Su kaynakları neden kurudu? | Mersin Haberci Gazetesi
     
 
 
 
 
 

Su kaynakları neden kurudu?


 

Vatandaşlar günler süren su kesintilerine isyan ederken, Başkan Kocamaz ise ‘Su kaynakları kurudu’ açıklamasını yaptı. STK temsilcileri ve doğa dernekleri ise doğru politika ile kuraklığın önüne geçilebileceğini savundu.

SONER AYDIN

Küresel ısınma, orman alanlarının talan edilmesi, HESler, baraj gibi yapılar nedeniyle kuraklığa bağlı olarak ortaya çıkan susuzluk gelecekte karşılaşacağımız en büyük sorunların başında geliyor. Özellikle Mersin’de göçle birlikte kent nüfusunun artmasına bağlı olarak su kaynakları da hızla tükeniyor. Fazla su tüketimi nedeniyle yer altı suları da tükenme aşamasına geldi. 
Geçtiğimiz günlerde kuraklıktan kaynaklı susuzluğun ilk örneği yeşilin ve suyun bol olduğu Silifke’nin Senir Mahallesinde yaşandı. Konu geçtiğimiz günlerde Büyükşehir Belediyesi Meclis oturumunda gündeme geldi. Mersin’de yaz boyunca şikayetlere konu olan susuzluk ile ilgili Başkan Burhanettin Kocamaz, su kaynaklarının kurumasından kaynaklı sıkıntılar yaşandığını ve önümüzdeki yılın biraz daha yağışlı geçmesi halinde su sıkıntısının yaşanmayacağını belirtti. Çevre Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilcisi Zehra Korkmaz ve Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan, Mersin’de yaşanan susuzluğu ve kuraklığa karşı alınması gereken önlemleri gazetemize değerlendirdi.
“KÜRESEL ISINMANIN ÖNEMLİ BİR SONUCU”

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Mersin İl Temsilcisi Zehra Korkmaz, kuraklığın son yıllardaki iklimsel değişim ve küresel ısınmaya bağlı olduğunu söyledi. Kuraklığın, yağışların uzun yıllar ortalamasından daha az gerçekleşmesiyle ortaya çıkan bir iklim olayı olduğunu dile getiren Korkmaz, “Ülkemiz açısından baktığımızda kuraklığın çok yakıcı ve olumsuz sonuçlarını görmekteyiz. Dünyada karşılaştığımız küresel ölçekteki sorunlardan biri kuraklıktır. Kuraklık küresel ısınma ve iklim değişikliğinin en önemli en önemli sonuçlarından bir tanesidir” dedi.

“ÜLKEMİZ SU FAKİRİ BİR ÜLKE”

Ülkemizde kuraklığa bağlı olarak su tüketiminin hızla arttığını kaydeden Korkmaz, “Su tüketiminin artmasıyla birlikte ciddi sıkıntılar da yaşanmaktadır. Ülkemiz su fakiri bir ülkedir. Dünya ortalamalarına baktığımız zaman dünyadaki su potansiyelleri açısından değerlendirdiğimizde kişi başına düşen yenilenebilir su potansiyeli yıllık olarak 3 bin 500 metreküp’tür. Dünyada su ortalaması da 7 bin 600 metreküp civarındadır. Bu verileri karşılaştırdığımız zaman ülkemizin su fakiri olduğu çok net bir şekilde görülmektedir. Ayrıca ülkemiz su sıkıntısı bulunan ülkeler arasında da yer almaktadır. Kişi başına teknik ve ekonomik olarak 1500-1735 metreküp civarında kullanılabilir yıllık su miktarı düşer. Ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülkedir. TİK’nun tahminlerine göre 2030 yılına kadar ülkemiz nüfusunun 100 milyona ulaşması durumunda kişi başına kullanılabilir su miktarı bin metreküpe düşeceği tahmin edilmektedir. Bu veri de ilerde ülkemizde daha çok su sıkıntısı yaşanacağının habercisidir” ifadelerini kullandı. 

“EN FAZLA TÜKETİM TARIM ALANLARINDA”

Ülkemizde suyun kullanım alanlarına bakıldığında en büyük su tüketiminin %75’le tarım alanında olduğu bilgisini veren Korkmaz, şunları söyledi: “Sanayide de ciddi bir su tüketimi bulunmaktadır. Ayrıca yerleşim alanlarında insanların yaşam faaliyetleri için ciddi su tüketilmektedir. Bu nedenle su kaynaklarımızın çok doğru bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Su kaynakları açısından havzaların yönetimi, rehabilitasyonu, verimlilik ve potansiyellerinin korunması ve arttırılması önem taşımaktadır. Bu sular tüketiliyor ve atık su olarak veriliyor. Birçok yerde ve yerleşim yerinde bu atık sular arıtılmadan gelişigüzel çevreye verilmektedir. Akabinde de çevre kirliliği yaratmaktadır.”


“DOĞRU TÜKETİM KURAKLIĞI ÖNLER”
Suyun doğru tüketimine dair bir dizi önerilerde bulunan Korkmaz şöyle devam etti: “Atık suların ileri teknolojilerle arıtılarak tekrar tarımda ve sanayide kullanılması gerektiğini öneriyoruz. Suyun verimli kullanımı açısından önemli olacaktır. Bu yöntemi gelişmiş ülkeler çok öncelerden beri kullanmaktadır. Bunun mutlaka yapılması gerektiğini vurguluyoruz. Özellikle yeraltı sularının etkin yönetimi de sağlanmalıdır. Bugün ülkemizde yeraltı suları çok kontrolsüz ve düzensiz şekilde kullanılmaktadır. Tarım Bakanlığı’nın bu açıdan olumlu çalışmaları vardır. Ancak bu çalışmaların daha da arttırılarak devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca toprakta bulunan suyun muhafazasının arttırılmasına yönelik arazi kullanım tekniklerinin geliştirilmesi gerekmektedir. En önemli doğal su deposu olan toprakların korunması ve geliştirilmesine yönelik arazi kullanım planlarının yapılması gerekmektedir. Su üretim sistemlerinin modernize edilmesi gerekiyor. Buna yönelik de ülkemizde bir takım çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle sulamada kapalı sistemlere geçilmiştir. Bunun her bölgede yaygınlaştırılarak geliştirilmesi gerekmektedir. Her şeyden daha da önemlisi kuraklıkla ilgili etkin mücadele için yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bugüne kadar yapılan kuraklığın önlenmesine yapılan stratejik çalışmaların da hayat bulması yönünde ciddi çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Aslında kuraklık bir doğal afetten ziyade insan eliyle insanlar tarafından küresel ısınmanın oluşturulması ve küresel ısınmaya bağlı olarak iklim değişikliği sonucunda oluşmaktadır. İnsanların çeşitli faaliyetleri sonucunda, sanayideki ve teknolojideki gelişmelere bağlı olarak atmosfere sera gazı dediğimiz kirletici gazlar bol miktarda verilmektedir. Ve bu gazla atmosfer içerisinde birikerek sera etkisi meydana getirmektedir. Bu sera etkisine bağlı olarak da küresel ısınma; küresel ısınmaya bağlı olarak da kuraklık oluşmaktadır.”

“ÖNCE YAYLALAR, SONRA ŞEHİRLER”

Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Aslan ise yaylaların ardından önümüzdeki birkaç yıl içinde şehirlerin de sıkıntı çekmeye başlayacağını dile getirdi. Kuraklılığın en önemli nedenlerinden birnin doğanın rant politikalarına kurban edilmesi olduğunu sözlerine ekleyen Aslan, “Daha fazla kar elde etmek uğruna toprak ve su çok acımasızca harcanıyor. Ekolojik dengenin bozulmasına neden olan bir çok uygulama yapılıyor” şeklinde konuştu. 

“KENTLER PLANLAMASI DOĞAYA UYGUN OLMALI”

Aşırı su tüketiminin su kaynaklarının tükenip ve doğal dengenin bozulmasında en önemli etkendir olduğunu dile getiren Aslan, “Yerelde plansız politikaların hayata geçirilmesi yine su kaynaklarının azalmasına nedendir. Özellikle kentlerin planlanması yapılırken doğal denge gözetilmeksizin yapılmakta. Kent planlanmasında su kaynaklarının korunması çok önemli. Doğal dengeyi sağlayan ormanların yok edildiğini görüyoruz. Ormanlar rant uğruna talan ediliyor. Yerlerine sanayi, turizm tesisleri kuruluyor yada yerleşime açılıyor. Ormanlar su oluşumunda en büyük yardımcılardan biri. Yine su kaynaklarının kirlenmesi başka bir neden. Bu sadece suyun kirliği değil aynı zamanda toprak ve hava kirliliği de su kaynaklarının azalmasında çok önemli bir etken. 
Çarpık kentleşmenin beraberinde ortaya çıkan çarpık sanayileşme de su kaynaklarının azalmasına neden olmakta. Sanayileşme özellikle kirlilikte önemli bir yer kaplıyor. Planlı doğayla barışık sanayiye yatırım yapmıyoruz, ülkemiz son 10 yıldır kirli sanayiye yatırım yapıyor. Yine belediyelerin alt yapı çalışmalarına özen göstermemiş olması, yani su borularındaki kaçak kayıplarına yatırım yapmamış olması, kanalizasyon sisteminin verimli çalışmamasından kaynaklı su kayıplarının yaşanması su kaynaklarının hızla tükenmesine neden olan bir unsur” diye belirtti.

“SU KAYNAKLARI KORUNMALI”

Özellikle zengin su havzalarının korunmasının büyük öneme sahip olduğunu sözlerine ekleyen Aslan şunları söyledi: “Büyükşehir Belediyesi su havzalarını korumak için çalışma yapabilir. Suların kirlenmesini engelleyebilir. Suyun tasarruflu kullanılmasını sağlayabilir. Yeni su kaynakları arayışına girebilir. Sanayinin kirlilik oranı düşürülebilir. Toprak kirliliğini azaltmak için meslek odaları ve STKlarla işbirliği yapabilir. Azalan su kaynaklarına başka bir kaynaktan takviye yapılabilir. Okullarda öğrencilere eğitim verilebilir. Önlem olarak yağmur sularının biriktirilebileceği sarnıçlar, havuzlar yapılabilir. Yine belediyeler yeşil alanları arttırmalı. Ağaçlandırma arttırabilir. Plansız nüfus artışları su kaynaklarının tükenmesinde büyük etken. Mutlaka nüfus artışı konusunda belediyeler bilinçlendirme yapmalı. Mevcut su tüketiminin kullanılması noktasına halkı bilinçlendirebilir. Yeni su kaynakları arayışı içine girebilir. Tarım alanlarının yanlış sulanması yüzünden de su kaynakları azalmakta. Yerel idareciler tarım alanları da su tüketimi ile ilgili çiftçileri bilinçlendirebilir. Su tasarrufu konusunda yerel idareciler, önlem almalı. “


   

Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!





  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 




  SOSYAL MEDYA
 

  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2022 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA