‘Amerika’nın, Türkiye narenciye raporu dikkate alınmalı’


 

ABD Tarım Bakanlığı’nın Türkiye Narenciye Sektörü Hakkındaki Raporu, ülkenin narenciye deposu Mersin’de de karşılık buldu! Borsa Başkanı Ö. Abdullah Özdemir, raporda önemli tespitler olduğunu söyleyerek, dikkate alınması için çağrı yaptı.

Haber Merkezi

 

Türkiye’nin narenciye ihracatı 2025 yılında önemli bir sıçrama yaptı. Önceki yıla göre yüzde 41 artış gösteren dış satım, toplamda 1 milyar 477 milyon 58 bin dolar döviz girdisi sağladı. Aynı dönemde yurt dışına gönderilen narenciye miktarı ise 1 milyon 500 bin 381 ton olarak kayıtlara geçti.

Narenciye grubunda en yüksek gelir mandalinadan elde edildi. 2025 yılında mandalina ihracatı 912 milyon 572 bin dolara ulaşarak toplam narenciye gelirinin yaklaşık yüzde 62’sini oluşturdu. Önceki yıla kıyasla değer bazında yüzde 92 artış gösteren mandalina, miktar olarak da 944 bin tonla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıktı. Mandalinayı sırasıyla limon, portakal ve greyfurt takip etti.

 

EN BÜYÜK PAZARLAR IRAK VE RUSYA

Türkiye’nin narenciye ihracatında en fazla ürün gönderdiği ülke Irak oldu. Bu ülkeyi Rusya, Ukrayna, Polonya ve Romanya izledi. Özellikle mandalina ihracatında Irak’a yapılan satışlar dikkat çekici oranda artış gösterdi. Bölgesel bazda ise Mersin, Hatay ve Adana en fazla ihracat yapan iller arasında öne çıktı.

 

“USDA’NIN TÜRKİYE NARENCİYE YILLIK RAPORU İYİ ANALİZ EDİLMELİ”

Sektör temsilcileri gelecek için atılması gereken adımlar için çağrılarını sürdürüyor. Son olarak Mersin Ticaret Borsası Başkanı Ö. Abdullah Özdemir, ABD Tarım Bakanlığı'nın Türkiye Narenciye Sektörü Hakkındaki Raporu’na dikkat çekti. “USDA’nın Türkiye Narenciye Yıllık Raporu iyi analiz edilmeli” diyen Özdemir, Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) istatistiklerine göre Türkiye’nin, narenciye üretiminde dünya genelinde 7’inci, ihracatta ise miktar bazında 3’üncü sırada yer aldığını anımsattı.

 

ZİRAİ DON İHRACATI VURDU

“Ancak 2025 yılında yaşanan zirai don olayları ve kuraklığın etkisiyle üretim, bir önceki yıla göre yüzde 13,5 oranında azalarak 4,7 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir” diyen Başkan Özdemir, “İhracat verileri incelendiğinde, Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) istatistiklerine göre 2025 yılında ihracat miktarında yüzde 8’lik bir düşüş yaşanmasına rağmen, özellikle mandalina ihracatındaki artışın etkisiyle değer bazında yüzde 41’lik bir yükseliş sağlanmıştır. Bu süreçte ihraç pazarlarında herhangi bir kayıp yaşanmaması, sektörümüz açısından olumlu bir gelişme olarak öne çıkmıştır.

 

“ABD RAPORUNDA NELER VAR?”

ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından Türkiye’ye ilişkin yayımlanan güncel narenciye raporunun, sektörün mevcut durumunun ve temel sorunlarının doğru şekilde analiz edilmesi açısından büyük önem taşıdığı kanaatindeyim.

Rapora göre Türkiye’de narenciye sektörü; tarım kimyasalları ve gübrelerin bilinçsiz kullanımı, hatalı budama uygulamaları, iç ve dış pazarlarda talep görmeyen çeşitlerin yetiştirilmesi ile soğuk hava depolama tesislerinin yetersizliği ve yüksek maliyetleri gibi önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Yakıt, gübre, sulama, işçilik ve tarımsal ilaç maliyetleri gibi temel girdi maliyetlerinin yüksekliği ise en önemli sorunların başında gelmektedir.

 

AKDENİZ SİNEĞİ VURGUSU

Raporda ayrıca, sektörün en kritik problemlerinden birinin Akdeniz meyve sineği olduğu vurgulanmaktadır. İklim değişikliğinin etkisiyle popülasyonu artan bu zararlı hem üretimde ciddi kayıplara hem de ihracatta kalite sorunlarına yol açmaktadır. Bakanlığımızın feromon tuzakları dağıtarak mücadeleye yönelik adımlar atması önemli olmakla birlikte, mevcut durum üretici, ihracatçı ve kamu kurumları arasında daha güçlü ve koordineli bir mücadele mekanizmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir” dedi.

