AKDENİZ’İ KİRLETENLER KİMLER?


 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 1 Temmuz’dan bu yana Mersin’in de içinde bulunduğu 6 ilde 604 denetim yaparken, 52 tesise toplam 118,2 milyon TL idari para cezası uyguladı, 19 tesisin ise faaliyeti durdurdu. Anahtar Parti Mersin İl Başkanlığı, özellikle Mersin Körfezi’ndeki mikroplastik kirliliğine dikkat çekerek, ceza kesilen firmaların açıklanmasını istedi.

Koray Ünlü

 

Akdeniz Körfezi’nde her geçen gün büyüyen mikroplastik kirliliği, çevre açısından ciddi bir tehdit haline geldi. Mersin’in de aralarında bulunduğu birçok kentte deniz ve kıyılardaki kirliliğin boyutu giderek artarken, plajlarda oluşan görüntüler vatandaşları tedirgin ediyor. Deniz ekosistemini tehdit eden mikroplastik kirliliğinin artması, çevre ve insan sağlığı açısından endişeleri de beraberinde getiriyor. Kıyılardaki kirliliğin önüne geçilmesi için daha etkin denetim ve kalıcı çözümler beklenirken, Anahtar Parti Mersin İl Başkanlığı konuyla ilgili basın açıklaması yaparak yetkilileri göreve çağırdı. İl Başkanlığı’nda gerçekleşen toplantıda konuşan Anahtar Parti MYK üyesi Bilgehan Bayramoğlu, Mersin’in eşsiz bir kıyı şehri olduğunu belirterek, “Ancak bugün denizimizin geleceğini tehdit eden, gözle görülmeyen fakat etkileri son derece büyük bir çevre sorunuyla karşı karşıyayız. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın Akdeniz’de yürüttüğü son denetimler, meselenin boyutunu açıkça ortaya koymaktadır. 1 Temmuz’dan bu yana 6 ilde 604 denetim gerçekleştirilmiş, 52 tesise toplam 118,2 milyon TL idari para cezası uygulanmış ve 19 tesis hakkında faaliyeti durdurma kararı alınmıştır. Çevrenin korunması adına yapılan bu denetim ve yaptırımları önemli ve gerekli buluyoruz. Ancak bizim açımızdan asıl mesele şudur. Ceza kesmek kadar, kirliliğin kaynağını tespit etmek ve tekrarını engellemek zorundayız” dedi.

 

“YILDA 66 MİLYAR MİKROPLASTİK PARÇACIĞI”

Mersin Körfezi’ne ilişkin bilimsel çalışmalar da mikroplastik kirliliğinin ciddi boyutlara ulaştığının görüldüğünün altını çizen Bayramoğlu, “Karaduvar, Silifke ve Tarsus’taki üç atıksu arıtma tesisinin incelendiği akademik çalışmada, arıtma süreçlerine rağmen yılda yaklaşık 66 milyar mikroplastik parçacığının alıcı ortama ulaşabileceği hesaplanmıştır. Mersin’in 2025–2029 Deniz Çöpleri Eylem Planı kapsamında hazırlanan resmi belgelerde de denize doğrudan veya dolaylı deşarj ihtimali bulunan işletme ve sanayi tesisleri değerlendirilmiş, deniz çöpleri ve mikroplastik kirliliğine karşı alınması gereken tedbirler ortaya konulmuştur. Dolayısıyla artık yalnızca; ‘Denizi nasıl temizleriz?’ sorusunu değil, ‘mikroplastiği denize ulaşmadan nasıl engelleriz?’ sorusunu sormamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

 

“DENİZİ TEMİZLEMEK YETMEZ”

Türkiye Çevre Ajansı tarafından 10 günde 27 metreküp atığın denizden toplanmasının deniz temizliğinin önemini ortaya koyduğunun altını çizen Bayramoğlu, “Ancak denize ulaşan atığı toplamak kadar, hatta ondan daha önemlisi, o atığın denize hiç ulaşmamasını sağlamaktır. Anahtar Parti olarak beklentimiz nettir: Kaynaklar tespit edilmeli, tesisler düzenli ve şeffaf biçimde denetlenmeli, atıksu ve yağmur suyu hatları mikroplastik açısından izlenmeli ve çevre mevzuatına aykırı faaliyetlere etkin yaptırım uygulanmalıdır. Çünkü Mersin’in Akdeniz’i yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de hakkıdır. Denizi temizlemek yetmez. Kirleten kaynağı tespit etmek gerekir. Ceza kesmek yetmez. Kirliliğin tekrarını önlemek gerekir. Mikroplastiği denizden toplamak yetmez. Mikroplastiği kaynağında durdurmak gerekir” ifadelerini kullandı.

 

“YAPTIRIMLARIN UYGULANDIĞI FİRMALAR HANGİLERİDİR”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na büyük bir sorumluluk düştüğüne dikkat eden Bayramoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Peki Mersin kamuoyu adına soruyoruz. Bu yaptırımların uygulandığı firmalar hangileridir? Kamuoyunun, hangi tesislerin çevre mevzuatına aykırı faaliyet nedeniyle yaptırıma tabi tutulduğunu bilme hakkı vardır. Bu firmalar kaç yıldır faaliyet göstermektedir? Çevresel etkileri bugün ortaya çıkmış bir sorun mudur, yoksa yıllardır devam eden bir durum mudur? Söz konusu firmalara geçmiş yıllarda da çevre mevzuatına aykırılık nedeniyle idari para cezası veya başka yaptırımlar uygulanmış mıdır? Uygulanmışsa kaç kez, hangi gerekçelerle ve hangi tarihlerde uygulanmıştır? Bu işletmeler ruhsatlı ve gerekli çevre izinlerine sahip işletmeler midir? Eğer ruhsatlı ve izinli işletmelerse, bu izin ve ruhsat süreçlerinde çevresel riskler nasıl değerlendirilmiştir? Denetimler hangi sıklıkta yapılmıştır? En önemli sorumuz şudur: Uygulanan bu cezalar, deniz ekosistemine verilen zararın gerçek karşılığını oluşturmakta mıdır? Milyonlarca liralık cezalar uygulanması elbette önemlidir. Ancak Mersin Körfezi’ne verilen çevresel zararın ekonomik ve ekolojik maliyeti hesaplanmış mıdır? Hesaplandıysa uygulanan cezalar bu zararı karşılamakta mıdır? Ve buradan Bakanlığımıza, ilgili kurumlara ve tüm yetkililere açık bir çağrıda bulunuyoruz: Mersin’in denizine neyin, nereden ve nasıl ulaştığı kamuoyuna açıklanmalıdır. Firmaların isimleri, faaliyet süreleri, geçmiş denetimleri, aldıkları cezalar, ruhsat ve çevre izin durumları ile mevcut yaptırımlar şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Çünkü ceza kesmek bir sonuçtur; asıl mesele aynı kirliliğin yeniden oluşmasını engellemektir.”


   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 

 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA

Mersin Haber