VAKA ARTIŞI KORKUTUCU!


 

Vaka artışları nedeniyle tedirginlikleri artan sağlık emekçileri vatandaşlara dikkatli olmaları, yetkililere ise aşılamanın hızlanması ve şeffaflık çağrısı yaptı. Tabip Odası Başkanı DR. Mehmet Antmen, “Covid-19 belasından kurtulabilmek için sadece halkın önlem alması yeterli değil, toplumsal önlemlere ihtiyaç var” dedi.

HEDİYE EROĞLU

 

Covid-19 ile mücadele sürürken normalleşme adımları atılması, artan vakalar nedeniyle sağlık emekçilerini tedirgin ediyor.

Şubat ayı ortalarında Türkiye’de vaka sayısı 6 binin altına inerken bugünlerde 11 binlere çıkması endişenin baylıca nedeni oldu. Bu artışta mutasyonlu virüsün önemli bir etken olduğu belirtilirken, uzmanlar aşılama politikasının şeffaflaşmasını istiyor.

Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. Mehmet Antmen, vaka sayısındaki artış trendinin mutasyondan kaynaklandığını söyleyerek. “Çünkü mutasyonlu virüs daha çabuk bulaşabilen bir mutasyon, o açıdan çok daha dikkatli olunması, önlemlerin çok daha düzenli alınması gerekir” uyarısı yaptı.

 

OKULLAR KAPANDI, ÇOCUK İŞÇİLİĞİ ARTTI

Önlemler gevşetilerek okulların gerekli önlem ve tedbirler alınmadan açılmasının riski arttırdığını işaret eden Antmen, “Biz işin başından beri aslında okulların açık tutulmasının çok yararlı olduğunu, açılacaksa da önlem alınarak yapılmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü online eğitimde milyonlarca çocuk bundan yararlanamadı. Bu nedenle çocuk işçiliği çok artmış durumda. Aileler çocukları çalıştırdığı için çocuk işçiliği olayları çok artmış durumda.

Bunu bir kere bıraksak bile eğitimde eşitsizlik çok çok artmış durumda. O nedenle okulların açık tutulması önemli ama bu hali ile değil. Çünkü okullar 7-8 aydır kapalı durumda ama bu süre zarfında okulların açılamayacağı bugünlere yönelik hiçbir önlem alınmış değil. Örneğin Şubat ayında aşılanacağı söz verilen öğretmenler aşılanmadı. Milli Eğitim Bakanını aşıladılar öyle kaldı. Bu şartlarda okulların açık olması hem öğretmen, hem öğrenci hem de milli eğitim çalışanları açısından çok ciddi bir sıkıntı. Basın yine aynı şekilde her gün sokakta ama bir kişi bile aşılanmadı. Yine güvenlik güçleri için de durum aynı” dedi.

 

“AŞILAMA YETERLİ DEĞİL”

Virüsten kurtulmak için önlem ve aşılamanın ilk kurallar olduğunu dile getiren Dr. Mehmet Antmen, ancak şuana kadar Türkiye’ye 13 milyon doz aşı girebildiğini, bunun 10 milyonunun kullanıldığını ancak 2 milyonun çift doz olarak yapıldığını anımsattı.

“80 milyonda 2 milyon aşılama yüzde 3 bile etmeyen bir kitle çift doz aşı yaptırmış durumda” diyen Antmen, “Bu dünya geneline baktığımızda çok çok düşük bir rakam. Bu açıdan aşılamanın bir an önce başlatılması ve aşı teminin daha doğrusu yeterli doza ulaştırılması gerekiyor.

Örneğin Mart ayı sonuna kadar Türkiye’ye 50 milyon doz aşı gelecek deniliyordu. Aslında ilk verilen rakamlarda ocak-Şubat’ta gelecek denilmişti. Ama şuanda hala aşı bekliyoruz ve toplumunda yüzde 10’u ancak birinci doz aşısına ulaşabilmiş. Bu gelişmiş bir ülke açısından asla yeterli bir rakam değil. O açıdan bizim Türkiye olarak ne yapıp edip, yeterli dozda aşının bir önce ülkemize gelmesini sağlamamız gerekiyor.

Bu noktada hükümetin politikasının ne olduğunu bilsek daha rahat konuşabileceğiz. Hükümeti, sağlık bakanlığını eleştirmeden çekinmiyoruz. Eleştiri yapıcı olur ise meseleyi ilerletir. Biz eksiklikleri görerek, kırıp dökmeden, halkın yararına eleştiri yapıyoruz.

Politikaya göre; ilk vatandaşların yüzde 40’ını aşılayacaktı, Ocak-Şubat’ta 50 milyon doz aşı getirecektik. Politikamız buydu ama uygulamaya baktığımızda hiçbir şey yok.

Mart ayının başındayız ve hala 13 milyon doz aşı var.

 

“AŞI TEREDDÜTÜ TUTARLI POLİTİKALARLA MÜMKÜN”

Biz halktaki aşı tereddüdünün de aslında yıkılması gerektiğini ve aşıya ilginin daha fazla olması gerektiğini düşünüyoruz ama bu tutarlı politika ve uygulamalarla mümkün olabilir.

Sinovac şirketinin coronavac aşısı hiçte yabana atılacak bir aşı değil. Keşke şuan 5-6 çeşit aşının hepsinden temin edebilsek ve vatandaşın tercihine sunabilsek. Tamam bunu yapamadık. Sinovac7ın aşısına mahkum olduk ama bu da bir şeydir diyeceğiz. Ama bu da yok elimizde. Pek çok kronik hastalığı olan insanın çok daha önceden aşılanması gerekir. Yada 65 yaş üstü insanları aşılıyoruz ama evinde olanları aşılayamıyoruz. 

Şuan ki sağlık örgütlenmemize göre günde 500-600 bin kişiyi aşılayabiliriz ama aşı yok. Aşı olmadığı için hiçbir şey yapılamıyor. Bu açıdan hükümetin bir an önce ne yapıp edip, temin etmesi ve önce öğretmenlerden başlayarak, açtığımız kafeteryaların restoranların çalışanlarını öncelikle olarak aşılaması gerekiyor.

 

“AŞI, AĞIR HASTALANMAYI ÖNLÜYOR”

Bu aşı sizin virüse karşı ağır hasta olmanızı engelliyor. Hastalık kapabiliyorsunuz ama hastanelik duruma düşmüyorsunuz. Coronavac aşısı asla eleştirilmemeli. Diğer aşılarının koruyuculuğu biraz daha fazla ama şuan elimizde olan aşının bile ağır hastalığa, ölüme engel olması gebe özellikleri nedeniyle çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Dünyada 160 milyonun üzerinde insan hastalandı ve 2 milyon520 bin, Türkiye’de ise 28 bin insan öldü. Bu salgın sürdüğü sürece Covid dışı hastalıklardan ölme veya sağlık hizmetine ulaşmasında da sıkıntı oluyor.

 

“COVİD DIŞI ÖLÜMLERDE KORKUNÇ ARTIŞ VAR”

Bugün sadece Mersin’de 2020 yılı içinde bin 400 civarında fazladan ölüm var. Son 5 yıla baktığınızda bunlar sadece Covid-10’dan ölenler değil. Kronik hastalar veya hastaneye gitmeye korkanlardan dolayı yaşamını kaybedenler var ki örneğin kronik hasların randevu almasında ve doğal olarak tedavilerinde sıkıntılar var. Bu açıdan Covid-19 dışı hastalıklardan kaynaklı ölümler arttı ve bunlar da bir an önce çözülmeli. Artık, ‘Covid-19’dan şu kadar kişi öldü veya yakalandı’ açıklamaları yetersiz” diye konuştu.

 

AKKUYU’DA, LİMANDA KAÇ KİŞİ HASTALANDI VEYA ÖLDÜ?

Aşılama politikasına ilişkin toplu işyerlerinin durumunun acilen ele alınması gerektiğini de vurgulayan Tabip Odası Başkanı Antmen, “Örneğin Serbest Bölge’de, Organize Sanayi Bölgesi’nde, liman ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali gibi yerlerde kaç insan hastalanmış, kaç ölüm olmuştur? Bunları tespit edip buralara gerekirse aşılamada öncelik verilmesi gerekir. Çünkü pandemi süresince ne serbest böle, ne liman ne de organize sanayi bölgesi ve ne de Akkuyu Nükleer Güç Santrali durdu. Bizim edindiğimiz bilgilere göre de buralarda vaka sayıları çok fazla oluyor. İnsanlar toplu bulundukları için virüsü birbirlerine bulaştırmaları çok fazla oluyor. Bu açıdan da hükümetin yada sağlık bakanlığının buralardaki verileri bir an önce açıklaması gerekir ki ona göre bir aşı programı yapılsın. Aşı programını sağlık bakanın tepeden yapması ile bu iş çok fazla mümkün değil. İllere, ilçelere göre pozisyonlar üretilmeli böyle aşılama yapılmalı.

