrine bunlar karışıp tüm Akdeniz’e, Antalya’ya kadar her yeri kirletiyor. Kendi sanayicimiz de olsa kötü ürün yapan sanayicinin karşısındayız.

Karbon ayak izi, yeşil dönüşüm diyoruz. Yaptığımız ürünün hammaddenin temiz olması lazım. MTSO üyeleri buna uyuyor. Politikamız temiz hammaddeyle doğru ürün satmak olmalı. Toprağı zehirleyen herkesin karşısındayız. Bu atık politikasının değişmesini istiyoruz. Verilen cezaların çok caydırıcı olduğunu düşünmüyoruz.

Bir de günlük gelen 250-300 konteyner atık Doğu Akdeniz’in en büyük limanını işgal ediyor. Bunlar tek tek serilip bakılıyor. Burada kaybedilen zaman bizim ihracat ve ithalatçının çok kıymetli hammaddesinin 21 gün limanda beklemesine neden oluyor. Üyemiz demoraj yiyor. Bu da enflasyonu tetikliyor. Bizim lojistiğimiz bu atıklar nedeniyle, limanın yavaş çalışmasına neden oluyor. Yük kaybediyoruz. Her ülke kendi çöpünü atığını temizlesin ve bize granül olarak satış yapılmasını istiyoruz. Temiz deniz, temiz Akdeniz, güvenli balık yemek ve çocuklarımızın temiz denizde yüzmesini istiyoruz. Biz temiz sanayiden yanayız. Atık politikasının mutlaka değişmesi gerekiyor” şeklinde konuştu


   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber