Haber Merkezi
Eğitim-Sen Mersin Şubesi, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde yaptığı açıklamayla milyonlarca öğrenci ve velinin karşı karşıya olduğu ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Artan gıda, barınma, ulaşım ve kırtasiye giderlerinin özellikle emekçi ve dar gelirli aileler üzerindeki yükü artırdığı belirtilen açıklamada, eğitim hakkının ailelerin ekonomik gücüne bırakılmaması gerektiği vurgulandı.
Şube tarafından Ağustos 2025-Ağustos 2026 dönemine ilişkin yapılan kırtasiye fiyat karşılaştırmasının da eğitim giderlerindeki artışı ortaya koyduğu ifade edildi. Açıklamada, karşılaştırılabilir temel ürünlerden A4 80 yaprak defterin fiyatının yaklaşık yüzde 70, 12'li keçeli kalemin fiyatının ise yaklaşık yüzde 49 arttığı belirtildi. Karşılaştırılabilen üç temel kırtasiye ürünündeki fiyat artışlarının aritmetik ortalamasının ise yaklaşık yüzde 41 seviyesinde gerçekleştiği kaydedildi. Bu verilerin bütün kırtasiye ürünlerini kapsayan resmi bir enflasyon oranı olmadığına dikkat çeken Eğitim-Sen, araştırmanın ailelerin okul masraflarında yaşadığı ağırlaşmayı göstermesi açısından önemli olduğunu belirtti.
“AİLELER TERCİH YAPMAK ZORUNDA BIRAKILIYOR”
Eğitim-Sen Mersin Şubesi, ekonomik koşulların eğitim hakkı üzerindeki etkisine de dikkat çekti. BES-AR verilerine göre açlık sınırının 49 bin 556 TL'ye, yoksulluk sınırının ise 122 bin 117 TL'ye ulaştığı belirtilen açıklamada, sağlıklı beslenmenin günlük maliyetinin de 1.650 TL'yi aştığı ifade edildi. Açıklamada, “Bir aile çocuğunun defteri ile mutfak masrafı, okul çantası ile elektrik faturası, servis ücreti ile kira arasında tercih yapmak zorunda bırakılıyorsa orada eğitim hakkının eşitliğinden söz edilemez” denildi.
Eğitim giderlerinin genel hayat pahalılığından bağımsız değerlendirilemeyeceği belirtilen açıklamada, kırtasiye, okul kıyafeti, ayakkabı, ulaşım, servis, beslenme, yardımcı kaynak ve teknolojik araç gibi giderlerin ailelerin omuzlarına bırakılmasının kamusal eğitimin maliyetini doğrudan ailelere yüklediği savunuldu.
“YOKSULLUK ARTIK EĞİTİM HAKKI SORUNU”
Derin yoksulluğun yalnızca bir gelir sorunu olmaktan çıktığını ve doğrudan eğitim hakkı sorununa dönüştüğünü belirten Eğitim-Sen Mersin Şubesi, ailenin gelir düzeyinin çocukların eğitim olanaklarına erişimini belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiğini ifade etti. Açıklamada, ekonomik güçlüklerin özellikle kız çocuklarının eğitimden kopması açısından önemli riskler taşıdığına dikkat çekilerek, “Kız çocuklarının eğitim hakkı ekonomik krizin ilk vazgeçilen kalemi olamaz” ifadelerine yer verildi.
MESEM VE ÇOCUK İŞÇİLİĞİNE TEPKİ
Eğitim-Sen Mersin Şubesi, ekonomik yoksullaşmanın çocukların erken yaşta çalışma hayatına itilmesi riskini de artırdığını belirtti. Aile gelirinin temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediği durumlarda çocuk emeğinin hane gelirini tamamlayan bir kaynak haline gelebildiği ifade edilen açıklamada, eğitimden kopma ile çocuk işçiliği arasındaki bağa dikkat çekildi. Mesleki Eğitim Merkezlerinin (MESEM) mevcut yapısının da eleştirildiği açıklamada, çocukların haftanın büyük bölümünü işletmelerde geçirdiği ve çocuk emeğinin ucuz iş gücü olarak kullanılmasına yol açan bir sistemin eğitim politikası olarak kabul edilemeyeceği savunuldu. Eğitim-Sen, “Yoksul ailelerin çocuklarına fiilen ‘okumak mı, çalışmak mı?’ seçeneğinin dayatılması toplumsal eşitsizliğin eğitim sistemi eliyle yeniden üretilmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Eğitim-Sen Mersin Şubesi, 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidara çeşitli talepler yöneltti. Şube, kırtasiye, ders materyalleri ve temel eğitim araçlarının bütün öğrenciler için kamusal olarak karşılanmasını; okullarda her öğrenciye ücretsiz ve sağlıklı bir öğün yemek ile temiz içme suyu sağlanmasını istedi. Yoksul ve dar gelirli ailelerin çocuklarına yönelik eğitim desteklerinin artırılmasını isteyen Eğitim-Sen, kız çocuklarının eğitimde kalmasını güvence altına alacak ekonomik ve sosyal politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca çocukları ucuz iş gücüne dönüştüren uygulamalardan vazgeçilmesi, MESEM sisteminin çocuk işçiliğini besleyen mevcut yapısından çıkarılması, okullar arasındaki sınıfsal, bölgesel ve fiziksel eşitsizliklerin giderilmesi ve eğitim bütçesinin kamusal eğitimin bütün ihtiyaçlarını karşılayacak ölçüde artırılması talep edildi.
Eğitim-Sen Mersin Şubesi, açıklamasının sonunda eğitim hakkının satın alınabilen bir ayrıcalık değil, kamusal bir hak olduğunu vurguladı. Şube, “Çocukların geleceğini ailelerinin gelirine teslim eden bir eğitim düzeni eşitlikçi değildir. Bir çocuğun geleceği, anne ve babasının cebindeki parayla belirlenemez” ifadelerini kullandı.