Bir milyonun üzerinde sağlık çalışanı aşılandı ama iş yerleri, muayeneler, küçük tıp merkezlerinde çalışan tıbbi sekreter veya yardımcı elemanların aşılanmasında sıkıntılar yaşandı. Ama bu konuyla ilgili aksaklıkların giderilmesi için Pazartesi günü İl Sağlık Müdürlüğü ile görüşme yapacağız” dedi.

 

“HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN ÇOK TEHLİKELİ ŞEYLER YAPIYORUZ”

Normalleşme sürecinde en tehlikeli alanların; bulaş riski yüksek kapalı alanlar olduğun uda söyleyen Antmen, “Bu düğün salonu, kafeterya veya bunun benzeri alanlar olabilir. Kapalı alanlarda yapılan parti kongreleri gibi.

Ayrıca bizim başından beri yaptığımız çok büyük bir hata var; sokağa çıkma yasağı. Tamam sokağa çıkma yasağı mutlaka gerekiyor ama neden ben evimin yanındaki parka, bahçeye gitmemeyim. Veya vatandaşın açık havada dolaşması sakıncalı olsun? Biz vur deyince öldüren önlem alıyor veya önlem almadan açılımlar yapıyoruz. Örneğin öğretmenleri aşılamadan okulları açıyoruz. Ya da okullarda bir yıl süreyle önlem almıyoruz. Çocuklara özel maskeler bulundurmuyoruz. Önlem alınırken bilimsel değil ekonomik, siyasi kriterlere göre önlem alıyoruz. Halk sağlığı açısından çok tehlikeli şeyler yapıyoruz.

 

“RUH SAĞLIĞIMIZ İYİ DEĞİL”

Öte yandan kapanmalar yüzünden esnaf gerçekten çok kötü durumda. Hem sağlık hem ekonomik olarak. Pek çok esnafın, sanatçının intiharı söz konusu. İntihar aşamasına gelmese bile ruhsal bozukluklara uğrayan çok sayıda insan var. ‘Vur deyince öldürüyoruz’. Ekonomik önlem alacaksan buna yönelik tedbirler al. Bütçemizde 128 milyar doların kayıp olduğu, ne yapıldığı belli değil. 128 milyarı bu pandemide kullanabilir, esnafa, işçilere verebilirdik. Ama bunların hiç biri yapılmıyor. ‘Covid azaldı açıyorum, arttı kapatıyorum’ demek önlem değildir.  Son olarak 11 bin vakamız var ki bunların çok büyük bir kısmı da mutasyona uğramış virüs bu nedenle de bu sayı azalmayacak.

 

“KAMUOYUNU BİLGİLENDİRİN”

Pandemi sürecinin Türkiye ve Mersin’de çok kötü yönetildiğini düşünüyoruz. Sürecin başından beri vakaların daha şeffaf hatta günlük ve ilçe düzeylerine kadar inilerek açıklanmasını istiyoruz: Özellikle sanayi merkezlerindeki vaka ve ölüm olayların veriler ide paylaşılmalı ki Covid dışı ölümler hakkında da kamuoyuna bilgi verilmeli.

Vatandaşın sağlığı, ülkenin geleceği açısından bu çok önemli. Covid-19 belasından kurtulabilmek için sadece halkın önlem alması yeterli değil. Esas önlem toplumsal önlemlerdir. Aşıların bir an önce temin edilmesi çok önemli. Ülke ve dünya olarak mücadeleyle bu Covid-19 belasından bir an önce kurtulacağız” ifadelerini kullandı. 

 

   


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

Yapılan yorumlarda IP Bilgileriniz kayıt altına alınmaktadır..!



  HABERCİ GAZETESİ
 

  HABER ARAMA
 
  

  HABERCİ SPOR
 


  BİK İLANLAR
 


  SOSYAL MEDYA
 
  NÖBETÇİ ECZANELER
 
 

 




sanalbasin.com üyesidir

 
         
ANASAYFA HABER ARŞİVİ KÜNYE İLETİŞİM GİZLİLİK İLKELERİ

 
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
mersinhaberci.com © Copyright 2016-2021 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.

URA MEDYA