 

“PESTİSİT İTİBARI ZEDELİYOR, GÜVENİNİRLİĞİ TEHDİT EDİYOR”

Öte yandan, pestisit kalıntıları nedeniyle özellikle Avrupa Birliği ve Rusya pazarlarında geri çevrilen ürünlere de vurgu yapan Ö. Abdullah Özdemir, sektörün uluslararası itibarı ve ürünlerin güvenilirliğini tehdit ettiğini kaydetti.

“Bu durum, narenciye ürünlerinin söz konusu pazarlarda kalıntı açısından daha sıkı ve artırılmış kontrollerle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır” diyen MTB Başkanı Özdemir, “Rapora göre, Ege Bölgesi’nde tarım alanlarının turizm ve inşaat baskısı altında kalması, orta ve uzun vadede üretim ve ihracat miktarlarına ilişkin ciddi belirsizlikler yaratmaktadır. Özellikle inşaat baskısının narenciye üretiminin merkezi olan tüm Akdeniz Bölgesi için de geçerli olduğu kanaatindeyim.

 

”GELİŞMEYEN SANAYİ; KATMA DEĞER YARATMAYI ÖNLÜYOR”

Raporda ayrıca, meyve işleme ve meyve suyu sanayisinin yeterince gelişmemiş olmasının, narenciyede katma değer yaratma potansiyelinin büyük ölçüde kullanılamamasına yol açtığı vurgulanmaktadır. Türkiye’de toplam narenciye üretiminin yalnızca yüzde 5’lik kısmı meyve suyu sanayisinde değerlendirilmektedir.

Rapora göre, Türkiye’de narenciye üretiminin yüzde 40’ı ihraç edilmektedir, bunun yaklaşık yüzde 50’si Rusya’ya gitmektedir. Türkiye narenciye sektörü için hedef büyüme pazarları Japonya, Hırvatistan, Bosna-Hersek ve Polonya’dır. Narenciye ihracatçıları; düşük ihracat birim fiyatları (ton başına 468 ABD doları), yüksek girdi maliyetleri ve lojistik sorunlar gibi ciddi zorluklarla karşı karşıyadır. Ayrıca, özellikle portakal, greyfurt ve limon sevkiyatlarında, yüksek kalıntı seviyeleri (özellikle Klorpirifos) nedeniyle 2024 yılında reddedilen gönderi sayısı artmıştır.

 

“MODERN DEPOLAMA ALTYAPISININ GÜÇLENDİRİLMESİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTA”

Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde üretim sürecinde ortaya çıkan miktar ve kalite kayıplarını azaltmak amacıyla modern depolama altyapısının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Hem yeni depoların devreye alınması hem de mevcut tesislerin kapasitelerinin artırılması gerekmektedir.

Ayrıca mevcut depoların, günümüz gerekliliklerine uygun şekilde modernizasyonu sağlanmalıdır. Yeni bahçe tesislerinde veya mevcut bahçelerin yenilenmesi sürecinde ise üreticilerin hem iç hem de dış pazarlarda talep gören ve depolamaya uygun çeşitlere yönlendirilmesi teşvik edilmelidir.

 

“BEKLENTİMİZ, BUGÜNE KADAR OLDUĞU GİBİ TALEPLERİMİZİN DİKKATE ALINMASIDIR”

Hasat sonrası kayıpların en aza indirilmesi ve ürünlerin ihracat pazarlarına kalite kaybı yaşanmadan ulaştırılabilmesi için sürdürülebilir bir soğuk zincir sisteminin kurulması artık zorunlu hale gelmiştir. Uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılabilmesi için erkenci, orta sezon ve geçci çeşitlerin üretimi planlı bir şekilde yapılmalı; pazar taleplerine uygun ürün arzı yıl geneline yayılmalıdır. Bunun yanı sıra narenciye işleme sanayisinin geliştirilmesine öncelik verilmeli, sanayiye yönelik üretim planlaması yapılarak ürünlere katma değer kazandıracak mekanizmalar oluşturulmalıdır. Bu sayede hem ihracat hacminin hem de ihracat gelirlerinin artırılması mümkün olacaktır. Bakanlığımızdan beklentimiz, bugüne kadar olduğu gibi taleplerimizin dikkate alınmasıdır” diye konuştu.


   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!


  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  
 

  HABERCİ SPOR
 
 
  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANE
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2026 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA