Haber Merkezi
Akdeniz kıyılarını ve özellikle Mersin, Antalya ve Adana sahil şeridinde yoğun olarak yaşanan mikroplastik ve öğütülmüş plastik kirliliğine tepkiler artarak sürüyor.
Yüksek hacimli plastik atık ithalatının, denetimsiz geri dönüşüm tesislerinden kaçak deşarjlar ve rekor seviyedeki taşkın sularının birleşimiyle büyüyen kritik bir çevre felaketine yol açtığı savunularken, iş dünyasından önemli bir çıkış geldi.
“SORU: ATIKLAR GERÇEKTEN DOĞRU ŞEKİLDE AYRIŞTIRILIYOR VE İŞLENİYOR MU? OLMALI”
Mersin Sanayici ve İş İnsanları Derneği (MESİAD) Başkanı Adnan Gümdoğdu, “Yurtdışından atık alınmasına kategorik olarak karşı çıkmak yerine önce şu soruyu sormalıyız: Bu atıklar gerçekten doğru şekilde ayrıştırılıyor ve işleniyor mu?
Eğer ekonomik değer taşıyan atıklar ülkemize getiriliyor, modern tesislerde işleniyor, geri kazanılıyor ve işlem sonucunda ortaya çıkan atıklar ile atık sular denizlerimize, toprağımıza ve havamıza bırakılmıyorsa, bunun ekonomik bir faaliyete dönüşmesi elbette mümkündür.
“KAZANÇ ÖZEL SEKTÖRÜN, ZARAR İSE TOPLUMUN OLMAMALI”
Ancak burada kırmızı çizgimiz çok net olmalıdır: Kazanç özel sektörün, zarar ise toplumun olmamalıdır. bir tesis atık ithal edecekse; Ne getirdiği, nasıl işlediği, ne kadarını geri kazandığı, işlem sonucunda ne kadar artık ve atık su oluştuğu, bu artıkların nereye gönderildiği şeffaf biçimde bilinmeli ve bağımsız olarak sürekli denetlenmelidir.
“ÇEVREYE VERİLECEK ZARARIN EKONOMİK BEDELİ ÇOK DAHA AĞIR OLABİLİR”
Özellikle Mersin, Adana ve Antalya gibi deniz turizmi, balıkçılık ve tarımı güçlü kentlerde çevreye verilecek zararın ekonomik bedeli çok daha ağır olabilir.
Biz şunu söylüyoruz, atık ekonomiye kazandırılabilir; ancak denizlerimiz, toprağımız ve halkımızın sağlığı pahasına değil. Çevreyi koruyan, şeffaf, ölçülebilir ve sıkı denetlenen bir sistem istiyoruz. Çünkü bugün elde edilen kazanç geçici olabilir; kirletilen bir denizin bedeli ise nesiller boyu ödenebilir” dedi.